" İhanet anı en kötüsüdür, şüphe götürmeksizin ihanete uğradığını anladığın an: bir başka insanın senin için bunca kötülük istediğini öğrendiğinde duyduğun o berbat his... En tepeden kablosu kesilen bir asansörde bulunmak gibidir tıpkı. Düşmek, düşmek ve ne zaman yere çakılacağını bilmemek gibi." Koray babamın yaşadığı tam da buydu işte. İhanete uğramış olmanın verdiği o hissi iliklerine kadar hissediyordu. Karşımızda, filtresiz, renksiz bir şüphe ile savaşıyordu. Daha doğrusu bu şüphenin tamamına yakını neredeyse ifşa olmuştu ancak; deştikçe daha da tanıdık, kendine yakın isimlerin ihanetin içinde olup olmayacağını kestiremeyişi onu açık bir endişenin kıskacına düşürmüş gibiydi. - Mümkün değil. Ben bu çocukları kendi ellerimle seçtim. Hepsinin gözündeki o memleket aşkını gördüm. Bazı ı

