Ela Öztürk Ömer’in geçirdiği kazanın üzerinden dört gün geçmişti. Şu an çok daha iyi olsa da eve dönmemem için devamlı bahaneler uyduruyor, ağrısı olduğunu söylüyordu. Numara yaptığını bilsem de onun bu masum haline kıyamadığım için şimdilik sesimi çıkarmıyordum. Belki sonsuza dek bu evde kalamam ama en azından birkaç gün daha hem onu hem de kendimi rahat bırakabilirdim. Ömer ile bu evde kalmaya başladığımdan beri küçük bir balonun içine hapsolmuş gibiydik. Sanki sadece Ömer’in ve benim olduğum, bize mutluluk ve huzurun eşlik ettiği minicik bir balondaydık. Bu histen uzaklaşmaya tıpkı bende Ömer gibi hazır değildim. O yüzden de onun hastayım diyerek yaptığı numaralara inanıyormuş gibi yapıyordum. “Güzelim neredesin?” Ömer’in seslenmesi ile oturduğum mutfak sandalyesinden kalkıp haz

