6.BÖLÜM EVLİLİK MESELESİ

3032 Words
Ruhsar Ruhsar ne hallere düştün Ruhsar. Bir bebek için daha dün vurduğun adamla seviştin Ruhsar gerçi şuan başka güvene bilecek birini de tanımıyordum. Diğer tanıdıklarımın peşi sıra evlenebilecek tek Urazı görmüştüm çünkü bir yanlışı olduğunda içim cız etmeden kafasına sıkabileceğim tek kişi oydu. Bana sırtını dönmüş uyuyan Uraza kısa bir bakış attım üç gündür evliydik üç gündür bir çocuk yapma çabasına girmiştik. O bana istediğimi vermeye çalışıyordu bende ona bu akşam ki toplantıda istediği koltuğu verecektim. Artık liderlik tek değil iki kişilik olacaktı biri Uraz Aykırı diğeri Ruhsar Çağlayan hoş soyadım artık Aykırı oldu ama umurumda değil. Henüz babaannemlerle konuşmamıştım hiç kimseye bu evlilik hakkında tek kelime etmemiştim edip etmemek konusunda da şüphelerim vardı. Gündüzleri Arası ziyaret edip onunla ilgilenip birkaç işimi hallediyor akşama doğru da Urazla buluşuyor bebek işini görüyorduk. Gerçekten mecburiyetten zoraki bir şekilde seks yapmak insana kendini çok iğrenç hissettiriyormuş. Kollarımı bedenime sararken derince iç çektim. Başka bir çarem yoktu ve ben çaresizlikten nefret ederdim herkes gibi çaresizlik de beni bitirirdi. Yatakta diklendim ve hafifçe gerneştim ağrıyan sırt kemiklerimi biraz hareket ettirdiğimde yataktan kalktım ve odanın içindeki banyoya girdim. Duşumu alıp çıktığımda önceden dolaba bıraktığım birkaç kıyafetten alıp üzerime geçirdim. Düz açık mavi bir sporcu atleti giydim göbeğim açıkta kalmıştı altıma da açık mavi bir pijama giymiştim dışarıya çıkacağım için dolaptan mavi ekose bir ceket alıp giydim. Uraz hala havyan gibi uyuyordu ama umursamadım banyoya ilerleyip aynadan saçlarımı düzelttim ve odadan çıktım yapmam gereken bir sürü şey vardı. Şu Yavuz denen istihbaratçıyla iletişime geçecektim. Akın’ın ceza evinden çıkması için uzlaşmaya varmamız gerekiyordu. Dışarıdaki arabama bindiğimde telefonumu arabaya bağladım ve Akın’ın bana verdiği numarayı aradım arabayı sürmeye başladığımda kısa süre içinde telefon açılmıştı. “Alo?”kalın bir erkek sesi beni karşıladığında hafifçe gülümsedim. “Merhaba Yavuz beyle mi görüşüyorum acaba?” “Evet benim siz kimsiniz?”dediğinde hafifçe boğazımı temizledim. “Ruhsar Çağlayan ben.” “Ahh tabi ya şimdi tanıdım ne istiyorsun?” “Seninle buluşup konuşmak istiyorum müsaitseniz bir yemek yiyebiliriz hem uzlaşmak için şartlanırımızı konuşuruz.”dediğimde birkaç dakikalığına ses gelmemişti ama sonra toparladı. “Tamam buluşalım yanılmıyorsam konu Akın Çağlayanla ilgili doğrusu ben daha erken bekliyordum sizi?” “Elimde olmayan bazı sebeplerden ötürü geciktim bunun için üzgünüm bir dakika ya da değilim üzgün olsam bile sizden değilim.” “Tamamdır bu öğlen Mavera da buluşuyoruz saat iki gibi.” “Tamamdır iyi günler.” “İyi günler.”çağrıyı kapattım. Arabayı hastaneye sürdüm geldiğimde indim ve içeriye girdim Aras’ın olduğu kata çıktım. Yengemi Aras’ın hastanesine naklettirmiştik artık Babaannem ve teyzem ikisinin de yanında sürünüyordu. Hastanelerde sürünmekten nefret ediyordum ama belli ki daha fazla sürünecektik.  Babaannemleri koridordaki deri koltuklarda oturmuş çay içerlerken görmüştüm yanlarına geldiğimde evlilik kararını söyleyip söylememeyi düşünüyordum ve en sonunda söylemeye karar vermiştim. Bir başkasından duyup bana kükreyeceklerine benden duyup yine bana kükresinler artık yapacak bir şey yok. “Babaanne çayın bittiyse az diklen bir şey diyeceğim sana sonra boğazında kalır da maazallah ölürsün falan.”dediğimde ağzındaki çayı tükürmüştü. “Ağsızlığı ele alıvermişsin sen gene beya.”dediğinde hafifçe kıkırdadım. “Babaanne ben evlendim.”dediğimde Teyzem gür bir kahkaha attı. “Güzel şakaydı bütün bu olan bitenlerin içinde bu iyiydi Ruhsar.”teyzem suratımı incelediğinde gülümsemesi yavaş yavaş yok olmuş daha çok dehşete düşmüştü. “Sen şaka yapmıyorsun.”dediğinde omuz silktim. “Evlendim dedim siz ne zaman benim durduk yere yalan attığımı gördünüz.” “Ne ara evleniverdin sen gızım? Ne acelen vadı. Deli misin divane misin? Azdın da mı bu gada sıgıntının içinde gocaya gacıverdin.”diye beni azarlayan babaannemin laflarına mı gülsem yoksa şivesine mi gülsem karar verememiştim ama kafama baston yememek için kendimi tutmuş hiç birine gülmemiştim. “Babaannem azmadım tabi ki düz duvara falan da tırmanmıyorum merak etme. Evlenmemin sebebi belli zaten çocuk yapmak.”dediğimde teyzem kafasını anlayışla sallamıştı. “Evlenmenin genel sebebi zaten bebe yapıvermek değil midir guzum.”diyen babaannem ile göz devirdim. “Aras’a iliği uyarsa diye bebek yapmak istiyorum keyfimden değil herhalde yoksa durup dururken silahlımı yakama yapışan belamı bırakıp da evli mutlu çocuklu ayağına girmek istemezdim.”kollarımı göğsümde birleştirirken sitemim bitmişti. “Aras nerede?” “Odasında.”dedi teyzem. “Uyuyor mu?” “Evet guzum.”dedi babaannem. Onları orada bırakıp odaya girdim uyuyan Arasın yanına iliştiğimde elini tuttum ve başımı eline yasladım. Yavuzla buluşacağım saate kadar Arasın yanı başında kalmıştım yeni yeni kemoterapi görmeye başlayan Aras oldukça yoruluyor ve eskisinden daha hassas oluyordu. Onu böyle görmek canımı yaksa da belli etmiyordum ona küçük adam dediğim için canı yansa bile oda belli etmiyordu.  Saçlarını okşadım yanağına bir öpücük kondurdum. “Halan her zaman yanında bir tanem halan senin için her şeyi yapacak gerekirse çare üretecek gerekirse aşiret kuracak artık.”elimle anlına dokundum arada ateşi çıktığı için ne olur ne olmaz diye kontrol etmek istemiştim. Buluşma saati adım adım yaklaşırken ben Arası bırakıp gidemiyordum bile. “Hala.”uyandığını fark ettiğimde yüzümde kocaman bir tebessüm belirdi. “Halasının canı.”diye mırıldandım elini tutup diklenmesine yardım ettiğimde oturur hale gelmişti. “Ohh benim kuzum.”saçlarını karıştırdığımda yüzünü buruşturdu. “Ya hala!” “Ne ya hala? Ne? Sen benim hala küçük adamımsın bir kere istediğimi yaparım.”dediğimde hafifçe kıkırdamıştı. “Eve ne zaman gideceğiz hala?” “Biraz daha işimiz var burada bir tanem ama biter bitmez eve döneceğiz tamam mı? Sen burada çok mu sıkıldın?” “Evet biraz sıkıldım.”diye sızlandı. “Hmm niye sıkıldın ama tabletin burada, boyamaların burada, oyuncakların burada her şeyin hemen hemen burada bakıyorum da teyzem odanı buraya taşımış küçük adam.”dediğimde güldü. “Evet büyük teyzem ben ne istiyorsam getiriyor gece uyumadan önce masal da anlatıyor.”dediğinde yüzünü ellerim arasına alıp anlını öptüm. “Ohh benim küçük adamım.”dediğimde hiç beklemediğim bir şey söylemişti. “Beni kurtarmak için bebek mi yapacaksın?”dediğinde ağzım açık kalmıştı sahte bir kızgınlık sergilediğimde hafifçe omzuna vurdum. “Bak bak bak sen sahtekar oldun da beni mi kandırıyorsun uyuyor numarası yapıp beni mi dinliyorsun ha küçük adam.” “Gerçekten bebek yapacak mısın hala?”dediğinde omuz silktim. “Evet.” “Ama senin kocan yok.”dediğinde kıkırdadım. “Merak etme ben kendime koca buldum.”yüzü düşmüştü. “Yaa şimdi seni paylaşmam mı gerekiyor?”dediğinde daha büyük bir kahkaha patlattım. “Maalesef paylaşman gerekiyor bir tanem.” “Tamam olsun paylaşırım sorun değil.” “Ahh benim kibar küçük adamım.”yanaklarını öptüğümde tekrar konuştum. “Şimdi benim çok işim var tatlım ama sabah tekrar geleceğim tamam mı? Gelirken getirmemi istediği bir şey var mı?” “Evet çikolata lütfen!” “Tamam çikolata getireceğim.”saçlarını son kez karıştırdığımda odadan çıktım. Babaannemlere işimin olduğunu söyleyip hastaneden çıktığımda arabama ilerledim. Arabama bindiğimde Mavera cafeye sürmüştüm geldiğimde anahtarı valeye bırakıp içeriye girdim ve bir masaya oturdum. Ben adamı tanımıyordum hiç görmemiştim ama o beni tanıyordu belli ki. Cafeden içeriye giren adam bana yanaştığında onun Yavuz olduğunu anlamıştım üzerindeki takım elbise ile korumalarını kapıda bırakmıştı yanıma gelip karşıma oturduğunda hafifçe gülümseyip elini uzattı. “Yavuz.”dediğinde gülümseyip elini sıktım. “Ruhsar.”elini çektiğinde menüyü önüne çekti bende menüyü aldım ve incelemeye başladım yemek yerken illa konuşa bilirdik bu güzel bir şeydi iletişim ve sosyallik ne hoştu belki biraz huyunu çözebilirdim. Özel soslu makarna söylemiştim yanına da bir çay istemiştim klasikti benim isteklerim o bana göre bayağı pahalı şeyler seçmişti. Yemeklerimiz gelirken ufak bir nasılsın işler nasıl gibisinden bir klişe sohbet geçmişti. Yemeklerimiz geldiğinde tıkınmaya başlarken asıl konuya geçebilmiştik. “Benim neden burada olduğumu zaten biliyorsun.” “Biliyorum Akın’ın ceza evinden çıkmasını istiyorsun.”dedi Yavuz bakışlarımı ona çevirirken dudağımın kenarındaki sosu silip parmağımı güzelce emdim. “Peki sen bunun için ne istiyorsun?”dediğimde duraksayıp bana döndü. “Kartal Karan’ın iki tır uyuşturucusuna çökmeni istiyorum.”dediğinde kaşlarımı çattım. “Ne? Ne saçma bir istek bu.”diye sitem ettiğimde güldü. “Saçma değil tırlara çöküp tırları bana teslim etmeni istiyorum.” “Ha uyuşturuculara sen çökmüş olacaksın ama belayı ben üzerime alacağım öyle mi?” “Aynen öyle.” “Neden adamın uyuşturucularını çalıyoruz?”dedim ve durdum. “Bir dakika bir dakika sen söyleme de ben bulayım. Adam  sevkiyat için iki tır gönderecek sen bana tırları çaldırtacaksın ve Kartal uyuşturucu yolladığı uluslar arası ilişkilerinde gerilecek ben kendimi koruyup tırları geri vermemem için de onları sana vermem gerek.” “Aynen öyle ta ki iş yaptığı bağlantıları onu ortadan kaldırana kadar.”kafamı salladım. “Bunu düşüneceğim.” “Tamam düşünmek için üç günün var sevkiyat üçüncü günün akşamı çünkü.” “Tamam.”yemeğimi yemeğe devam ederken bir yanda kafamda tartıyordu bu uluslar arası bağlantılar Kartalı yok ettiklerinde mallarını aldım diye bana da sıçrar mıydılar? Eğer sıçrarlarsa çok uğraştırırdı zaiyat vermeden asla sıyrılamazdım ve onlardan sıyrılmam uzun bir zaman da alabilirdi.  Yemeğimiz bittiğinde yine el sıkışıp mekandan ayrılmıştık arabaya bindiğimde beni tanımadığım bir numara aramıştı telefonu açmakla açmamak arasında kalmıştım birkaç saniye beklediğimde açmaya karar verdim ve açtım. “Alo?” “Ruhsar ben sana beni buradan çıkar diyorum sen gidip yerine oturan adamla evleniyorsun! Sen ne yapmaya çalışıyorsun lan? Senin amacın ne amacın?”diye bağıran Akınla yüzümü buruşturdum. “Sana ne Akın? Sana ne? Vücut benim beden benim akıl benim kendi hür iradem benim ister evlenirim ister evlenmem sana ne ya hem sen benim burada nelerle uğraştığımı biliyor musun? Tabi oradan sallaması kolay koğuşunda oturuyorsun zaten olmuşsun koğuş ağası herkes bir ne dediğini ikiletir ne bir şey yapar seni çıkartmaya uğraşıyorum bunca işin gücün arasında! Lütfen kendi meselelerime burnunu sokmazsan sevinirim.” “Tamam meselelerine burnunu sokmam ama ben çıktığımda o Aykırıyı öldürürüm!” “Abi ceza evi telefonundan yapma bari.”diye sızlandım. “Vallahi uzlaşmam kalırsın o delikte haberin olsun.” “İyi be! Ziyarete gel beni konuştuklarınızı bilmek istiyorum sakın buradan anlatma.” “Tamam Akıncığım emredersin.”telefonu yüzüme kapattığında göz devirdim ve telefonumu yan koltuğa attım. Sırtımı araba koltuğuna yaslarken derince iç çektim derin nefesler alırken hafifçe yutkundum ve kendime gelmeyi bekledim. Sinirlerim yıpranmıştı artık kendime hakim olmam gerekiyordu ikidir kendi iplerim kendi ellerimden kayıyordu. Telefonu yan koltuktan alıp Kağan’a mesaj attım bana kısa sürede bir görüşme ayarlaması için. Gidip görüşeyim de şu Akının bir gazını alayım ondan sonra öfkesinden gidip milleti kesmesin ceza evinde insanlara da yazık benim deli manyak kuzenimle uğraşacaklar diye. Göz devirdim telefonu kenara bırakıp arabayı çalıştırdım ve sürmeye başladım. Toplantı saati erkendi o yüzden toplantının yapıldığı mekana geldim. Mekandan içeriye girdiğimde daha erken olduğu için kimse gelmemişti Uraz ile karşı karşıya geldiğimizde bana sarılmıştı bu beni şaşırtırken bozuntuya vermedim. “Bu karı koca ilişkisini baya ciddiye aldın sen.” “Güzelim o kadar evlendik seviştik sen bir sarılmama mı takıldın?”omuz silktim. “Koydun mu masanın başına bir sandalye daha?” “Koydum diğerlerini bekliyordum.”hafifçe öksürdüğümde boğazımı temizledim ve bekleme salona olarak kullandığımızda odaya geçtik bu oda sadece liderleri kapsıyordu o yüzden rahattım.  Dolaptan viski şişesini aldığımda iki bardağa doldurdum birini ona verdiğimde diğerini alıp koltuğa serildim ve içmeye başladım. Diğer mafyalar toplanana kadar sessizce bir şeyler içmiştik herkesin tamamen toplandığının bilgisi geldiğinde bardakları odada bırakıp çıktık. Bu konuşmaları hiç yapmak istemiyor hatta değerli zamanımı Arasla geçirmek istiyordum ama mecburdum bir anlaşmamız vardı. Odaya ikimiz birlikte el ele girmiştik herkes şaşırırken derince iç çektim. “Herkese merhaba geldiğiniz için teşekkür etmek istedim size.”hafifçe gülümsedim ve dudaklarını ısırdım birleşmiş ellerimizi havaya kaldırıp gösterdim. “Gördüğünüz üzere evlendik ve dolayısıyla lider olarak bir karar aldım bundan sonra hepinizi başlı başına biz ikimiz yöneteceğiz yani iki aile yönetecek.”dediğimde kimse karşı çıkmamış aksine memnun olmuşlardı. “Eğer tamamsa herkes mutluysa şikayetlerinize geçelim son durumlar nasıl neler oldu bir anlatın hele?”dediğimde koltuğa kurulmuştum Uraz da yanıma oturduğunda Zeki Korkut konuşmuştu. “Silahları sevk ettik ama transferde bir sürü sorun oluştu onu da bir şekilde hallettik ama ikinci bir transferde artık bizimle çalışmayacaklarını söyledi Necmi Karataş. Yurt dışı transferlerimizin kopması demek buda.”dediğinde kaşlarımı çattım. “Neden vazgeçmişler bizimle çalışmaktan?” “Patlattığın uyuşturucular yüzünden onların iş yaptığı bir diğer ortakları işten çekilmişler bu yüzden bizim transferlere izin vermiyorlar.”dedi Sefa Kızılkurşun. “Onlar kim ki bizim transferimize izin vermiyorlarmış.”dediğimde Uraz da bana katıldı. “Ufak bir kıtır attılar kısa bir uyarıyla hallolacak bir şey o Necmi korkaktır ceza evinde de bir kardeşi vardır bildiğim kadarıyla Akın da aynı ceza evinde hazır içerideyken bir uyarı atışı yapsın.”diyen Urazla kafamı tamam anlamında salladım. “O yapmaz ama tarzı değildir.”dediğimde karşı çıktı. “Ne demek o yapmaz?” “Avcı dediğin avın peşinden kendi koşmaz Uraz itini koşturur içeride o kadar it varken neden Akın elini kirletsin söylesene.”göz devirmekle yetinmişti ama ben ona karşı bir zafer kazanmıştım. “Yine de bu Necmi tek başına böyle bir işe kalkışmış olamaz şimdi Necmiyi uyaralım derken başımıza daha büyük bir dert almayalım.”diyen Aliyle bacağımı stresle salladım. “Belli ki bize bela olmaya zaten yer arıyorlar bari erkenden olsunlar da kim olduklarını görelim.”dedim. “Haklısın.”dedi Uraz. “Başka söylenecek bir şey var mı baştan söyleyin de bir daha uğraşmayalım.”diye mırıldandım ve parmaklarımı kıtlattım. Kimseden çıt çıkmadığında Uraz toplantıyı bitirmişti Urazla birlikte dışarıya çıktığımda elleri ceplerinde peşimden geliyordu ben kendi arabama bindiğimde oda yan koltuğa geçmişti ki dayanamayıp ona döndüm. “Ne yapıyorsun?” “Oturuyorum.”göz devirdim. “Benimle gelemezsin Kağan ayarladıysa eğer ceza evine gideceğim.”diye sızlandım. “Bende gelirim kapıda beklerim oradan eve geçeriz.”dediğinde kafamı salladım ve arabayı çalıştırdım sürmeye başlarken telefonumu alıp Kağan’ı aradım telefon birkaç kez çaldıktan sonra açılmıştı. “Alo? Kağan görüş işi ne oldu umarım halletmişsindir.”dediğimde yutkundu. “Zor oldu bir hafta da iki kez ama hallettim seni bekliyorum acele edersen görüşürsün.” “Tamamdır.”arabanın hızını arttırdığımda ceza evine geldim Urazı arabada bırakıp Kağan ile birlikte ceza evinden içeriye girdim arandıktan sonra görüş yapılacak odaya geldim. Akın’ı beklemeye başladım Akın da geldiğinde olduğundan daha sakindi. “Hayırdır kükremedin kıyamet alameti herhalde.”dediğimde karşımdaki sandalyeye oturdu. “Kükreyesim yok çünkü sana işlemiyor senin kemiklerini kırmam lazım ki anca.”göz devirdim. “Boş yapıyorsun Akın sen kimsin ki benim kemiklerimi kırasın? Neyse onu bunu bırak keyfimden evlenmedim herhalde Aras için ilik lazım akraba olması gerek diğerleri bir halta yaramıyor.”dediğimde kollarını göğsünde bağladı. “Çocuk yaptın diyelim ya onun ki de uymazsa?”dediğinde masada ona doğru eğildim. “Bir tane daha yaparım Akın.”diye mırıldandım. “Sonuna kadar bütün şanslarımı denerim.”dediğimde kafasını salladı. “Siktir et o halde konuştun mu Yavuzla?”dediğinde kafamı salladım. “Ağırdan aldım ama teklifini kabul edeceğim.” “Ne istedi peki?”dediğinde omuz silktim. “İki tır uyuşturucuya el koyup ona vermemi ve başıma çıngıraklı bir bela dolamamı.”elini sertçe masaya vurdu. “İt herif.” “Tamamen katılıyorum.”dediğimde hafifçe güldü. “Ha bu arada sana ihale edilmiş bir iş var bizim transferler için bir uyarı atışı lazım içeride Necmi Karataşın bir kardeşi varmış bu gece şişlenirse eğer sorunumuz çözülür.”kafasını tamam anlamında sallayıp kalkarken bileğini tuttum. “Akın uzlaşma öncesi sakın sen yapma bu işi bir başkasına yaptır.” “Ben işimi bilirim Ruhsar dışarıyı sen yönetiyor olabilirsin ama içeriye karışamazsın.”bileğini sertçe çektiğinde çıkmıştı görüş odasından arkasından bende çıktığımda kısa sürede ceza evinin çıkışına gelip dışarıya çıktım ve arabama ilerledim. Arabaya bindiğimde Uraz telefonuyla oyun oynuyordu kemerimi taktığımda arabayı çalıştırdım ve sürmeye başladım. “Bu gece de bebe yapmaya devam mı?”dediğinde sertçe ağzının üzerine bir tane yapıştırdım. “Alay etme bu ciddi bir konu.”dediğimde derin bir nefes alıp telefonu arabanın önüne koydu. “Haklısın bu konuyu daha fazla ciddiye alacağım sonuçta sen anne olacaksan ben baba olacağım.” “Bunu kavraman iyi.”eve geldiğimizde kontağı kapatıp anahtarı aldım birlikte arabadan çıkıp eve girdiğimizde anahtarı ayakkabılığa fırlattım daya içeriye doğru birkaç adım atmıştım ki Uraz belimden tutup sırtımı duvara yaslamıştı. “Oha bu kadar da hızlı dememiştim.” “Yok bu kez mecburiyetten değil.”dediğinde kaşlarımı çattım. “Bu kez istediğim için acele ediyorum.”dediğinde yüzümde hafif bir gülümseme oluşmuştu dudaklarını öpmeye başladığımda kollarını bedenime sardı bacaklarımı beline doladığımda beni sıkıca kaldırdı. Salona ilerlediğimizde sırtım koltukla buluşmuştu üzerimde dururken hafifçe güldü. “Bu defa zevk almak için.”dediğimde kafasını salladı. “Bana uyar.”diye mırıldandığında kıkırdadım. Üzerimdekileri çıkardığımda oda kendi üzerindekileri hızlıca çıkartıp attı. Kollarımı hızlıca boynuna dolarken belime sarılmıştı koltukta üzerime düştüğünde hafifçe inledim dudakları dudaklarıma kapanırken sert ve tutkulu öpücükleri vardı. Elleri bütün vücudumda gezinirken alev gibi yandığımı hissettim saçlarımı okşadığında üzerime çıktı ve içime girdi bir süre onun altında kalmıştım. Ama ben Ruhsar altta kalmak pek hoşlanmazdım onu üzerimden ittiğimde koltuğun yanına düşmüştü bu kez ben onun üzerine çıktım ve erkekliğini dikkatlice içime alıp zıplamaya başladım. Kahkahalarım salonu doldururken en hızlı ve en vahşi sevişmemiz oluyordu. Üzerinde zıplarken belime sarılıp beni kaldırdığında duvara yaslamıştı ki duvarın soğukluğuyla inledim. “Ahhaa Uraz deli misin yavaşla!”diye kızdığımda beni pek dikkate almamıştı evin içinde dört dönerken birbirimizle bir bütün halindeydik. Saatlerce devam eden seksimizin sonunda sabaha karşı ikimizde bornozla koltuğa kurulmuş kucağımızda ki pizza kutularıyla birlikte film izlemeye başlamıştık. “Yoruldum.”dediğimde Uraz göz devirdi. “Sen mi ben mi?”omuz silktim. “Biraz daha açlıktan ölecektim.”diye sızlandım. “Ama ölmedin.” “Bana laf yetiştirme!”diye çemkirdiğimde yüzünü buruşturdu. “Sende şu anı zehir etme.”kafamı salladım ve yemeğe devam ettim. Kafamı onun omzuna yaslamış çıplak bacaklarımı sehpaya uzatmıştım oda benim gibi aynı şekilde bacaklarını uzatmış bir dilim pizzayı mağara gibi ağzına tek de sokuyordu. Ben daha nazik bir biçimde tadını çıkartarak yiyordum koltuğun kenarına yasladığım kola şişesini alıp ağzıma diklediğimde elimden alıp o içmeye başlamıştı. Boşluğuna dirseğimle vurduğumda hafifçe öksürmüştü şişeyi bıraktığında göz devirdim. Telefonum çaldığında sehpaya zorla uzanıp parmak uçlarımla tutup almıştım. İlyasın aradığını gördüğümde göz devirdim ve açtım. “Efendim benim safoz kardeşim.” “Neredesin?”dediğinde göz devirdim. “Evde.” “Akın abiye bir şey yapmasını istemişsin sen doğru mu?” “Evet bir örgü işimiz vardı şişle falan ne oldu ki?” “Haha ablacım sen vur demişsin o öldürmüş onu söylemek istedim.”anlımı kaşırken göz devirmeden edemedim derin bir nefes alıp konuştum. “Kendi yapmamış de ne olur?” “Bizzat kendi yapmış.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD