ARJİN Havanın üzerimize çöken ağırlığı mutfağın içine de sinmiş gibiydi. Kafam başka yerdeydi. Aklımda hâlâ Ferman’ın uzak tavırları, üç gündür doğru düzgün konuşmaması, göz göze bile gelmememiz vardı. Ne yapmış olabilirdim? Ne olmuştu da birdenbire bu kadar buz gibi olmuştu? Hala aklımda bunlar dolaşıyordu. Tam o sırada dışarıdan gelen bir çığlıkla irkildik. “Ferman! Ne olur yardım et!” Gül’le göz göze geldik, o an içim buz gibi oldu. Gül hemen kapıya yönelirken ben birkaç adım geride kaldım ama ayaklarım beni dinlemedi, refleksle peşinden çıktım. Salona doğru yöneldiğimizde kapının önünde duran o sahneyle karşılaştım. Ferman oradaydı. Gövdesiyle birini siper almış gibiydi. Ve o kişi... Nazan’dı. Nazan, Ferman’ın göğsüne sıkıca sarılmıştı. Gözleri yaşlıydı, korkmuş gibi bakıyordu.

