Çeşme'nin serin sabah rüzgarı, odamın açık penceresinden içeri dolarak perdeyi hafifçe dalgalandırıyor. Denizin kokusu, uzaktan gelen martı sesleri, turkuaz suların üzerinde parlayan güneş... Her şey huzurlu, her şey sakin görünüyor. Ama içeride, Cengiz'in bulut sunucusundan indirdiğim verilerin oluşturduğu dijital kasırga, zihnimi paramparça ediyor. Dışarıdaki bu cennet manzarasıyla içimdeki cehennem arasında sıkışıp kalmış gibiyim. İstanbul'daki o toplantının üzerinden üç gün geçti. Üç gün... Ama sanki üç yıl geçmiş gibi. Babaannemin terk edilmiş yalısında, şöminede yaktığımız belgelerin külleri hâlâ burnumda tütüyor. Ceyda'nın o soğuk ama kararlı bakışları, Mert'in çocuksu heyecanı, Aylin'in... Aylin'in gözlerindeki o tanıdık ateş. Ne yaptığımızın farkında mıyız gerçekten? Dört rakip a

