Ankara'nın soğuk sabahında, hastane koridorlarında yürüyorum. Adımlarım mermer zeminde yankılanıyor, her yankı biraz daha ağırlaşıyor. Beyaz duvarlar, dezenfektan kokusu, hasta yakınlarının endişeli yüzleri... Burası, güçlülerin şehrindeki en zayıf anların yaşandığı yer. Babam, üç gündür yoğun bakımda. Kalbi, yıllarca taşıdığı yüklerin altında iyice yorulmuş. Doktorlar, "Durumu kritik, ama umutluyuz" diyorlar. Umut. Ne kadar yabancı bir kelime bana. Verilerle, kodlarla, kesinliklerle yaşayan bir adamım ben. Umut, ölçülemeyen bir şey. Ne kadar? Kaç satır… Yoğun bakım kapısının önünde duruyorum. İçeri girmeme izin veriyorlar, sadece on beş dakika. Özel giysiler giyiyorum, maskemi takıyorum, ellerimi dezenfekte ediyorum. Bir robottan farkım yok. Ama içimdeki duygular, bir insandan fazla. B

