Uyandığımda Alaz’ı yanımda yatarken görmeyi beklemiyordum. Kollarını, başının altına koymuş oturduğu sandalyeden benim yattığım yatağa doğru uzanmıştı ve inanmayacaksınız ama kaşları çatıktı. Koyu kahve saçları da dağınıktı. Ne zamandır uyuyordum? Ve ne zamandır başımdaydı? Başımı sağa doğru çevirip komodinin üzerindeki dijital saate baktım, kırmızı neon renkli sayılar öğlen üçü gösteriyordu. Ne? Neredeyse bir gündür mü uyuyordum? Hiç bu kadar uykucu bir insan değildim son zamanlarda bana ne oluyordu? Sol kolumdaki damar yoluna ve boşalmak üzere olan kocaman seruma baktım. Aç ve susuz kalmıştım, hastalarıma yazdığım ilaçlarla ben tedavi oluyordum. Demek böyle bir histi. “Ala--Ay!” Ona adını söyleyerek döndüğüm sırada çoktan kalkmış bana çatık gözlerle bakıyor olduğunu gördüm ve

