Aynur Hanım, eşini işe yolcu ettikten sonra vakit kaybetmeden hastaneye geçti. Açelya, o korkunç kazadan beri hastanedeydi ama neyse ki hayati tehlikeyi atlatmıştı. Yüzünde, kaza anında elinde tuttuğu telefondan kaynaklanan birkaç yara izi vardı. Doktor, yaraların derin olmadığını ve yaz tatili bitene kadar tamamen iyileşeceğini söyleyerek içlerini rahatlatmıştı.
Aynur Hanım, kızının en sevdiği atıştırmalıklarla dolu poşeti kavrayıp odaya yöneldi. Bir haftadır her gün geldikleri için hemşirelerle artık ahbap olmuşlardı. Birkaçına selam verip odaya girdiğinde, Açelya’yı yatağında dikleşmiş, pür dikkat televizyon izlerken buldu. Ülkenin en popüler kanalı olan Yıldız TV’de, yeni bir yarışma programının tanıtımı dönüyordu.
"Yine mi o yarışma?" diye sordu Aynur Hanım, elindeki poşeti masaya bırakıp kızının saçlarını okşayarak. "Sabahtan beri her kanalda aynı reklam!"
Açelya, bakışlarını ekrandan ayırmadan hafifçe gülümsedi. Reklamı bu kadar dikkatli izlemesinin sebebi sadece merak değildi; bir hafta önce, o karanlık uykusundan ilk uyandığı an yaşadığı o tuhaf, sarsıcı deneyimdi. Zihninde yankılanan o sesler hâlâ oradaydı.
BİR HAFTA ÖNCE
Göz kapaklarımı kaldırmak, sanki üzerlerine ağır kayalar konulmuş gibi imkansız geliyordu. Dünyayla aramda kalın, gri bir perde vardı. Sonunda gözlerimi araladığımda karşılaştığım ilk şey; o tanıdık pembe duvarlarım ya da tavanımdaki fosforlu yıldızlar değildi. Karşımda, insana soğukluk hissi veren, uçsuz bucaksız, bembeyaz ve çıplak bir tavan duruyordu.
“Benim odamın tavanı nerede? Posterlerime ne oldu?” diye geçirdim içimden. Zihnim, suyun dibine çökmüş bir kum tanesi gibi bulanıktı. Burnuma dolan o keskin ilaç kokusu ve kulaklarımda çınlayan düzenli "bip... bip..." sesleri, odamda olmadığımı haykırıyordu. Başucumda annemi, babamı ve kardeşimi görünce şaşırdım. Onların babaannemlerde olması gerekiyordu.
.Annem, gözlerimin açıldığını görünce titreyen bir sesle, "Sonunda! Sonunda uyandın!" diye haykırdı. Yüzü daha önce hiç görmediğim kadar solgundu, sanki bir haftada on yıl yaşlanmış gibiydi. Onu o halde görmek kalbime küçük bir iğne batması gibi acı verdi. Babama dönüp "Koş, doktoru çağır!" diye seslendiğinde evdeki o neşeli kadından eser yoktu.
Ben sersem bir sekilde iceri giren doktara bakarken bır dızı muaneden gecmişdıim bile sonunda önemli bşirsey olmadıgına karar verdıler bıraz agrım ola bililrmiş bıde yuzumdekı yaralar için ilaç verdışer bir sure daha gözlem altında tutuldukdan sonra eve gide bilrmişim.
Doktorlar çıktıktan sonra annem o tanıdık, endişeli azarlarına başladı: "Açelya, güzel kızım... Kaç kere dedim sana şu telefonu banyoda oynama diye! Bizi nasıl korkuttun? İyi ki eve dönmüşüz... Bundan sonra evde tek kalmak yok sana!" Babam araya girip beni kurtarmaya çalışsa da annemin dinlemeye niyeti yoktu. O an öğrendim; tam iki gün boyunca uyumuşum. Beynimde hasar olmasa da elektrik çarpması kalbimi bir anlığına durdurmuş, doktorlar beni ölümün kıyısından çekip almıştı.
Konuşurken yine uyuyakalmışım. Uyandığımda oda sessizdi, annem koltukta sızmıştı. Merak ve hafif bir korkuyla yataktan kalkıp banyoya süzüldüm. Ayaklarım yere değdiğinde soğuk zemin beni ürpertti. Titreyen elimle ışığı açıp aynaya baktığımda nefesim boğazımda düğümlendi.
Aynadaki kız ben olamazdım. Benim pürüzsüz yüzüm gitmiş; yerine sanki bir harita çizilmiş gibi kıpkırmızı, ince yollar gelmişti. Telefonun camı patladığında yüzüme sıçrayan parçalar, yanaklarımda huysuz yaralar bırakmıştı. Bir savaşçıya benziyordum ama kahraman gibi değil, yenilmiş gibi hissediyordum. Parmak uçlarımı usulca o sızıların üzerinde gezdirdim. "Eski halime dönebilecek miyim?" diye fısıldarken sağ gözümde keskin bir yanma hissettim.
Gözlerimi kapatıp açtığımda, aynadaki görüntümün üzerine yarı şeffaf, neon mavisi bir ekran yerleşti. Tıpkı tabletimdeki oyunların giriş ekranı gibiydi:
[SİSTEM: "Benim Stilim" Yükleniyor...]
[Oyuncu Bulundu: Açelya]
[Yükleme Tamamlandı. :^)]
"Merhaba Oyuncu! Ben senin asistanınım. Amacımız seni en ideal geleceğe hazırlamak. Lütfen bir kariyer yolu seç."
[UYARI: 60 dakika içinde seçim yapılmazsa, sistem çarkı rastgele çevirecektir ^_^]
"Hâlâ tam uyanamadım galiba," diye mırıldanıp yatağıma döndüm ve o yazıların eşliğinde tekrar uykuya daldım.
Şimdiki Zaman
Televizyona bakarken o anlar zihnimde yeniden canlandı. Derin bir iç çektim. Aynur Hanım hemen kızına döndü: "Ne oldu kızım, bir yerin mi ağrıyor?"
Açelya annesine bakıp gülümsedi. "Yok anne, sadece aklıma bir şey geldi."
Gözünün önünde asılı duran dijital ekrana baktı. Sistem o uyurken kararını çoktan vermişti:
[Otomatik Seçim Tamamlandı]
Adı: Açelya | Yaş: 12
Kariyer: YILDIZ
Alt Branşlar: Oyuncu, Şarkıcı, Dansçı...
[İLK GÖREV ATANDI]
Ana Görev: Tanınırlık Kazanmak.
Ödül: Ün Puanı, Maddi Destek, Gizemli Yetenek Kutusu. )
[Lütfen en kısa sürede ana görevi tamamlayınız. Asistanınız size en uygun kariyer çizelgesini hazırlayacaktır (^_^)]
Aynur Hanım ortalığı toplarken bu soruyla duraksadı. "Evet tatlım, benim yakın arkadaşım Ece Teyzenin kursuna gidecektin, biliyorsun biz de aynı eğitim merkezinde ders veriyoruz. Neden sordun birden?"
Açelya televizyonu işaret etti: "O yarışmaya katılmak istiyorum anne. 10-15 yaş grubunda şansımı deneyeceğim."
Aynur Hanım şaşırmıştı. Açelya yetenekli bir çocuktu ama genelde arka planda kalmayı tercih eder, zorlanmayı pek sevmezdi. Şimdi ise bir anda büyük bir yarışmaya katılmak istiyordu. Aynur Hanım hemen gülümseyerek kızına sarıldı.
"Sen hiç merak etme, annen sana yardım edecek. Ama önce şu hastaneden bir çıkalım hele." Kızını öptü. "Büyüdü de yarışmalara mı katılıyor benim kızım?"
Açelya, annesinin bu denli mutlu olduğunu görünce gülümsedi. Şimdi tek yapması gereken, bu sistemin gerçek olup olmadığını test etmekti. Eğer gerçekse kaderi tamamen değişecekti; değilse, hayatına kaldığı yerden devam edecekti.
Ece Teyze’yi çok iyi tanıyordum. Annemle ne zaman bir araya gelseler, bakışlarını üzerime diker ve o meşhur cümlesini kurardı: "Aynur, bu kız yeteneğini boşa harcıyor! Bırak şu bilgisayar oyunlarını, gel sana dans etmeyi öğreteyim. Bak, iyice erkek çocuklarına benzedin, kamburun çıkacak o ekran başında!"
Ben ise her seferinde bir yolunu bulup ondan kaçardım. Ama şimdi... Şimdi kendi ayaklarımla, tıpış tıpış ona gidip ders isteyecektim. Gözümün önüne gelecek manzara şimdiden belliydi: Önce büyük bir sevinç çığlığı atacak, ardından neden bu kadar beklediğime dair bitmek bilmeyen bir nutuk çekecek ve en sonunda beni forma sokmak için pestilimi çıkarana kadar ödev verecekti. Hele bir de annem yarışmadan bahsederse, işte o zaman hapı yutmuştum! Kendi halindeki tembel hayatım, bir anda askeri disipline sahip bir eğitim kampına dönüşecekti.
Geri dönmek için artık çok geçti. Annem çoktan telefona sarılmış, Ece Teyze ile heyecanlı bir şekilde konuşmaya başlamıştı bile. Odanın içinde yankılanan sesinden, yarışma planlarının çoktan yapılmaya başlandığını anlayabiliyordum.
Aslında ikisi de bu işe biraz "çocukça bir heves" gözüyle baksalar da, içten içe çok mutluydular. Çünkü ben, yıllardır ördüğüm o kalın duvarların arasından ilk kez kendi isteğimle başımı dışarı çıkarmıştım. Annemle babamın bakışlarındaki o parıltıyı görebiliyordum; sonuç ne olursa olsun, benim yanımda olacaklardı. Yenilsem de, pes etsem de beni o karanlık odama ve bilgisayar ekranının yalnızlığına geri göndermeyeceklerdi.
Ben bunları düşünürken, sağ gözümün ucunda sistem tekrar kıpırdandı:
[YENİ YAN GÖREV: İlk Adım]
Hedef: Ece'nin Eğitim Kampına Katıl.
Zorluk: Kolay (Fiziksel), Zor (Sabır).
Ödül: +5 Kondisyon, "Disiplinli Öğrenci" Unvanı.
[:^) Unutma oyuncu; her yıldız, üzerinde baskı oluşmadan parlamaz!]
Açelya, annesinin heyecanlı telefon konuşmaları odada yankılanırken yavaşça yatağına uzandı. Zihni hem bu gizemli sistemle hem de Ece Teyze’nin muhtemel işkence seanslarıyla doluydu. İçinden, “Belki de bunlar son rahat uzanışlarım... Bari son kez şöyle güzel bir uyku çekeyim,” diye geçirdi. Vücudu yaşadığı onca sarsıntıdan sonra daha fazla direnmedi ve göz kapakları yavaşça kapandı.
Aynur Hanım, telefonda Ece ile gerekli tüm detayları kararlaştırıp planı yaptıktan sonra telefonu kapattı. "Açelya, Ece teyzenle konuştum, her şeyi ayarladık..." diyerek yatağa döndüğünde, kızının çoktan derin bir uykuya daldığını gördü.
Yüzünde şefkatli bir gülümseme belirdi. Kızının yanına yaklaşıp saçlarını nazikçe okşadı. "Uyu bakalım tatlım," diye fısıldadı kendi kendine. "Şimdiden Ece teyzenle öyle planlar yaptık ki... Bunlar gerçekten senin son rahat dinlenmelerin olacak."