3- Sarhoşluk

1344 Words
FERMAN ASİLZADE “Siktir amına koyayım, başım çatlıyor.” derken elimi başıma bastırdım. Artık gece nasıl kederlenip içtiysem beynim patlayacak gibiydi. Neler olmuştu öyle? Nişanlım Nazan kına gecesi yaparken biz de bekarlığa veda yapmıştık. Sonrasında Nazan kına bitmek üzere beni alır mısın dediğinde mecbur güç bela o halde oraya gelmiştim. Kına onların konağında yapılmamıştı, alt katta ki kiriş kırılıp konağın büyük çoğunluğunu mahvettiği için. Mecbur orada tadilata girmişlerdi. Hal böyle olunca da, yakın arkadaşı olan Arjin’in annesi Nergis de bu fırsatı kaçırmadı. Sırf gösteriş için ‘bizim konakta yapalım hem konaklar da çok uzak değil’ diyince Nazan’ın annesi Şefika hanımın da işine geldi. Yani müstakbel kaynanamın. O aileden gram haz etmiyordum. Ama annem Şefika ve Nergis ile bir zamanlar yakın arkadaştı. Yatalak olmadan önce de vasiyet yazmış nerden çıktıysa siktiğimin vasiyeti.... Sanki yatalak olacağını bilir gibi Nazan ile evlenmemi vasiyet etmişti. Aldık mı başımıza belayı... Zaten biriyle severek evleneceğimi asla düşünmüyordum ama en azından Nazan olmamasını tercih ederdim. O kıza kanım ısınmıyordu. Arkadaşı Arjin fena parça değildi... Arjin? Bir anda beynimin içinde çok net olmayan görüntüler belirdi ama parça parçaydı tam hatırlamıyorum bile. Şehvetli dakikalar, mis gibi burnuma dolan zambak kokusu... Gözlerim irice açılırken kafamı tuttum. “Siktir ne yaptım lan ben?” Birinin bekaretini aldığımı hatırlıyorum. Aletime bulaşan kanı, o daracık kadınlığın verdiği hazzı. Ama emin değildim, Arjin miydi o kız? Yoksa benim aklıma o geldi diye onu mu koydum yerine? Umarım öyle bir bok yememişimdir... Evleneceğim kızın yakın arkadaşı lan o! “Ulan bir bu eksikti!’ diyerek olanları hatırlamaya çalıştım. Tuvalete gitmek için yukarı çıktığımı ve bir odaya daldığımı sonra da o odanın ebeveyn banyosuna girdiğimi hatırlıyorum. Sonrasında bir kadının nefesi ve diğer ufak tefek şeyleri hatırlıyorum ama devamı yok. Buraya nasıl geldiğimi bile bilmiyorum. Telefonum çalmaya başlarken başımın ağrısıyla yüzümü buruşturup arayana baktım. Nazan arıyordu. “Ne var Nazan?” dediğimde iç çekti. “Dün beni almadan gitmişsin. Konağa girdiğini gördüm ama çıkışını görmedim ne zaman gittin?” diyince oflayarak saçlarımı karıştırdım. “Ne bileyim amına koyayım sarhoştum bir bok hatırlamıyorum.” diyerek kestirip attım. Onunla da konuşmuştuk bu evlilik sadece kağıt üstünde olacaktı. Ne o bana karışacaktı ne ben ona. Koca konakta ne yapmak istiyorsa yapabilirdi ama gerçek anlamda karım olmayacaktı. Bunu birine söyledi mi bilmiyorum ama olacak olan belliydi. “Tamam formalite evlilik olacak ama insanların ağzına da laf verme!” “Koskoca Ferman ağa ile evleniyorsun ne bekliyordun, kapına araba getirip bir de kapını açmamı mı anasını satayım? Boş boş konuşup kafamı sikme Naza,n zaten yeterince ağrıyor.” Telefonu yüzüne kapattım. “Yeter lan…” dedim kendi kendime, ayakta zor duruyordum. Banyoya sürüklenir gibi gittim. Soğuk suyu açıp yüzüme çarptım. Birkaç damla değil, avuç avuç. Ama o görüntüler gitmiyordu. Tenimdeki zambak kokusu sanki hâlâ kalmış gibiydi. Dün gece yanımda olan kadın… Yüzü net değil ama sesi, nefesi, sıcaklığı... Bana doğru eğilen ince bir silüet. Ve sonra… “Arkadaşından önce senin tadına bakayım mı, Kızıl bela?” Ben mi demiştim bunu? Evet… evet lan, hatırlıyorum galiba ya da zihnimin bana bir oyunu hepsi. Başımı ellerimin arasına aldım. “Amına koyayım… Arjin miydi değil miydi?” beynimden vurulmuşa dönmüş gibiydim. Yatağın kenarına oturdum. Ellerim dizlerimde. Nefesim hızlandı. “Ben ne bok yedim…” İçimde bir suçluluk vardı ama itiraf etmeye cesaretim yoktu. Nazan’ı sevmesem de, yine de onun yakınıydı bu kız. Ve Arjin… o kız… umarım o değildir. Pek tanımıyorum onu, annem tanırdı. Nazan ile gördüm birkaç kez ama güzel hatundu. Birkaç kez dekoltesini gördüm diye aklımda mı kaldı acaba? Dün gece yukarı çıkmadan önce üstünde kırmızı elbiseyle de görmüştüm onu çok seksiydi belki bilinçaltımda kalmıştır sadece. Kendimi avutma şeklime bak... Ne yaşadığımız ortadaydı. Belli ki ilk kez olmuştu. Belli ki… istememişti. Ben onun adına karar vermiştim. Sıcaklığıma karşı koymadı diye razı geldiğini sanmıştım. Ama ya o da sarhoşsa? Ya bilinci yerinde değilse? Ya ben… bir kadına, onun istemediği bir şeyi yaptıysam? “Hayır lan…” dedim. “Öyle değil... o da istiyordu... değil mi?” Kafam karmakarışıktı. Anılarımdaki detayları toparlayamıyordum ama o ses tonu... “Beni istiyorsun… değil mi?” demişti sanki. Ama kadınlar bazen de böyle der. Kafası bulanıkken her şeye ‘evet’ diyebilir. Ben ne halt ettiğimi bilmiyordum! Derken kapı çaldı. Kahrolası sabahın sürprizi de eksik olmasın… Hizmetçi sesi geldi, “Ferman Ağa, Şefika Hanım sizinle konuşmak istermiş. Alt katta sizi bekliyor.” İçimden “Bok var...” dedim. Ne istiyor şimdi bu kadın? Üzerime gömleğimi geçirirken aynada yüzüme baktım. Yorgun, solgun, ama en çok da paranoyak bir surat. Aynadaki adamı ben bile tanıyamadım. Gömleğimin düğmesini iliklerken içimden tek bir şey geçiyordu. Arjin bana söylemeden kimse bir şey öğrenmemeli. Ne olduysa, onun ağzından çıkmadıkça gerçek değildir. Ve bir şekilde gerçekten o mu değil mi öğrenmem lazımdı. Hemen telefonumu çıkarıp sağ kolum Sami’yi aradım. “Buyur ağam?” Alnımı ovuşturdum. “Bana şu Nazan’ın arkadaşı olan Arjin hakkında bildiğin şeyleri söyle.” Dedim hızlıca. Çünkü daha öncesinde ona Nazan’ın yakınlarındaki herkesin sicil kaydına kadar bulmasını ve dosyada tutmasını istemiştim. Ne olur ne olmaz, kendimi garantiye almalıydım. “Hemen bakıyorum ağam,” dedikten kısa bir süre sonra konuşmaya başladı. “Arjin Rüya Gökdemir. Fizyoterapistmiş normalde ama okul ve staj bitmez mesleği bırakmış. Ya da bıraktırılmış. Şu an 24 yaşında. Sözlüsü var Berzah Tepeli. Mafyayla bağlantıları var tehlikeli bir tip Mardin’de sözü baya geçiyor. Nazan dışında Gül adında arkadaşı var. Mezun olduktan sonra birkaç kez hasta bakıcılık yapmış aile dostlarına. Sözlüsü saten aile dostu hariç izin vermiyormuş birilerine hizmette bulunmasına.” Arjin Rüya? Diğer adı Rüya demek. Her duyduğumla yumruklarım daha da sıkıldı. Demek onun da sözlüsü vardı. O mu değil mi kesinlikle öğrenmek farz oldu. Fizyoterapist olması da bir anda beynimde adeta şimşekler çaktırdı. “Güzel. Bizim de aile dostumuz sayılır ben pek tanımasam da annemlerle tanışıklıkları var. Anneme hasta bakıcı olarak işe aldırt onu. Ne yap ne et al Sami elin boş dönme sakın.” Sami şaşırdı. “Bir sorun mu var ağam?” “Sadece dediğimi yap.” Telefonu kapattıktan sonra kısa bir süre başımı geriye yaslayıp derin bir nefes çektim. Kafamın içi savaş alanıydı. Ne düşündüğüm belli değildi, ama bir şeyi çok net biliyordum: O gece kiminle birlikte olduğumu öğrenmeden rahat edemeyecektim. Eğer o kız gerçekten Arjin’se… Ve ben onun ilkini aldıysam… Sadece kendimi değil, onun da hayatını darmadağın etmiştim. Ama en azından bunu kendisinden öğrenmeliydim. Gözlerinin içine bakarak. “Evet Ferman, sendin” derse… işte o zaman ne yapacağımı gerçekten bilmiyordum. Belki de hiçbir zaman öğrenmemeliydim ama artık çok geçti. Zihnimde onun o kırmızı elbiseyle koridorda süzülen hali vardı hâlâ. Mis gibi kokan o saçlar… İncecik beli... Gecenin sıcaklığı… Kendime kızar gibi mırıldandım: “İnşallah o değildir lan… Arjin çıkmasın o kız…” Aşağıya indiğimde Şefika Hanım salonda beni bekliyordu. Gözünde her zamanki yapma sıcaklık vardı. Gülümsüyor gibi ama aslında beni tartıyor. O kadının içi hesap makinesi gibi çalışır, biliyordum. “Ferman oğlum,” dedi tatlı tatlı, “Bu aralar biraz yorgun görünüyorsun.” “Uykusuzum,” dedim kısa keserek. Olan biteni unutup ona da sahte bir yüz takacak halim yoktu. Şefika, “Düğün hazırlıkları telaşlı olur,” diyerek devam etti. Ardından konuya girdi. “Nazan dün gece biraz bozulmuş sana. ‘Ferman beni almadı, konaktan ne zaman gitti bilmiyorum’ dedi. Neler oldu?” Bakışlarımı yere çevirdim. Kısa bir yalan savurdum. “Baya içmiştim. Nerede olduğumu bile hatırlamıyorum. Ayrıca size hesap mı vereceğim?” Hatır bilmezdim. Evet öküzün tekiydim ama umurumda değillerdi. Zorla aileme girmeye çalışan onlardı. Gülümsedi. “Erkeklik hali, olur öyle. Ama bizim kız hassastır, idare et. Bu evliliği… senin annen çok istemişti. Hem vasiyet, hem hatırası...” Vasiyet dedi ya yine… İçim daraldı. “Annemin istediği kadar oluyor zaten, Şefika Hanım. Annem istemeydi bu kadarı da olmayacaktı.” dedim. Gözlerinin içine bakarak. Bir saniye irkildi, sonra yüzünü yeniden topladı. Bu kadının beni yönlendirmesine asla izin veremezdim. Planımı uygulamak için onun fazla soruya bulaşmaması gerekiyordu. “Benim işim gücüm var babaannem iner birazdan onunla oturursun.” dedim ve dışarı yöneldim. Oradan çıktığımda cep telefonum titredi. Sami mesaj atmıştı. “Hallettim ağam. Nergis Hanım kızını senin annenin bakımına uygun görmüş. Haftaya işe başlatıyorum.” Gözlerim kısıldı. Arjin artık bu konağa gelecek. Yüz yüze bakacağız. Ben her şeye rağmen bu işin doğrusunu ondan öğrenmeden duramayacağım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD