Mirza. Elimde tuttuğum kristal bardağı tek de kafama diktim. Ne kadar içersem içeyim kafamda ki düşünceleri bir türlü atamıyordum. Daha da garibi hangisi düşüneceğimi şaşırmıştım. Bir tarafta karım bir tarafta Cihan... Bu kadar kısa sürede hem de yaralı nereye kaybolabilir? "Cihan!" diye tısladım, elimde ki bardağı öyle bir sıktım ki bardak ikiye ayrıldı. Ama elimin acısını bile hissedemiyordum, öfkem acımın önüne geçiyordu. Hırsla telefonu kavrayıp Ali'yi aradım. "Buyur abi?" "Cihan'dan hâlâ bir haber yok mu?!" diye sordum sertçe. Ali sıkıntıyla nefesini verirken, "yok abi. Normalde beni aramadan hiçbir şey yapmazdı. İlk kez beni aramıyor. Gidebileceği her yere baktım ama hiçbir yerde yok. Ölmüş olabilir mi?" derken sesi titriyordu. Cihan'dan ödü kopuyordu. Korkmakta haklıyd

