Yalnızlık kalan Ateş❤️‍🔥

622 Words
Kumsal’ın kalbi hâlâ kulaklarında atıyordu. Kantindeki herkesin bakışları üzerlerindeydi ama Aslan umursamadı. Sadece elini Kumsal’ın belinin hemen yanına koydu – dokunmuyordu, ama dokunacak kadar yakındı – ve kapıya doğru yönlendirdi. “Gel.” Sesi o kadar alçak, o kadar kararlıydı ki Kumsal itiraz edemedi. Ayşe Teyze arkalarından gülümsedi, Açelya ise “Vay be…” diye fısıldadı. Kapı kapanır kapanmaz dışarıdaki kar fırtınası onları yine sardı. Ama bu kez soğuk değildi. Aslan’ın varlığı her şeyi yakıyordu. Kumsal parkasının fermuarını çekti. “Brifing geceyarısı demiştin. Daha vakit var.” Aslan durdu. Cephanelik deposunun arkasındaki küçük, eski nöbetçi kulübesine doğru yürüdü. Kapıyı omzuyla itti, içerisi loştu, sadece bir masa lambası yanıyordu. Duvarlarda eski haritalar, bir termos ve iki sandalye. Kapıyı arkalarından kapattı. Kilit tıkırtısı ikisinin de nefesini kesti. “Vakit yok,” dedi Aslan. “Sana söylemem gerekenler var ve yarın sabah o operasyona girmeden önce… hepsini duymanı istiyorum.” Kumsal masaya yaslandı. Ellerini arkasına koydu ki titremesin. Aslan iki adımda önünde bitti. Aralarında sadece bir karış mesafe. Yeşil gözleri Kumsal’ın yüzünde geziniyordu; dudaklarında, boynunda, sonra tekrar gözlerinde. “O gece… babanı sırtımda taşırken bana ‘Kızımı koru’ dedi. O günden beri seni uzaktan korudum. Üniversiteye giderken, ilk göreve atandığında, hatta o lanet olası pusuda yaralandığında… Hep arkandaydım. Ama sana yaklaşmadım. Çünkü sen Eren’in kızıydın. Ben ise onun teğmeni. Emaneti.” Kumsal’ın gözleri doldu ama ağlamadı. Bir adım attı. Bu kez mesafe sıfırlandı. Göğüsleri Aslan’ın göğsüne değdi. Aslan’ın nefesi kesildi. “Emanet mi?” diye fısıldadı Kumsal. Sesi titriyordu ama korkudan değil, heyecandan. “Ben emanet değilim Aslan. Ben seninim. O gece kantinde, karın altında… anladım. Sen yıllardır bana âşıksın. Ve ben de… seni ilk gördüğüm andan beri içimde bir yerlerde taşıyormuşum.” Aslan’ın eli yavaşça Kumsal’ın beline kaydı. Bu kez dokundu. Sıcak parmakları parkasının üzerinden bile yakıyordu. Diğer eli Kumsal’ın çenesini tuttu, başparmağı alt dudağında gezindi. “Ben âşık olmakla kalmadım Kumsal. Ben yandım. Her bakışın, her ‘ben hallederim’ deyişin… beni bitirdi. Ama artık bitti. Mesafe yok dedim ya. Artık yok.” Ve öptü. Öpücük sertti, açtı, yılların birikmiş ateşiyle doluydu. Kumsal parmaklarını Aslan’ın saçlarına doladı, onu kendine çekti. Aslan inledi, Kumsal’ı masaya yasladı, vücutları birbirine kenetlendi. Soğuk hava kulübede bile eriyordu. Elleri parkaların altında dolaşmaya başladı; Kumsal’ın beli, sırtı, kalçası… Aslan’ın göğsü ise Kumsal’ın avuçlarında yanıyordu. “Dur,” diye mırıldandı Aslan dudakları Kumsal’ın boynunda. Ama durmadı. Dişleri hafifçe tenine değdi, Kumsal’ın nefesi kesildi. “Durma,” dedi Kumsal, sesi arzuyla kalınlaşmıştı. “Yıllardır bekledik. Bir gece daha bekleyemem.” Aslan geri çekildi. Gözleri kararmıştı. “Operasyon var. Tim bekliyor. Ama yarın… yarın bu iş bittiğinde, seni buradan götüreceğim. Dağın öteki tarafına. Sadece sen ve ben. Kar, ateş ve hiçbir mesafe.” Kumsal gülümsedi. Dudakları şişmişti, yanakları kızarmıştı. “Söz mü?” “Söz.” Tam o sırada Aslan’ın telsizi çaldı. Albay Şahin’in sesi: “Aslan, brifing hazır. Kerem’in verdiği isim… çok büyük. Hemen gelin.” Aslan derin bir nefes aldı. Alnını Kumsal’ın alnına dayadı. “Gitmemiz lazım.” Kumsal başını salladı ama ellerini Aslan’ın göğsünden çekmedi. “Birlikte.” Kapı açıldı. Kar yine vurdu yüzlerine ama bu kez ikisi de üşümüyordu. Tim kulübenin önünde toplanmıştı. Poyraz, Çağlar, Yankı, Eymen… hepsi bakışlarını yere indirdi ama gülümsemelerini gizleyemediler. Açelya ise Kumsal’a göz kırptı. Brifing odasında haritalar açıldı. Albay Şahin masanın başına geçti. “Yeni isim: ‘Kurt’. Kerem’in patronu. Dağın kuzeyinde, eski maden ocağında üs kurmuş. Yarın şafakla iniyoruz. Doktor Kumsal, sen sahra hastanesinde olacaksın ama Aslan’ın timiyle birlikte ön hatta. Risk yüksek.” Aslan Kumsal’ın yanına geçti. Omuzları değiyordu. Kimse bir şey demedi ama herkes anladı. Kumsal elini masanın altında Aslan’ın eline dokundurdu. Parmakları kenetlendi. Dağlar susmuyordu. Ama bu kez susmayan, sadece rüzgâr ve ateş değildi. Yarın sabah başlayacak savaş, ikisinin arasında yanan ateşten çok daha tehlikeliydi. Ve ikisi de buna hazırdı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD