ARJİN Kitabın sayfalarına gömülmüştüm. Gözlerim satırları takip etse de aklım hâlâ karmaşık bir yığındı. Nazan’ın soğuk bakışlarını, Ferman’ın ses tonunu, Berzah’ın yüzünü düşünmemek için kendimi kelimelere zorluyordum. O sırada odanın kapısı birden savrularak açıldı. Kalbim göğsümden fırlayacak gibi oldu. Babamın koca gölgesi kapıda belirdi. Sesinde öyle bir öfke vardı ki tavanı çatlatacak sandım. “Seni orospu! Demek bu yüzden onu istemiyorsun ha? Berzah’la değil, orospuluk yapmak içinmiş bütün bu nazların!” Kitap elimden düştü. Donup kaldım. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Dilim tutuldu önce. Sonra boğazımdan çatlak bir ses çıkabildi. “Baba… ne diyorsun sen? Bana ne söylüyorsun öyle? Ne dediğini kulağın duyuyor mu hiç!” Ayağa fırladım, ama dizlerim titriyordu. İçimde hem korku hem öf

