AMARE | 10

1595 Words
Poyraz’ın bakışları tuhaflaştı ve kalbini tuttu, kahkaha atıp geri yaslandım. "Şaka şaka, kalpten gidecektin az kalsın!" dedim gülüşlerimin arasından. Bakışları normale döndü ve kaşlarını çattı. "Böyle şaka mı olur Lalin?" Güldüm ve omuz silktim. "İşe yaradı sonuçta.” "Ben sana göstereceğim şakayı!" diyerek üstüme gelmeye başladığında ayağa kalkıp merdivenlere koştum. Arkamdan geldiğini görünce hızla merdivenlerden çıkıp yatak odasına girdim, kilit neden yok? Kapı açıldığında bir iki adım geriye gittim. İçeri girip sakince kapıyı kapattı. Korku filmlerindeymiş gibi hissetmiştim. Yüzünde mimik oynamıyordu. Bileğimden tutup beni yüz üstü kapıya çarpınca acıyla inledim. "Canım acıyor!" Bileklerimi arkada tek eliyle birleştirdiğinde yutkundum. Kendini bana bastırıp dudaklarını omzuma sürttü. "Tamam bir daha yapmam, çekilir misin? Canım acıyor” "Acısın" dedi ve omzumu ısırmaya başladı. Gözlerimi kapatıp kıpırdandım. Yani ben kaçmak için kıpırdanmıştım ama bedeni bana yaslı olduğu için kalçam erkekliğine sürtünmüştü. Kendini bana biraz daha yasladı ve boşta olan elini göğsüme koydu. "Poyraz…” Beni dinlemiyordu. Eli göğsümden kadınlığıma kaydığında yutkundum. Tulumumun üstünden kadınlığımı okşuyordu. Başımı geri atıp omzuna yasladım. Kendimi tutmam gerekiyordu. Dokunuşları sertleştiğinde gözlerimi kapattım. O bana böyle dokunurken nasıl kendimi tutacaktım ki? Eli kadınlığımda öyle güzel dolaşıyordu ki, mantıklı düşünmeyi bir kenara bıraktım. Önümüzde hiç engel yokken neydi bu ısrarım? Haklıydı, hiç bir sebebimiz yoktu beraber olmamamız için. Bir şey hissetmesem de, beni kendine çekiyordu. Ve istediğimi yapabilirdim. "Durma" dedim net bir şekilde. Bileklerimdeki elleri yumuşayınca zorla önüme döndüm. "Sadece biraz daha fazla…" Poyraz arzuyla derin bir nefes aldı. "Pişman olmayacaksın" Beni tekrar kapıya yasladığında ellerimi göğüsüne koydum. Dudaklarımızı birleştirdiğinde şehvetle öpüşmeye başladık. Elleri belimden kalçama gittiğinde kucağına aldı ve yatağa ilerledi. Biraz sertçe yatağa bıraktığında geri çekilip tişörtünü çıkardı. Enfes görünüyordu. Vakit kaybetmeden üzerime çıktığında bacaklarımı aralayıp iyice yerleşmesini sağladım. Dudaklarımız tekrar birleştiğinde ellerimi karın kaslarında dolaştırıp tırnaklarımı sürtmeye başladım. Poyraz kendini bana bastırıyordu ve bu his aklımı başımdan almaya yetiyordu. Ellerimi başımın üstünde birleştirdikten sonra kendini bir kez daha itti. Vücudum titriyordu. Bacaklarımı beline doladığımda eli tulumumun fermuarına gitti. Tereddütle ona bakarken hafifçe gülümsedi. “Sen dur dediğinde, duracağız.” Dedi Net bir şekilde. Başımı salladığımda tulumumu çıkardı. Dizlerinin üstünde doğrulup vücuduma baktığında biraz utanmıştım. Elini boynuma, oradan göğüslerime karnıma ilerletti ve en sonunda kasıklarımda durdu. Eli tekrar göğüsümü bulduğunda açıkta kalan yerleri okşamaya başlamıştı. Kemerine parmaklarımı sokup kendime çektiğimde üstüme düştü. Dudaklarımız tekrar birleşirken Poyraz elini vücudumda gezdirmeye başlamıştı. Arzudan deli gibi yanıyordum. Sonuna kadar gitmek istiyordum ama korkuyordum da… Eli iç çamaşırıma ulaştığında nefes nefese kalmış bir şekilde geri çekildim. “Bana güven…” Zorlukla başımı salladığımda elleri benliğimdeydi. Elleri kadınlığımda ustaca gezinirken beni okşamaya başlamıştı. Dudaklarımdan kaçan inlemelere engel olamıyordum. “İyi mi?” Diye fısıldadı boynuma doğru. “E-evet!” Poyraz bir parmağını içime ittiğinde dudaklarımdan güçlü bir inleme kaçtı. “Tamam… Tamam dur!” Poyraz elini yavaşça çekip bana baktı ve dudaklarıma öpücük kondurdu. “Sen… Bakire misin?” Dediğinde gözlerimi kaçırdım. Bu kadar belli oluyor muydu cidden?” “Evet” Poyraz’ın dudaklarında ufak bir gülümseme oluşurken yanıma yüz üstü yattı ve bir kolunu karnıma attı. “Hoşuma gitti” diye mırıldandı, hala gülümsüyordu. İstemsizce ben de gülümsedim. Poyraz ışıkları kapattıktan sonra yatağa geçip üstümü örttü ve arkama geçti ve başımın altına kolunu koydu. Şaşırmıştım, yani tamam yakınlaşıyorduk da bu sevişmeyle ilgili bir şey değildi. Özeldi. “İyi geceler, güzellik” “İyi geceler” diye mırıldandım. Heyecanım sesime de yansımıştı. Yorgana sarıldım ve gözlerimi kapattım. Dudaklarımda yine o anlamsız gülümseme vardı. Sabah uyanmam çok zor olmuştu. Tam doğrulacaktım ki, kollarımda ki ellerle kıpırdayamadım. Kaşlarımı çatıp arkama baktım. Poyraz kollarını belime dolamış hala uyuyordu. Dün gece kafama dank edince dudaklarımı ısırdım. Nasıl kurtulacaktım kollarından bunun? Dünya'da ki son yemekmişim gibi sarılıyordu… "Poyraz" diye seslendim. Ses yok. "Poyraz?" diye biraz daha sesimi yükselttim. Hala ses yok. "Öldün mü?" Diyerek omzunu dürttüm. "Mm" diye mırıltılar çıkarınca güldüm. Kollarını zorlukla açıp ayağa kalktım. Yüz üstü yatarak elini sakalına götürüp kaşıdı. Yüzümde ki gülümseme büyürken başımı sallayıp kendime geldim. Ne gülüyorsun Lalin? Dolabıma yönelip bir bakındım. Sonra aklıma Poyraz'ın dolabını karıştırmak geldi. Parmak uçlarımda onun tarafına gidip kapağını açtım. Tişörtler renklerine göre sıralanmıştı, çok fazla tişört vardı. Takım elbiseler, saatlerin olduğu bir çekmece, kravatları, spor ceketleri. Dolabı çok iyi görünüyordu. Zevkli bir adamdı. Yeşil tişörtünü alıp giydim. Kalçamı örtüyordu, e tabi kocaman adam! Ayağıma çoraplarımı geçirdikten sonra saçlarımı elimle dağıtıp aşağı indim. Telefonumu elime alıp baktığımda Mete'den mesaj olduğunu gördüm. Gülümseme yüzüme yayılırken hızla mesajı açtım. "Lalin müsait olunca beni ara, merak ediyorum seni" "Kaç gün oldu haber vermedin, aradığımda da ulaşamadım" Mete'ye haber vermeyi tamamen unutmuştum. Elimi başıma vurarak hızla mesaj yazdım. "Çok özür dilerim kuzum, tamamen unuttum" Hemen mesaj gelmişti. "Sorun değil, iyisin değil mi? Seni görmek istiyorum" Mete'yi çok özlemiştim. Burnumu çekip gözlerimi kırpıştırdım, duygulanmıştım. "Kampa gidelim diyorum. Hem canım kocamı(!) da tanırsın" Telefonu tezgaha bırakıp çay suyu koydum. İçimden kahvaltı hazırlamak gelmişti. "Kendimi tutamam kavga çıkartırım ben be!" Güldüm, yapardı. Bir an Mete'yle Poyraz'ın kavga ettiğini düşündüm. Kim kimi döverdi bilmiyordum. Mete'yi kavga ederken görmüştüm, sağlam bir adamdı ama Poyraz'ın vücudunu görünce hiç hafife alınmayacağını biliyordum. Düşündüğüm şeye bak… Kavga etmeyeceklerdi tabikide, göz devirdim ve mesaj yazdım. "Yok yok… Tamam kendisi biraz değişik bir adam ama bir sorun olacağını düşünmüyorum. Hem Pınar'ı da çağıracağım" "Pınar'ı da çok özledim. Ulan ben de mi evlensem?" Kıkırdayıp hızlıca mesaj attım. "Sen iyisin böyle, boşver" "Biliyorum, neyse güzelim haber verirsin kamp işini" "Tamam canım öpüyorum" Yazıp gönderdim hızlıca. Çay suyu kaynayınca çayı demledim ve buzdolabından kahvaltılıkları çıkarıp balkonda ki masaya yerleştirdim. Telefonumdan müzik dinliyor bir yandan eşlik ediyordum. İşin içine dans da girince hem kahvaltı hazırlıyor hem dans ediyordum. Kalçalarımı kıvırtıyor bir yandan da patates soyuyordum. "Of iyice gelin oldum ben ya!” Diye kendi kendime söylendim. "Bence de." Poyraz'ın sesini duymamla yerimde sıçradım. "Ödümü kopardın." dedim ve ona baktım. Altına şort giymişti, üstünde hiçbir şey yoktu. Bakışlarımı hızla çekip patates soymaya devam ettim. Yavaş adımlarla arkama geçip durduğunda yutkundum. Kollarını belime dolayıp kendini bana yasladığında kalp atışım hızlanmıştı. "Hmm, tişörtüm yakışmış" dedi elini göbeğime koyarak. Huzursuzca kıpırdandım yerimde. “Poyraz sürekli nasıl kuduruk olabiliyorsun?" Dedim sessizce. Kahkaha atıp biraz daha sıkı sarıldı bana "Kuduruk mu?" Kulağımın yanındaydı hemen dudakları ve kesik kesik gülmesi yüreğimi hoplatıyordu. "Evet" dedim, hala patates soyuyordum. "Sen bu şekilde evde dolaşırken sakin durmam zor oluyor" dedi ve kendini bana bastırınca zorlukla yutkundum. "Ya kahvaltı hazırlıyorum ama ben!" dedim eline vurarak. "Yardım edecek bir şey var mı?" Diye sorduğunda şaşırmıştım. Hiç mutfağa girecek bir adama benzemiyordu. Kendi de söylemişti anlamam diye, üşendiği için de söylemiş olabilirdi tabi. Poyraz'dı bu. "Ne yapabilirsin ki?" Dedim alayla. Patatesleri soymayı bitirmiş kızartıyordum. "Enfes menemen yaparım!” Gözlerim şaşkınlıkla açılırken ona döndüm ve sırıttım. "Sen ve menemen?” Başını sallayıp sırıttı. "Tabi kızım, ne zannediyorsun beni?" Gülüp başımı iki yana salladım, garip bir adamdı. Bana yaklaşıp belimden tuttu ve dudaklarıma eğildi. Kalbim göğüs kafesimi zorlarken başımı kaldırıp ona baktım. Elleri belimden kalçalarıma gitti ve beni kaldırıp tezgaha oturttu. Derin bir nefes alıp gözlerine baktım. Dudakları alnıma değdiğinde gözlerimi kapatmıştım. "Dün gece" dudakları alnımdan yanaklarıma inmişti. "İlk defa" diye devam ettiğinde göğsüm heyecanla inip kalkıyordu. Çeneme kaydı dudakları. "Bir kadınla" biraz yukarı çıkartıp dudaklarımda durdu. Hafifçe sürtüyordu. "Beraber uyudum.” Dedi ve gözlerime baktı. İnanmalı mıydım bilmiyordum. "İlk defa?" Dedim imayla gözlerine bakıp. Başını salladı. "Çok huzurlu bir uykuydu.” Dudaklarını dudaklarıma sürtüyordu. Kalbimde bir şeyler kıpırdıyordu. Gözlerine baktım tekrar, yeşilleri şefkatle bakıyordu bana. Bize ne oluyordu böyle bilmiyordum ama, hoşuma gitmiyor değildi. Dudaklarını dudaklarıma bastırdığında ellerimi omuzlarına koyup karşılık vermeye başladım. Narince öpüyordu dudaklarımı, hoşuma gitmişti. Ellerim saçlarına kaydığında biraz daha bastırdı dudaklarını dudaklarıma. Eli belime çıktığında beni kendine çekti. Bacaklarımı biraz daha açıp kolyesinden onu çektiğimde sırıtıp tekrar birleştirdi dudaklarımızı. "Sen böyle beni kendine çekince, çok tahrik oluyorum." diyerek elini bacaklarıma koydu. Gözleri arzuyla bana bakıyordu. "Senin deyiminle, kuduruyorum.” Gülüp onu tekrar kendime çektiğimde göğüslerimiz birleşti, aynı şekilde dudaklarımız da. Geri çekilip gözlerine baktım. "Poyraz patatesler yanacak, hadi çekil" dedim. Yüzümde hala gülümseme vardı. "Ya en güzel yerindeydi!" dedi. Mızmız çocuk gibi davranıyordu.Telefonumdan Ah Nerede çalmaya başlamıştı. "Taşıdım hamal gibi ben kalbimi bunca sene. Tam ona muhtaç olunca çekmiş gitmiş nerede!” diye bağırarak şarkı söylemeye başladığımda Poyraz kahkaha atıp elini bacağımın ortasına koydu ve tezgaha yaslandı. Beni dinliyordu. "Sevgilim al kalbimi derken, bir de baktım yok ki yerinde!” Poyraz'ı takmadan şarkı söylüyordum. Sesim kötü değildi o yüzden utanmamıştım. "Manyak kadın!” dedi gülerek. "Hadi indir beni.” Dedim ve kollarımı açtım. Güçlü elleri belimi bulduğunda tezgahtan kaldırdı ama yere bırakmadı.Döndürmeye başlamıştı. Düşeceğim korkusuyla Poyraz'a yapışıp gülmeye başladım. "Ya! Tamam bırak!” hala döndürüyordu. "Tamam başım döndü! Poyraz bırak!" Gülüp bağırıyordum ama beni takmıyordu. "Ay üstüne kusacağım şimdi!” Dediğimde kaşlarını çatıp beni yere bıraktı. Sağa sola iki adım atıp tezgahtan tutundum. Dünyam dönüyor... Elimde ki kepçeyle göğsüne vurdum. "Manyak mısın Poyraz, beynim aktı!" Gülerek saçlarımı karıştırdı ve menemen yapmaya girişti. On beş dakikanın sonunda balkona kurulmuş kahvaltımızı yapıyorduk. Aramızda ki şeyi cidden anlayamıyordum, ama umrumda da değildi. “Lalin" "Efendim?" Dedim. "Hala istiyorsan gidelim bu gece kampa?” Başımı salladım. Ağzımdaki patatesi biraz çiğneyip yuttuktan sonra ona döndüm. "Tamam gidelim, ben söyledim Mete'ye falan." "Ben de Sinem'e söyledim" Kaşlarımı çattım. "Sinem kim?" Dedim. Hesap sormuyordum sadece tanımıyordum sormak istemiştim. "Yakın bir arkadaşım, Mete tek kalmasın.” Mete'yi düşünmesine şaşırmıştım. "Tek kalınca sana sarar, kan çıkar orada.” Dediğinde gözlerimi devirdim. "Ya saçmalama Poyraz, en yakınım o benim!" Omuz silkti. "Ben de kocanım, haddini bilecek.” Dil çıkarmamak için zor tuttum kendimi. Kıskanıyordu sanki, bilmiyordum. Çözemiyordum ki bu adamı! "Evet kıskanıyorum." dedi bir anda. İçimden söylediğime emindim. "Ne?" Dedim şaşkınca. "Zorla evlendirildik biliyorum, ama bu kocan olduğum gerçeğini değiştirmiyor.” Bir şey dememe fırsat vermeden cümlesinin devamını getirdi. "Benim olmanı istiyorum."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD