Erdem, benim hayatımda tatmadığım duyguları bana yaşatmış, aynı zamanda tatmadığım acıları bana tattırmıştı. Ben bu kadar büyük bir yıkım yaşamamıştım daha önce. Beni İstanbul’da tutmak için canımdan bezdirmişti ama kendi gidiyordu. Hem de bunu öyle bir yapıyordu ki, gözüme sokar gibi. Hayır böyle ikiyüzlülük olur mu? Beni neden canımdan bezdirdi ki o zaman? Burak bile halime çok üzüldü, kimseye belli etmeden beni teselli etmeye çalıştı. Gözlerimin dolmasını saklayamadım. Burak beni idare etti. Dans etme bahanesiyle masadan kaldırdı… Ben, her ne kadar Burak’a sarılarak dans ediyormuş gibi görünsem de, aslında hüngür hüngür ağlıyordum. Arkamdan duyduğum o sesle bir an için duraksadık. ‘’Gülşah’la biraz da ben dans edebilir miyim?’’ Bu ses Cenk abinindi. Burak, bana baktı. Gözlerimle onay

