Karanlık, rutubet kokan koridorun zemininde Elay’ın çekingen ve kararsız adımları yankılanıyordu. Her adımı, taş zeminde boğuk bir çınlama bırakıyor; duvarlardaki dökülmüş sıvaların ve kaba taşların arasından sızan o buz gibi nem, genç kızın tenini bir bıçak gibi kesiyordu. Kalbi, kafese kapatılmış vahşi bir kuşun kanat çırpışları gibi göğüs kafesini zorluyor; damarlarında pompalanan kanın ritmi kulaklarında zonkluyordu. Zihnindeki o karmaşık korku ve merak fırtınasıyla, her adımda o tekinsiz odanın eşiğine biraz daha yaklaşıyordu. Nihayet Canavar öğretmenin çalışma odasının ağır, abanoz ağacından yapılma kapısının önüne geldiğinde duraksadı. Soğuk metal kapı koluna uzanan parmakları hafifçe titriyordu. Göğsünü şişirerek ciğerlerine oda dışındaki o ağır havayı doldurdu, derin bir nefes ald

