FERMAN Hafta sonu, her zamanki gibi güneşli ve ılık bir gündü. Şehrin en lüks ve şık bebek mağazalarının bulunduğu caddede, Arjin’in koluna girmiş, cam vitrinlere bakıyorduk. Onun yüzündeki heyecan ve mutluluk, bana her şeyi unutturuyordu. Gözleri, minik patiklerden, rengarenk bodylere, yumuşak oyuncaklara kayıyor, her birini işaret edip, “Şuna bak Ferman! Ne kadar minik!” diye heyecanla fısıldıyordu. “İçeri girelim mi?” diye sordum kapıyı tutarak. “Evet, evet!” diye hevesle başını salladı. Mağazanın içi, yumuşak bir ışıkla aydınlatılmıştı. Etraf, bebek pudrası ve yeni yıkanmış kumaş kokuyordu. Raflar, en küçük bedenden başlayıp dizilmiş, minik insanlar için dünyanın en şık kıyafetleriyle doluydu. Arjin, bir çocuk gibi heyecanla rafların arasında dolaşmaya başladı. Elini bir beyaz tül
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


