Uçaktan inince elimde ki eşyalarla etrafıma bakmaya başladım. Uçağa bindiğimde bindiğimi abime haber vermiştim abim ise iniş saatime yakın bir asker' i yollayıp beni alacağını söylemişti ama kimse gelmemişti cebimde ki telefon'u çıkarıp abimi arayacaktım ki gelen sesle telefondan bakışlarımı kaldırarak bana seslenen kişiye baktım.
"Ezgi karaaslan?" Dedi karşımda ki adam onu başımla onayladım bu adam asker miydi? Yada askerler bu kadar yakışıklı mıydı? Karşımda ki adam 1.80 boylarında kahverengi gözlere kumral saçlara sahipti ve çok yakışıklıydı. Başımı sağa sola sallayarak kendime geldim adam konuşmaya başlayınca dikkatle dinlemeye başladım
"Ben abiniz ateş'in komutan'ı üsteğmen eray kaya askeriye'ye kadar ben size eşlik edeceğim" dedi şaşkınlıkla baktım
"Abim bir asker' in geleceğini söylemişti" dedim gülümseyerek baktı
"Bende bir asker'im sonuçta " diye yanıt verdi bana onun gibi içtenlikle gülümseyerek devam ettim sözlerime
"Evet ama siz sonuçta abimden üstünsünüz" diye cevapladım onu
"Askeriye de öyleyim ama sivil zamanda arkadaşıyım kardeşi'nin havaalanında olacağını söyleyince de benden rica etti seni karşılamamı bende kabul ettim" dedi daha sonra cevap vermemi beklemeden elimde ki eşyaları alarak karşıda bizi bekleyen askeri araca doğru ilerledi bende sessiz bir şekilde arkasından onu takip ediyordum siyah poşeti de bagaja koyacaktı ki bir anda elinden almamla şaşkınca bana baktı.
"Pogoca ve kurabiye içinde saklama kanlarında askeriyede ki askerler için yaptım"diye açıkladım annemle birlikte yaptığımı bilmesi gerekmiyordu dediğim ile gülümsedi
"Düşüncen için teşekkür ederim sabah kahvaltıda dağıtırız askerlere"dedi onu başımla onaylayıp arabaya bindim arkamdan bagajı kapatıp sürücü koltuğuna oturdu bana kısa bir bakış atarak arabayı çalıştırdı. Araba'nın içinde bir ölüm sessizliği vardı ne o bir kelime ediyordu ne de ben ikimizde birbirimizi tanımıyorduk ne konuşabilecektik ki ben böyle düşünürken eray' ın sesiyle düşüncelerden cıkarak ona baktım.
"Abinle hiç benzemiyorsunuz" Dedi
"Her kardeş birbirlerine benzemek zorunda değil"diye cevapladım onu
"O manada değil o çok konuşkan sen ise sessizsin" dedi onun bu dediği ile kahkaha atmaya başladım abim' e konuşkan diyorsa beni tanısa ne derdi acaba?
" Aslında ben daha gevezeyim abime göre " dedim gülümseyerek yanıtladı beni
"Hiç çok konuşan birine benzemiyorsun" dedi
"Beni Tanımıyorsun da ondan " dedim gülümsemesi daha çok genişledi neşeli sesiyle bana bakıp tekrar yola baktı.
"Bizde tanışırız" dedi tanışırız mı? Demişti bakışlarımı ona çevirip yanıtladım
" tanışalım" dedim bana kısa bir bakış atıp yola bakmaya devam etti.
"O zaman ilk ben tanıtayım kendimi adım eray kaya 28 yaşındayım doğma büyüme istanbulluyum iki senedir burada yani ığdır'da görev yapmaktayım üsteğmen'im babam emekli polis annem emekli öğretmen iki kardeşiz benden küçük bir kız kardeşim var "dedi yaşına şaşırmıştım abimle aynı yaştaydı ama abimden küçük duruyordu. Bana baktığını görünce derin bir nefes vererek konuşmaya başladım.
"Sıra bende 22 yaşındayım doğma büyüme bende istanbulluyum bildiğiniz üzere bir abim var birde küçük erkek kardeşim var annem ev hanımı babam ise şehit albay" dedim ve sustum gözü yolda olsada yanıtsız bırakmadı beni
"Bir albay kızı olmak onur verici olmalı" dedi gülümsedim gerçekten de onur vericiydi.
"Evet öyle komutan'ım" dedim başını anladım anlamında sallarken sessiz kalmadı.
"Eray" dedi anlamamıştım anlamadığımı anlayınca
"Sadece eray desen yeterli" diye açıkladı. Gülümsedim ona bakarak
"Tamam sadece eray diyeceğim " dedim hiç birşey demesi çünkü askeriye' ye gelmiştik lojman askeriye ile aynı arazide yer alıyordu kapıda ki görevli asker eray'ı görünce kapıyı açtı burada ki lojmanlar iki katlı müstakil evlerden oluşuyordu. Eray mavi beyaz olan evin önünde arabayı durdurunca kapıyı açarak indim. Eray babamdan bavul ve çanta' yı alarak yanıma geldi birlikte evin önüne geldiğimizde eray gözleriyle sağ köşede ki zil' i gösterince zile bastım kapı beş dakika içinde açıldı abim'i bir kolu sarılı şekilde karşımda görünce hemen boynuna sarıldım ve ağlamaya başladım bu hareketiyle abim kesin gözlerini devirmişti.
"Ezgi abim kolum" dedi onun sesiyle hemen ondan ayrılıp üzgün yaşlı gözlerimi yüzüne çevirdim.
"Özür dilerim abi seni böyle karşımda görünce dayanamadım "dedim abim cevabımla göz devirsede geçmemiz için yana kaydı abim yana kayınca eray içeri girerek bavul ve çanta'yı kenara koydu abim gülümseyerek sağlam koluyla eray' ın omzuna dokundu.
" sağol kardeşim sana da zahmet verdik kusura bakma " dedi. Eray abim' in söylediklerini gülümseyerek yanıtladı abimi
"Ne zahmeti ne kardeşim " dedi ve bana baktı bende
"Teşekkür ederim eray dinlenmen gerekirken geldin birde beni havaalanından aldın" dedim eray tam cevap verecekti ki abim ondan önce davranarak konuşmaya başladı.
"Eray abi ezgi eray abi diyeceksin o senden büyük " dedi kaşları çatık bir şekilde onu başımla ona ulaşım gözlerim eray' a kayınca aynı abim gibi kaşlarını çatmıştı ama o bana değil abim'e bakıyordu.
"Ben dedim sadece eray demesini ezgi' ye "diye yanıt verdi abim' e
"Olabilir kardeşim ama saygıdan sana abi demeli biz öyle gördük öyle biliriz değil mi ezgi "diyerek bana baktı abim
"Evet abi " diye onayladım Abi mi bakışlarımı eray'a çevirdim
"Sende kusura bakma eray abi abim haklı isminle seslenmem yanlıştı"dedim beni sadece başıyla onayladı ve abim'e baktı
"Ben gideyim yarın askeriye de görüşüruz" dedi ve evden çıktı. Bir kere bile bakmamıştı bana abim' e baktığımda bana bakıyordu.
"Abi mutfak nerede annemle askerlere pogoca ve kurabiye yapmıştık yarın kahvaltıda verin askerlere "dedim abim mutfağı gösterince elimde ki poşeti tezgaha bıraktım yarın ısıtır yollardım abimle daha sonra abim odamı gösterince bavul ve çantamı alarak odama girdim bavul ve çanta'yı kenara bıraktım yarın dolaba yerleştirirdim bavuldan gecelik takımımı alarak koridorun sonunda ki banyo'ya ilerledim kısa bir duş alıp geceliklerimi giyip çıktığımda abimde kendi odasına giriyordu.
"İyi geceler abi " dedim gülümseyerek abim aynı gülümsemeyle bana baktı
"Sana da iyi geceler prenses" diyerek odasına girdi. Bende onun arkasından odama girerek yatağıma yattım alt katta salon mutfak lavabo vardı üst katta ise iki misafir odası bir yatak odası banyo bulunuyordu. Şirin bir evdi başımı yastığa koyar koymaz uyumuştum. Sabah uyandığımda saat 07.00dı uyandığım zaman tekrar uyuyamayacağımı bildiğim için yataktan çıkarak bavuldan mavi boğazı bir kazak pantolon kombinleyip üzerime giydim saçımı salık bırakarak odadan çıktım. Ilk banyo'ya girerek elimi yüzümü yıkayıp çıktım merdivenlerden indiğimde abim üniformasıyla karşıma çıktı şaşkınlıkla ona baktığımı görünce
" niye öyle bakıyorsun?" Diye sordu
"Abi sen yaralı değil misin? Nereye gidiyorsun?" Diye soruyla cevap verdim sorusuna
"Nereye gidebilirim sence ezgi askeriye'ye gidiyorum"diye yanıtladı beni bu adam yaralı olduğunu unutmuştu herhalde.
" Abi farkında mısın bilmiyorum ama yaralısın" dedim gözleriyle yaralı kolunu gösterirken koluna kısa bir bakış atıp tekrar bana baktı.
"Askeriz prenses biz yaralıyız deyip oturamayız biz bizim için önce vatan " dedi gülümseyerek sarıldım abime onunla gurur duyuyordum kollarından ayrılınca
" Tamam abi kahvaltılı evde mi yapacaksın askeriyede mi?" Diye sordum
"Askeriye de yapacağım hatta sende gel annemle yaptığınız pogoca ve kurabiyeleri dağıtırsın askerlere tanışmışta olursun " dedi onu başımla onaylayıp mutfağa ilerledim pogoca ve kurabiyelerin olduğu kabları alarak evden çıktım abim dışarda bekliyorum diye arkamdan bağırmıştı ben mutfağa girerken askeriye ve lojmanlar aynı arazide olunca arabaya binmeden yürümeye başladık yolda erayla karşılaşınca abim hemen hazır ola geçerek
" istanbul teğmen ateş karaaslan günaydın komutan'ım"dedi onun bu haline dayanamayarak kahkaha atınca eray' ın bakışları kısa da olsa bana dönüp tekrar abime baktı.
"Rahat asker " dedi. Abim rahat bir duruma gelince
"Yemekhane'ye mi?" Diye sordu eray'a eray onu başıyla onayladı.
"Evet biliyorsun bekar adam olunca birde kimsen yanında olmayınca soluğu yemekhanede alıyorum gördüğüme göre sizde aynı yere herhalde"dedi. Abim beni göstererek
"Ezgi annemle askerlere pogoca ve kurabiye yapmışlar onları dağıtacak"dedi ah be abi ben dün kendim yaptım dedim adam' a sen niye annem'inde yaptığını söylüyorsun ki eray bana bakarak yanıtladı abimi
"Ya öyle mi dün ezgi bana kendisinin yaptığını söylemişti"dedi
"Ezgi de hamarattır yaptığı yemekleri yesen parmaklarını yersin ama bir ordu asker' e tek başına yapamazdı Annem de yardım etmiş" dedi abim
"Bir gün yerin inşallah ezgi'nin elinden bir yemek "dedi eray abim başını sallayarak
"Tabi kardeşim hatta bu akşam gel sen bize yemeğe değil mi ezgi ?" Dedi abim bakışlarını bana çevirince
"Tabi ki ben yaparım bir şeyler sen buyur gel eray" dedim eray cümlemle gülümsedi bakışlarım abime dönünce kaşları çatık bakınca yaptığım hatayı anlayıp hemen düzelttim.
" yani buyur gel eray abi" dedim abim cümlemle kaşlarını düzeltip gülümserken eray kaşlarını çatı yürümeye başladı. Abim ve bende onu takip ederek yemekhaneye girdik eray kahvaltilik almak için yanımızdan ayrılınca abim beni aşçı bir asker' in yanına götürdü.
"Selim poğocaları hemen ışık ve ezgi' ye ver ezgi benim kız kardeşim oda masalara dağıtacak "dedi ve yanımızdan ayrıldı. Selim poğocaları ısıtıp tepsiyle bana uzatınca elime alarak masalara dağıtmaya başladım tabi masada oturan askerlerle de tanışıyordum hepsi teşekkür edip gülümsüyordu. Son masaya geldiğimde masada abim ve eray da vardı onlara da dağıttığımda eray gülümseyerek bana baktı.
"Teşekkür ederim ezgi anne'nin ve senin eline sağlık "dedi bende onun gibi gülümsedim birbirimize bakıp hala gülümserken bakışmamızı bir öksürük sesi böldü öksürük sesi abimden başkasına ait değildi...