BÖLÜM 5

2691 Words
5. BÖLÜM Ethan Kathy’i duyar duymaz şok içinde kıza baktı. Bunca yıllık sıra dışı meslek hayatında böyle bir teklifle karşılaşmamıştı! Kurbanlarının akıl almaz teklifleri elbette olmuştu ancak bu kızın isteği bir başkaydı. Bu delilikti! Yeşil gözlerinin üstünde öfke ve şüpheyle çatılmış kaşları, dudağının kenarındaki alaycı gülüşle kıza bakıyordu. Planını anladığını gösteri şekilde başını dikleştirdi. Kalın, kaslı kollarını göğsünde buluşturdu. “Sen ne saçmalıyorsun!” Kathy umursamazca omuz silkti. “Son zamanımı eğlenerek geçirmek istememin nesi yanlış… Sen de eğleneceksin.” Yüzünü ondan aksi istikamete çevirip içinden kendine küfürler yağdırdı. Bu aşağılık adamla, katiliyle birlikte olacaktı öyle mi? Asla! Kathy’nin tutunacağı son şey bu delice fikir olmuştu. Otel sahibesi kadının kulağına fısıldadığı cümleyi düşünmüştü. Son çare olarak telkin ettiği planı... Ethan’ı biraz oyalamak ve bu sürede bir kaçış yolu bulmaya çalışmak, hiç olmazsa adam kendisine yaklaşınca onun işini bitirmek, yapamıyorsa ikna etmeye çalışmak… Tek amaçladığı bunlardan birinin tutmasıydı. Kendini hiçbir zaman çok güzel bulmamıştı ama bir adamın dürtülerinden de haberdardı. Bir robot kadar hissiz, bir makine kadar tek düze görünse de Ethan Fell de bir erkekti. Onun da zayıflıkları vardı, zaafları… Bir mağaranın en dip, en kuytu yerine saklanmış minicik bir su kaynağı gibi onun da sertliğin altında zerre kadar dahi olsa bir his olmalıydı. Bir madenci gibi onu bulup çıkarabilmeliydi. “Cevap vermedin?” Ethan silahını yanındaki sehpaya koyarak Kathy’e baktı. Önce alaycı bir şekilde kızın tüm vücudunu süzdü. Sonra o bakışlar yerini buz kütleleriyle değiştirdi. Kızgınlığı belirgindi. “İstemiyorum,” dedi soğuk bir sesle… Kathy şuh bir bakışla ona doğru adım attı. Hayır, onu nasıl baştan çıkaracağına dair hiçbir bilgisi yoktu. Elini beceriksizce saçına götürdü. “Ethan Fell doğrusu bir katil olmasaydın seni başkasına bırakmazdım.” Bu dediğiyle de hızla utandı. Olabildiğine kadınsı görünmeye dair ne gibi cümleler kurması gerektiğini bilmiyordu. Misha’ya ulaşabilseydi ondan son derece faydalı tüyolar alabilirdi ama bu adamın karşısında diyecekleri soğuk bir duvara toslamaktan öteye geçmiyordu.  Ethan ilgilenmiş gibi tek kaşını kaldırdı. Yavaş adımlarıyla yaklaşan maktulüne bakarken bu sıra dışı teklifi düşünüyordu. Kızın bariz bir güzelliği vardı elbette. Kökeninde soyluluk bulunan soğuk bir İngiliz asilzadesine uygun kaskatı bakışları, dudağında kibirli bir gülüş, gözlerinde ukala bir hava vardı. Ölümden korkmayı gururuna yediremediği de aşikârdı. Oysa herkes ölümden korkardı. Yakında ölecek olmak onun bir hatası değildi. Kimin hatası olduğunu ise sorgulamayacaktı genç adam. İşini yapacak, sakin adımlarla burayı terk edecek, ardından Rachel’e gidip parasını alacak ve amaçsızca yaşamaya devam edecekti. Bu kadar yalın işte. Kurbanıyla yatacak kadar işi karmaşıklaştırmayacaktı.  Doğrusu Kathy’nin amacını da sezdiğini düşünüyordu. Kurtulmak için tüm yolları zorlayan biriydi bu kız. Son çare olarak kadınlığını kullanmak istemişti ancak yanlış bir strateji izlemişti. Ethan bu oyuna kanmayacaktı!  Kız korkusuzca olmasa da kararlı bir şekilde koltuğa kurulmuş katilinin dizleri dibinde yere çöktü. Elini yavaşça kaldırıp adamın dizine dokundu ve gözlerine olabildiğince şuh bir hava vererek katiline baktı. “Seni istiyorum… Ölecek olmak umurumda değil.. Hepimiz nasılsa öleceğiz.” Ethan kızın bileğini tutup tiksinir gibi onu itti. “Bu aptal planın işe yaramaz.” “Tek planım biraz eğlenmek. Beni güzel bulduğunu biliyorum… O halde neden istemiyorsun! Bir sorunun yok ya?” Kahkaha attı. “Yoksa çocukluğuna mı inmeliyiz? Neler yaşadığını bana anlatabilirsin… Alkolik bir anne, terk etmiş bir baba, yoksulluk…” Gözlerini kıstı, parmağını kendi dudağında gezdirmeye başladı. “Belki de hiçbiri değil… Belki de sadece… sadece yapamıyorsundur!” Ethan aniden o eli tuttu. Dudağında gezinen parmakları dikkatini dağıtmış, sözleri ise öfkesini katlamıştı. Yeşil gözleri şimdi kapkara bir renge bürünmüştü. Kathy de artık içindeki öfkeyi gizlemiyordu. İkisinin gözleri ölümcül bir nefretle buluşmuştu. “Tamam,” diyen genç adam o yeniden geriye yaslandı. İstediğini vereceğim.” Bunu der demez ayağa fırlayıp kemerini çözerken gözlerini ayırmadan Kathy’e bakıyordu. Genç kız o an korkuyla doldu ve yaptığı teklifin ne kadar anlamsız, ne kadar aptalca olduğunu anladı. Lanetler yağdırdı kendisine, önce otel sahibine elbette. Bu berbat fikri nasıl da kabul etmişti! Canını kurtarmak isterken daha beteriyle mi ölecekti.  Koşarak odanın diğer ucuna gitti. “Hayır, hayır,” dedi panikle. Fakat bir yandan başka çaresinin kalmadığını biliyordu. “Bekle, bekle... Ben... Ben çok güçsüzüm. İzin ver de bir şeyler yiyeyim. Yoksa düşüp bayılacağım.” Bu bir bahaneydi ancak doğruluk payı da vardı. Dün geceden beri tek lokma ağzına koymamıştı. Ethan kararlıca ona yaklaşırken aniden durakladı. Bir saniye için düşündü. “Gel benimle.” Kathy itiraz etmedi. Hiç olmazsa biraz zaman kazanmış gibiydi. Yaklaştığında Ethan onun gövdesini omzunun altına aldı, adeta bir kapan gibi ona kaçacak bir yer bırakmadı. Tehdit dolu bir fısıltıyla kızın kulağına yanaşıp konuştu. “Şimdi beraber aşağıya ineceğiz. Yemek için bir şeyler isteyeceğiz. Ve sen de… sen de uslu duracaksın!” Kathy hızla başını sallayıp adamın tehdidini dinleyen bir hareket yaptı. Kalbi bedenlerinin temasıyla heyecanla çarparken kendisini korku dolu bir bataklığa düşmüş gibi hissediyordu. Aptalca ve plansız çırpınışları onu her saniye toprağa daha çok gömerken elinden gelen tek şey katiline çaresizce elini uzatmak olmuştu. Ethan Kathy’nin elini tutup onu çukurdan çıkarmıştı: daha derin bir taneye atmak için! Ethan’nın omzunun altına sığınmış bedeniyle aşağıya indi. Onlara evine açan yaşlı adam genç çifti görünce heyecanla yanlarına koştu.  “Eşim çok acıktı, yiyecek bir şeyler getirirseniz çok seviniriz. Hizmetinizin karşılığını alacaksınız.” Çocuk durumu babasına izah etti. Sözleri Norveççe’ye çevirdi. Babası keyifle yanıt verdi. “Elbette efendim. Çok leziz köy peynirimiz ve el yapımı şarabımız vardır. Siz geçin iki dakikaya yukarıya çıkartacağım” diye yanıtladı adam ve kocaman gülümsedi.  Kathy imdat diye bağırmamak için kendini o kadar zor tutuyordu ki sıkıntısı yüzüne yansıyan bir karabasan gibiydi. Yaşlı adam da bunu fark etmiş olacak ki “İyi misiniz? pek iyi görünmüyorsunuz” diye sordu… Ethan bir duvar gibi araya girdi. “Yol boyunca yorulduk. Açlık da pek iyi gelmedi karıma. Ne olur acele edin!” Adam acele edeceğine söz verirken Kathy içinden lütfen acele etme diye söyleniyordu. Ethan onu kendisine yapışık halde yukarıya sürüklemeye devam etti. Odaya girince de kızı bedeninden hızla söktü. Kathy onun o sert, baskıcı kollarından kurtulunca üstüne iğrenç bir şey yapışmış gibi yüzünü buruşturup Ethan’ın temasını silmek ister gibi kıyafetini eliyle temizleyen bir hareket yaptı.  “Bana bir daha dokunma!” dedi her şeyi unutarak. Ethan ona bakmaya tenezzül etmeden “Az önce sana dokunmam için yalvarıyordun,” diye yanıt verdi. Kathy, bu cümleler karşısında, gururunun böylesine yerle bir olması karşısında kendinden yeniden iğrenirken planını berbat etmemek için içindekileri dökmedi. Bambaşka bir bahaneye sığındı. “Bana böyle tehdit eder gibi dokunma.” Hem katilinin hem odanın soğukluğundan üşüyordu. Yatağın üzerindeki battaniyeyi alıp kendine sardı ve yatağın üzerine oturup yaşlı adamı beklemeye başladı. O girer girmez kendisiyle beraber onu da hızla dışarı savurup katilin üstüne kapıyı kilitleyebilecek zamanı bulabilir miydi? Adamın elindeki o silah iki saniyede kapıyı paramparça ederdi muhtemelen.  Bu düşünceler içinde çıkış yolu bulmaya çalışırken kapı hafifçe çalındı. Ethan silahını arkaya saklayıp kapıyı açarken yaşlı adam dolu bir tepsiyle içeriye girdi. “Kurutulmuş balık, şarap, peynir ve taze ekmek. Hepsi kendi üretimimiz.” Ethan hafif, çok hafif bir gülüşle karşılık verdi. Bu yok denebilecek gülüşü Kathy de görmüştü ve gözlerine inanamamıştı. Bu hissiz makinayı ilk kez böyle gülerken görmüştü. Sadece dudağı kıvrılmıştı ancak ifadesini bütünüyle değiştirmişti. O kaskatı ifade bir saniyeliğine gitmişti. O halde, insani bir davranış gösterdiği o kısacık zaman diliminde Kathy onu neredeyse çekici bulmuştu. Eğer bu kadar korkunç biri olmasaydı aktör ya da manken olabilirdi. Kathy katiline dair kurduğu bu düşüncelerden rahatsız olarak masaya yöneldi.  Ethan kendine içecek doldurup tek dikişte bitirirken Kathy de peynire yöneldi ve zorlukla bir parçayı yutabildi. Bu sırada tepsideki tek bıçak ve iki çatal dikkatini çekmişti. Gözlerini onlardan ayırdı. Sanki katili gözlerinin hareketlerini bile takip ediyordu. Bıçağı ve çatalı gördüğünü fark etmemeliydi. Çünkü kurtuluşu ayağına gelmiş olabilirdi. Eğer bu adama fark ettirmeden o bıçağı hiç olmazsa çatalı alabilirse buradan kurtulabilirdi. Adam üzerine kapanırken bıçağı o yeşil gözlerine saplayabilirse hızla kendini dışarıya atabilirdi. O gözlere Yazık olacaktı ama hayatı hiç kimseden hele bir katilin gözlerinden önemli değildi ya! Genç kız bu hislerle keyifle yemeğe daldı. Karnını olabildiğince doyururken gereken cesarete sahip olmak için de iki koca bardak şarabı zevkle mideye indirdi. Hafif çakırkeyif olup planını aklından defalarca kurarken Ethan’a baktı.  Dünyadan haberi yok gibiydi. Katil bile olsa Kathy’nin uyanıklığının farkına varamamış bir budalaydı. Kathy yine de bıçağı almanın hayli riskli bir seçim olacağını anlayıp çatala yöneldi. Bir parça peyniri alır gibi yapıp çatalı rutin bir hareketle yanına bıraktı. Birkaç dakika sonra da kolunu çatalın üstüne koyup kamufle etti. Ethan tepsiyi kapı dışarıya kapının önünde koyarken de hızla pantolonunun cebine sıkıştırdı.  Çatal daracık pantolonda hafif bir çıkıntıya neden olsa da görülemeyecek, görülse bile fark edilemeyecek haldeydi. Genç kız keyifle sırıtıp pencereye yöneldi. Arkasından yaklaşan katilinin ayak seslerini duyunca da ona döndü.  Ethan’ın bakışları katı bir halde kızın vücudunda dolaşınca Kathy zamanı geldiğini anladı.  “İşte buradayım,” diye fısıldadı. Artık o kadar da korkmuyordu. Neredeyse bir saattir kendine cesaret yüklemesi yapıyordu. Üstlük cesaretini arttıran bir de silahı vardı. Bir çatal! Tabii alkolün, aptallığa kayan cesaret verdiği açıktı. Eliyle çatalın çıkıklığını gizlemeye çalışırken başını dikleştirdi.  Artık sadece bekliyordu… Ethan da bekliyordu. Birkaç saniye bunu yapacaktı. Amacı onunla birlikte olmak değildi. Kızın ağlayıp vazgeçeceği anı bekliyordu. Fakat onu aksi yöndeki tavırları Ethan’ı kızdırdı. Demek bunu istiyordu. O halde verecekti. Sakin, yavaş bir adımla kıza yaklaştı. Kathy de bir adım geriye gitti ama korkudan değil. Sanki oyun oynuyordu. En sonunda duvara yaslanınca durdu.  Adam aralarındaki mesafeleri bitirdi, kıyafetleri birbirine değerken durdu. Birkaç saniye gözleri kenetlendiği an Kathy ruhunda bir ürperti bedeninde bir sıcaklık duydu.  Aynı şey Ethan için de geçerliydi. Kızın oyunbaz tavırları onu hazırlıksız yakaladı. İstiyorsa ona isteğini verecekti. Bu tuhaf, tehlikeli oyuna katılmaya karar verdi. Nasılsa hikâyenin sonu değişmeyecekti. Kız onun işiydi ve işini bitirecekti. Tek elini kaldırıp onun zayıf ve kemikli omzunda bir süre oyalandı. Kızı öpmeli miydi bilmiyordu… Öpmek istediği ise kızın varlığı kadar gerçekti. Ancak bunu yapmadı. Öpmek demek duygusal bir birlikteliği paylaşmak, sadece bir ihtiyacın giderilmesini değil bunu romantik bir hale getirmek demekti. Ethan için romantizm aptal filmlerde, duygusallık ise bir kalp taşıyan kişilerde olan bir şeydi. Kendisi ise ne bir film karakteri ve ne de kalbi olan biriydi.  Kathy’nin omuzlarını tutan eli aşağıya kayıp kazağının altını tuttu. Ani bir hareketle kızın kazağını başından çekip çıkardı. Parmaklıklar ardından kendisine kararlılıkla bakan o kızı gördü yeniden karşısında. Maktulü gözlerini Ethan’a sabitlemiş ve tüm işi katiline bırakmıştı.  Ethan’ın anladığı buydu. Oysa yanılıyordu. Kathy sadece kendinden daha fazla nefret etmemek için bir harekette bulunmuyordu. Ethan’ın hareketlerine sadece sabredip çatalı çıkaracağı anı bekliyordu. Oysa bedeninde adamın elini hissettiği an derin bir sarsıntı geçirmişti. Bir an için sonrasını merak etmişti ancak kararından dönmeyecekti! Az sonra her şey değişebilirdi. Kurtulabilirdi. Fakat yine de daha iyi bir plan bulamadığı ve bu kadar rezilce davrandığı için kendine inanmıyordu. Başka ne yapabilirdi ki… Rachel denen şeytandan, Ethan denen katilden kendini kurtarmak için son yol olarak buna baş vurmuştu.   Odada ateş yanıyor olsa da hâlâ serindi. Kathy üşümesinin titremeye dönüştüğünü fark edince zihni daha da bulanıklaştı. Ethan da onun üşüdüğünü görüyordu. Kızı çevirip yatağa doğru yönlendirdi. Kathy yatağa düştü, upuzun dağınık saçları beyaz örtüye yayıldı. Gözleri yarı aralıktı. Ethan ona bakarken ne kadar çekici olduğunu düşünüyordu. Biraz daha uğraşırsa onu güzel bile bulabilirdi. Bu düşünce alayla sırıtmasına neden oldu. O dünya üzerinde ilgilenebileceği son kadındı. Fakat şimdi yaptığı aptalca oyuna karşılık verecekti. Gözleri birbirine kenetli halde bir süre durakladılar. İlk ayılan Ethan onu oldu. Elleri yavaşça kızın teninde dolandı. Bu hareketler Kathy’e planını unutturduğu gibi onun utançtan kızarmasına neden oluyordu. Kendisi de bir hamle yapmalıydı. Birkaç saniyeliğine bile olsa adamın ona bakmaması gerekiyordu. Sorumluluk alacaktı! Ellerini kaldırıp Ethan’ın sert kol kaslarına dokundu. Kazağını çıkartmasını istediğini gösterir şekilde davranıyordu. Hayır, konuşmuyorlardı… Tek kelime bile etmemişlerdi. Sonunda genç ada kazağı kafasından geçirirken Kathy de çatalı cebinden çıkaracak zamanı buldu. Ona hissettirmeden elini yataktan sarkıtıp çatalı aşağıya eğdi. Şimdi sadece doğru zamanı bekleyecekti. Ethan kızın kıyafetine dokununca durdu. Kathy’nin gözlerine baktı. Devam edip etmediğini gerçekten istiyor muydu bilmeliydi. Rızası olmadan devam etmeyecekti. Kathy başını sallayınca kızın üzerine kapaklandı ve başını boynuna gömdü. Kathy için her şey hazırdı. Genç kız yavaşça kolunu kaldırıp adamın boynuna çatalı saplayacakken tüm konsantrasyonunu alt üst eden o dudakları hissetti. Çenesinin hemen altındaydı. Bir saniye sonra daha da inanılmaz olan gerçekleşti. O dudaklar kendi dudaklarındaydı. Usulca, sertçe, sakince, aceleyle, tutkuyla, özlemle… Tüm hallerde Ethan onu öpmüştü! Kathy de ne zamandan beri karşılık verdiğini bilmiyordu fakat gözlerini kapattığını, her şeyi unuttuğunu sonradan fark etti. Daha fazla devam edemezdi çünkü yapmak istediklerini yapamayacağından korkuyordu! Neyse ki kontrolü tamamen kaybetmeyen Kathy kolunu kaldırdı, gerçekten zarar verebilecek bir mesafeyi ayarladı ve savurmak için bir saniye bekledi. Derin bir nefes alması gerekiyordu. Tam da tüm gücünü kullanıp kolunu hareket ettirdiği an bileğinde keskin bir tutuş hissetti. Ethan’nın eli bileğini kavramıştı. Oradan kızın eline gidip çatala dokundu ve sertçe çatalı alıp yere bıraktı. Metal aletin sesi tahta zeminde uğursuz bir yankılanmaya neden oldu.  Kathy şoke olmuştu. Bu kahrolası olası adamın her şeyi en başından beri anladığını fark etti! Omuzlarını tutup kendinden çekmeyi denedi. Ancak bu güçlü bedeni bir milim bile kıpırdamayacağını anlayınca dehşetle bağırdı.  “Bırak beni… Pislik herif bırak beni.” Ethan ona iğreniyormuş gibi baktı. “Sana istediğini vereceğim. Çok eğleneceksin!”   “Hayır! Olmaz… Plandı hepsi, dur!” Cümlesini bitirmeden Ethan geri çekilmiş, kızı tamamen bırakmıştı. Elbette bunun bir oyun, bir plan olduğunu anlamıştı. Çatalın eksik olduğunu da en başından beri biliyordu. Madem kız oyun oynuyordu, o da kendi oyununu oynamıştı. Fakat bu oyunun bir yerinde işleri kontrolden çıkmıştı. Onu öpmeyi planlamamıştı! Bu düşüncesiz bir hareketti ve nadiren düşüncesizlik yapardı! İçinde bir yerlerde kendisini rahatsız eden bir hissin varlığı beynini kemiriyordu. En başta o tek mermiyle işini bitirmeli ve arkasını dönüp gitmeliydi. Hayır şimdi de tam böyle yapmalıydı! Kathy Ethan’ın bakışlarını üzerinden hissedip hezimetten ve utançtan ölürken hızla kazağını giyindi. Çatalı yerden alıp yeniden denemeyi düşünse de bu düşüncesini acınası bulup umutsuz bir nefes bıraktı. Başını kaldırıp onunla göz göze geldiğinde söyleyebileceği, yapabileceği bir şey olmadığın biliyordu. Tüm gücüyle bağırdı. “Bitir artık şu işi!” Erkeğin aklından geçen de buydu. Ancak burada değil. Ardından iz bırakmak istemiyordu. Yarın sabah buradan gideceklerdi. Aşağıdaki aile onların bir geceliğe uğrayıp giden turistler olduğunu düşünecekti. “Zamanı gelecek, şimdi kes sesini ve uyu…” Uyumak mı? Kathy şu an sadece ölmek istiyordu. Doğrusu katilinin işini epey kolaylaştırıyordu da… İtiraz edecek, karşı koyacak gücü yoktu. Tükenmişti. Adama sırtını dönüp dizlerini karnına çekti. Kolları başının altında gözlerini kapattı. Gözyaşları usul usul akıyordu. Ethan şöminenin başındaki koltukta onu izliyordu. Ona dokunmuştu, onu öpmüştü… Onu hissetmişti. Bunların hiçbir öneminin olmadığını kendine hatırlattı. O hayatta hiçbir şey hissetmezdi. Duygularını köreltmesinin, yok etmesinin üzerinden yıllar geçmişti. İkisi de bir dakika bile uyumadan geceyi bitirdi. Sabah erkenden de oradan ayrıldılar. Ethan ev haklına araç tamiri için geleceklerini fakat öncesinde biraz yürüyüş yapmak istediklerini söylemişti. Böylece bu işi olabilecek en temiz şekilde bitireceki. Genç kızı köyün çok da uzağında olmayan ormanın içinde bir kuytuluğuna götürdü. Onu bir saniye için bırakmamıştı. Fakat köyden yeterince uzaklaştıklarını düşündüğü bir yerde elini ondan çekti. Kathy o sert tutuştan kurtulur kurtulmaz kendini yere bıraktı. Kaçması mânâsızdı. Gidemezdi ve denemeyecekti de. Başını yerden kaldırdı. İçini bütünüyle kaplayan o derin korkuya rağmen katilinin gözlerini tam içine baktı. Nefretle, öfkeyle, acıyla, merhamet etmesini dileyerek... Ve gözlerini ilk kaçıran Ethan oldu. Berrak bir denizde yüzer gibi görünen o yeşil gözlere daha fazla direnemedi. Rahatsız bir hisler bakışları kızdan çekti aldı.  “Yap artık” diye bağırdı kız. Sesi beyaz örtünün içinde dalgalandı ama kimse onu duyamazdı. Erkek silahını çıkardı, kontrol etti, içinde bir yerde ince ince sızlayan o rahatsızlığı görmezden gelip namluyu kızın kafasına doğrultu. Tetiğe değen parmağı fazla baskı yapmadı oraya. Bir saniye bekledi. Nasılsa o tetik çekilecekti. Fakat bir şey onu durduruyordu. Kotunun cebinde titreyip duran telefonu ikidir çalıyordu. Derin ve sinirli bir nefes bırakıp telefonu çıkardı. İngiltere’den aranıyordu. O kadına hâlâ işi bitirmediğini söylemek istemiyordu. Bittiğinde onu arayacaktı. Telefonu cebine koyarken gözlerini kapatıp derin bir nefes daha aldı. Parmağı tetiğe baskı uygulamaktan kaçınıyordu. Sanki ondan bağımsızdı ve Ethan’a itaat etmiyordu. Daha dün, daha saatler önce dokunduğu ve öptüğü bu kızı öldürme fikri tuhaftı. Tuhaf şeyleri hayatında istemiyordu. Bir an için yapamayacağını düşünse de kararlı olmak için içten içe kendini telkin etti. Bir saniye, iki saniye, bekledi…  Hayır! Kahretsin ki yapamıyordu! Genç adam nefret ve öfkeyle doluydu fakat kendine karşı… Kathy’nin dimdik bakan gözlerine aldıramamaya çalışırken artık yapabileceğinden emindi. Fakat yeniden, inatla ve ısrarla telefonu çalmaya başladı. Bu defa açtı! “Ne istiyorsun!” diye sinirle sordu. Karşıdan gelen ses Rachel’ındı. “Kızı öldürme. Bana onu canlı getir,” demişti.  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD