2.BÖLÜM : KAZA

1351 Words
Haziran ayı bitmiş, temmuz ayı başlamıştı. Aynur Hanım, Açelya için bir sanat kursu bulmuştu. Akşam olup herkes odasına çekildikten sonra, Aynur Hanım Ahmet Bey’e, “Açelya’yı sanat kursuna yazdıracağım. Yaz boyunca evde kalıp bilgisayar başında vakit geçirmesini istemiyorum,” dedi. Ahmet Bey, “İyi fikir bulmuşsun. Umarım bu sefer kursa gitmeyi kabul eder. Memlekete gidip geldikten sonra onu kursa götürüp kaydettiririz,” diye cevap verdi. Sonra eşine bakıp, “Tamam, iki gün içinde benim tatilim de onaylanmış olur,” dedi. Aynur Hanım, “Açelya bu yaz gelecek mi?” diye sordu. “Bilmiyorum, kuzenleriyle pek anlaşamıyor. Onu evde de tek bırakmak istemiyorum,” dedi Ahmet Bey. “Yarın bir konuşursun. Gelmek istemiyorsa zorlamayalım. En fazla Hasan’ın eşinden ona bakmasını isteriz, zaten çok kalmayız, iki güne döneriz.” Aynur Hanım içini çekip, “Tamam, ama evde tek kalması konusunda içim hiç rahat değil,” dedi. Ahmet Bey eşine sarıldı. “Hadi uyu, yarın konuşuruz, beraber karar veririz.” Zeren, Açelya’nın odasına geldi. Kapıyı çalıp içeri girdiğinde, Açelya’yı yine oyun oynarken gördü. Biraz üzüldü; ikisi kardeş olsalar da birbirlerine hiç benzemiyorlardı. Zeren yatağa oturdu, Açelya’ya bakıp, “Babaannemlere geleceksin, değil mi?” dedi. Açelya başını bile kaldırmadan, “Hayır, gitmek istemiyorum. Bütün gün amcamın kızları benimle dalga geçiyorlar, sevmiyorum onları,” dedi. Zeren iç çekti. “Bana da sataşıyorlar, yine de annemle de sorun bulacak babaannem.” Açelya, “Onun sorun bulmadığı zaman mı var? Zaten bizi sevmiyor kadın,” diye söylendi. Zeren, “Ay Açelya, bırak da oyunu, azıcık konuşalım ya,” dedi. “Konuşmak istemiyorum, Zeren. Bu konuda.” Zeren omuz silkti. “Yani bizimle dışarı çıksan ne olurdu, kız kıza gezdik işte.” Açelya oyundan başını kaldırdı. “Bu sıcakta mı? Üstelik Yıldız Şehri’nde 40 derece sıcak var, boğucu bir hava. Ben almıyorum canım. Hem sizin o kadar da ‘kız kıza’ olmadığınızı biliyorum.” Zeren utanarak başını eğdi. “Ben odama gidiyorum, iyi geceler. Sen de sabaha kadar oynama şu oyunları.” Açelya, “Tamam,” deyip oyununa döndü. Sabah güneşi doğarken şehir yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Aynur Hanım sabah erkenden kalkmış, eşyalarını toplamaya başlamıştı. Güneş yükselirken ev halkı da yavaş yavaş uyanıyordu. Kızı ve eşi sofrada yerini almıştı ama Açelya hâlâ kalkmamıştı. Aynur Hanım kızının odasına yöneldi, kapıyı çaldı, ses yoktu. Bir iç çekip sofraya geri döndü. Ahmet Bey kızının bu saatte kalkmayacağını zaten biliyordu. Kahvaltı kısa sürdü; herkes kendi işine bakmaya başladı. Zeren eşyalarını toplarken Ahmet Bey son birkaç eksiği almak için dışarı çıktı. Aynur Hanım işini bitirdikten sonra tekrar Açelya’nın odasına yöneldi. Kapıyı yeniden çaldı, içeriden hafif hareket sesleri duydu. Biraz bekledikten sonra hâlâ gelmeyince, “Açelya?” diye seslendi. Sonunda içeriden bir ses geldi. Açelya kalkıp kapıyı açtı. “Ne oluyor?” diye sordu. Aynur Hanım, “Bugün köye gideceğiz. Gelmek istiyor musun?” dedi. Açelya, “Gelmeyeceğim, siz gidin,” dedi. “Tek başına evde ne yapacaksın?” “Anne, çocuk değilim artık. Evde tek başıma kalabilirim.” Aynur Hanım kızına baktı. “Tamam, madem evde kalmak istiyorsun, kolay gelsin. Ama döndükten sonra seni istediğim kursa yazdıracağım.” Açelya mırın kırın etmeye başladı. Aynur Hanım sabırsızlandı: “Ya köye gelirsin bizimle, ya da döndükten sonra kursa gidersin. Tercih senin.” Açelya içeride oturan babasına bakıp yardım ister gibi baktı ama Ahmet Bey kızının bakışlarını görmezden gelip elindeki işe odaklandı. Kimse yardım etmeyince Açelya annesine dönüp, “Tamam, siz geldikten sonra kursa giderim,” dedi. Köy tam bir işkenceydi, en azından kursta kendi istediğini yapabileceğini düşündü. Aynur Hanım, “Sana mutfakta yemek bırakacağım, biraz da para. Karşıdaki Meral Teyzene de söylerim, seninle iki gün ilgilenecek.” “Anne, çocuk değilim, tek başıma idare ederim.” “Daha 12 yaşındasın Açelya. Seni tek bırakmak zaten içime sinmiyor. Bu şekilde kalabilirsin sadece.” “Tamam,” diye kabul etti Açelya. “Başka bir şey var mı? Uykum var, yatmaya devam edeceğim.” Aynur Hanım, “Tamam tamam, zaten hep yatıyorsun,” diyerek işine döndü. Açelya kapıyı kapatıp yatağına döndü. Aslında uyumadı, dün gece sabaha kadar oyun oynamıştı. Biraz dinlenmesi gerekiyordu. Saat 11 olmuştu. Ahmet Bey, “Hadi çıkalım artık,” dedi. Aynur Hanım, “Tamam tamam, geliyorum. Zeren, hadi kızım, gidelim,” diye seslendi. Kapıdan çıkarken Açelya’ya dönüp, “Saatlerce oyun oynama. Bir şey olursa ara, ihtiyacın olursa Meral Teyzene söyle,” dedi. Açelya, “Tamam anne, anladım. Merak etme, bin kere söyledin,” diye cevap verdi. Zeren, “Gelsen olmuyor muydu sanki?” dedi. Açelya, “Off, gelmeyeceğim işte, sorma artık.” Ahmet Bey, “Tamam, gidelim. Açelya, telefonun açık olsun, ararsak ulaşalım. Sabaha kadar da oyun oynama. Kartta biraz para var, dışarı çık, gez biraz,” dedi. Açelya, “Tamam baba, anladım.” Vedalaşmalardan sonra annesiyle babası arabaya binip uzaklaştılar. Açelya bir süre kapının önünde durup ardından eve döndü. Meral Teyzesi, “Bir şey olursa bana gel, korkarsan yalnız kalma, istersen Ayşe’yi gönderirim seninle kalsın,” dedi. Açelya, “Yok sağ ol Meral teyze, gerek yok. Bir şey olursa söylerim,” dedi. Kapıyı kapattıktan sonra, “Oh be, şimdi istediğim kadar oyun oynayabilirim,” diye içinden geçirdi. Hızla odasına yönelip bilgisayarın başına oturdu. Saatlerce sürecek olan bir maratona başladı. Gece saat 11 olduğunda bilgisayar başından kalktı. Bir şeyler yemek için mutfağa geçti. Telefonu çaldı; annesiyle babasından mesajlar vardı. “İyi ol, oyun oynama” gibi şeylerdi. İkisine de cevap verdikten sonra odasına geçti. Önce bilgisayara yöneldi, sonra annesinin sözünü dinlemek geldi aklına. Telefonunu alıp banyoya gitti. Odasında banyo olsa da bu kez ortak banyodaki küveti kullanmak istedi. Küveti doldurup her şeyi hazırladıktan sonra suya girdi, telefonundan oyununa devam etti. “Sonuçta banyo yapıyorum, sayılır,” diye kendi kendine söylendi. “Annem burada olsa, telefonla banyoya girme diye bin bir türlü senaryo yazardı,” diye düşündü gülümseyerek. Suda yarım saat bekledikten sonra kalkmak için doğrulmak istedi. Telefonu bir yere koyup destek alarak küvetten çıkmaya çalışırken dengesini kaybedip düştü. Telefon yüzüne çarptı, ekran kırıldı, kırıklar yanağını çizdi. Canı yanarken bilincini kaybetmeden önce fısıldar gibi “Anne…” diyebildi. --- İki saat önce… Aynur Hanım içindeki huzursuzluğu bastırmaya çalışarak ailesiyle vakit geçiriyordu. Saat 9 civarında daha fazla dayanamadı. Ahmet Bey’e dönüp, “Geri dönelim. İçim hiç rahat değil, bir şey olacak gibi hissediyorum,” dedi. Ahmet Bey de huzursuzdu. “Benim de içim rahat değil, dönelim o zaman. Zeren’e de söyle, çıkalım. Ben annemlere haber veririm.” Aynur Hanım, “Tamam, Zeren’i de alalım hemen,” dedi. On dakika içinde her şeyi toplayıp arabaya koydular. Anne babası, “Kızı neden getirmediniz, evde tek mi bıraktınız?” diye söyleniyordu. Ahmet Bey, “Gelmek istemedi, zorlamak istemedim. Zaten iki güne döneriz,” dedi. “Tamam tamam, dikkatli sürün. Eve varınca da haber verin,” dediler. “Tamam anne,” diyerek arabaya bindiler. Yaklaşık bir buçuk saat sürecek dönüş yolu bir saat gibi geçti. Saat 11’de evin önüne vardılar. Ahmet Bey arabayı park ederken, Aynur Hanım hızlıca eve koştu. Kapıyı açıp doğrudan Açelya’nın odasına yöneldi. Odayı boş görünce, “Açelya!” diye seslendi. Cevap gelmeyince banyodan su seslerini duydu. Ortak banyoya yöneldiğinde gördüğü manzara karşısında donakaldı. Kızı yerdeydi. Aynur Hanım hızla havluluğu alıp kızının üstünü örttü, “Ahmet! Arabayı çalıştır!” diye bağırdı. Açelya’yı kucağına alıp merdivenlerden indi, Ahmet Bey arabayı geri çalıştırdı. Zeren, annesine ve kız kardeşine korkuyla baktı. “Ne oldu?” diye sordu. Aynur Hanım zaten panik içindeydi; bir yandan sakin kalmaya, bir yandan da kızına destek olmaya çalışıyordu. İlk kez hastaneye bu kadar yakın bir ev aldıkları için şükretti. On dakika içinde hastaneye vardılar. Hemen acil servise koştular. Doktorlar Açelya’yı sedyeyle alıp müdahale odasına götürdü. Bir süre sonra çıkan doktor, “Ameliyatlık bir durum yok. Başını çarpmış ama ciddi değil. Elektrik akımına da maruz kalmış. Şu an durumu stabil, yoğun bakıma alıyoruz,” dedi. Aynur Hanım derin bir nefes aldı, gözleri doldu. Ahmet Bey, “Sen Zeren’i al eve git, ben burada beklerim. İş yerini arayıp izin uzatacağım,” dedi. Aynur Hanım, “Ben beklerim, sen eve geç istersen,” dedi. Ahmet Bey, “Zeren korkuyor, sen onu sakinleştir,” diye yanıtladı. Aynur Hanım kızının korktuğunu görünce, “Tamam, biz eve geçelim. Ama sabah erkenden geri geliriz,” dedi. Zeren’le birlikte eve dönerken, Aynur Hanım’ın tek isteği vardı: Kızının uyanması. Onu evde yalnız bıraktığı için kendini affedemiyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD