Mardin

2347 Words

Mardin... Mezapotamya'nın rüya kenti. Bu kente gelmeyi hiç bu şekilde hayal etmemiştim. Gece yarısını çoktan geçmişti, yola çıktığımızda. Pars, Müslüm, Azad, Sami ve Yasin… Altı kişiydik. Timin geri kalanı memleketlerine dönmek zorunda kalmıştı; onları zorlama şansım yoktu. Aslında tek başıma gelmeye hazırdım ama Pars’ın “biz de gelelim” deyişi her şeyi değiştirdi. Eğer o an araya girmeseydi, bu işi tek başıma halletmeyi düşünüyordum. Kente ilk adımımızı attığımızda ufuk çizgisinden güneş doğuyordu. Gökyüzü yavaş yavaş mora, sonra kızılın en parlak tonlarına büründü. Güneş ışıkları Mardin taşlarının üzerine vurdukça şehir, altınla kaplanmış gibi görünüyordu. Yüksek minarelerin gölgeleri yere uzanıyor, taş sokaklarda sabahın sessizliği yankılanıyordu. “Burada duralım,” dedim. Müslüm dir

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD