dokuz

598 Words
"Beni burada bekle tamam mı Bisiklet?"  Sessizliğini olumlu bir cevap olarak algılayıp son kez onu sağ gözünün altından yani vites kolunun aşağısından öpüp, bisikletime el sallayarak garajda ilerlemeye başlamıştım.  Normalde bulunduğum bölgedeki alışveriş merkezinin garajına bisiklet konulmuyordu ama güvenlikçi abi babamın arkadaşı olduğu için ve ben Bisiklet'i sokakta bırakmayacağım için onu buraya getirmiştim. Ara ara arkamı dönüp Bisiklet'e hüzünle bakarak garajdan çıkıp yürüyen merdivenlere bindim. Evet Çağın, bugün buraya gelme sebebin neydi? Bir pijama takımı, Bisiklet için sticker, Kedi için yastık ve emniyettekilere özür amaçlı panduflar almıştım. Evet almıştım diyorum çünkü almıştım. Şöyle, birkaç gün önce internetten sipariş edip adres kısmına da sipariş ettiğim sitenin alışveriş merkezindeki mağazasının adresini yazmıştım.  Çünkü ben devamlı evde olamıyordum. Kahvede amcalarla okey oynayıp gündemle ilgili konuşarak zevkü sefa sürmek, Sebahat teyzenin bahçesindeki çiçeklere bakım yaparken aynı zamanda engelli kızı Zeynep'le konuşmak ve kedimi hava alması için diğer kedilerin yanına götürmek gibi aktiviterlerim vardı. Bir de arada Bisiklet'e hava değişikliği olsun diye sahile giderdik. Giderdik derken Kedi de aramıza katılırdı... Yürüyen merdiven beni ulaşmak istediğim yere ulaştırdığında dikkatli bir şekilde karşı tarafa adım atıp merdivenin beni yutma ihtimalinden kurtulmuştum. Ürünleri aldığım mağaza ilk katta olduğundan üstlere çıkmam gerekmiyordu. Bu sayede bir kez daha merdiven macerası yaşamadan buradan kolayca çıkabilirdim. Koridorda biraz ilerleyip mağazanın nerede olduğunu hatırlamaya çalıştım. Daha önce defalarca kez gelsem bile o kadar karışıktı ki... Aklımda tutamıyordum. En sonunda uzun uğraşlarım sonucu mağazayı bulup içerisine girdiğimde hemen dibimde bir görevli belirmişti. Kedi görmüş fare tedirginliğinde mağaza görevlisine baş selamı verip beni sıkmasına izin vermeden kasaya doğru ilerleyip istediğim şeyleri söylemiştim. "Efendim... Siz ürünlerinizi teslim almışsınız?" "Hayır, almadım?" Kadının söylediği şeye mi şaşırmayım yoksa ekrana bir kez daha bakıp aynı cümleyi tekrar kurmasına mı? Acaba bir ara boş anımda alzheimer filan mı olmuştum? "Şey, tam olarak ne zaman teslim almışım?" "Hemen bakıyorum... Bu sabah, mağaza açılır açılmaz. Hatta tam saat söylemek gerekirse ona yedi geçe." "Ben o saatte batak atıyordum be." Evet Çağın kumara düşkünlüğünü her yerde belli et.  Her ne kadar çayına oynasamda karşımdaki sarışın kadının gözlerinden şaşkınlık geçtiğinde kendimi kötü bir şey yapmış gibi hissetmiştim. "Batak derken şöyle batak. Bizim mahallede Nurullah abi diye biri var onunda bir kahvesi..." Olayı uzun uzun karşımdaki kadına anlatıp en son batağın açılımını yapıp sustuğumda esneyip gerilmişti. "O zaman ben gideyim?" "İyi günler Çağan Hanım." "Çağın, ismim Çağın." Gitmek için kollarımı tezgahtan çekip çantamı da tezgahın üstünden alarak hareketlendiğimde kadının önündeki ekrana bakıp sonra bir daha bana bakarak kaşlarını çatması bir oldu. "Bir şey mi oldu?" "Yok yok Çağın Hanım. Size iyi günler diler, mağazamıza bir daha bekleriz." "Peki. İyi günler." Arkamı dönüp mağazadan çıktım. Buraya internet sitesinde teslim edildi yazan siparişimi almaya gelmiş, şimdi de ellerim boş eve dönüyordum. Ya bende problem olmuştu ya da satıcı yanlış yazmıştı teslim edildi yazısını. Gerçi o zamanda tezgahta duran kadın verdik demezdi ki... Mağazadan çıkmış birkaç adım atmışken aklıma gelen soruyla mağazaya geri dönüp gözlerimle kasadaki kadını aradım. Saniyeler önce ardı dolu olan kasanın etrafında kimse olmadığını görsemde yine de kadınla o kadar hukukum oldu ismini öğrenmezsem ayıp olur diye kasaya ilerlemeye başladım. Kasanın tam yanında bulunan ve aralık olan, sağ üst yanında da 'personel harici kimse giremez' yazan kapının yanında durup kasiyeri bekledim. "Nasıl olur böyle bir şey?" Sesi şaşkın ve endişeli gelen bir adam. "Efendim bende anlamadım..." Benim sarışın kasiyer hemcinsimin sesi. "Neyi nasıl anlamadınız? Birinin adı Çağın diğerinin adı Çağan. Bunu karıştırmak ne kadar kolay olabilir?" "O saatte kasada olan kişi ben değildim. Yani ben karıştırmadım. Suçluymuşum gibi davranmaktan vazgeçin! Ayrıca ben sizin köleniz değilim. Bana böyle davranmaya hakkınız yok." Çağın ve Çağan ismini karıştırıp benim kargoları başkasına mı verdiler?  İnşallah doğru anlamamışımdır.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD