İstanbul'un yoğun trafiği ve karmaşık lojistik ağları arasında, iki tır adeta bir hayalet gibi ilerliyordu. Yıldırım, ekibini bir araya topladığında, her biri kendi uzmanlık alanına odaklandı. İrem, operasyonun ilk ve en kritik hamlesini yapıyordu. Büyük bir lojistik firmasının sunucularına sızdı. Binlerce kargo beyanı, sevkiyat bilgisi ve rota planı arasında, şüpheli bir şey arıyordu. Sonunda buldu. İstanbul'dan hareket eden ve normalde Çatalca'daki bir depoya gitmesi gereken iki tırın rotasının, Bulgaristan sınırına doğru saptığını gördü. Gönderici ve alıcı bilgileri sahteydi. İrem, tırların plakalarını, modellerini ve tahmini varış saatlerini hızla Yıldırım'a iletti. Zaten Yavuz'un oğlu Selman'ın devraldığı işi ise bu sayede öğrenmişlerdi. Başlarda ne yaptıklarını tırda ne taşıdıkları

