Kristal avizelerin loş ışığı altında çalan kasvetli vals müziği ruhları uyuştururken, Elay ve Araz devasa balo salonunun ortasında adeta zamanı durdurmuşçasına süzülüyorlardı. Ancak salonun yüksek, oymalı tavanındaki karanlık gölgelerin arasından aniden koyu, yapışkan ve kızıl bir sıvı damlamaya başladı. Taş zemine düşen her bir damla, tıpkı kızgın bir asit gibi mermeri yakıp kavuruyor; etrafa çürümüş kan ve yanık kokusu yayıyordu. Zihinlerde balo kuralının o değişmez emri yankılandı: Kırmızı renkten ne pahasına olursa olsun kaçının! Paniğe kapılan öğrencilerden bir çift, geriye doğru çekilmeye çalışırken zeminde biriken kırmızı birikintinin tam ortasına bastı. Sıvı ayakkabılarına temas ettiği an, taş zeminde derin, kapkaranlık yarıklamalar oluştu. O zifiri karanlığın içinden fırlayan uzu

