İki Yüzlü

1012 Words
Ona doğru koştu. Tutup sarıldı. Gökçe de kollarını onun boynuna doladı. Arin; "Ne oluyor?" Atlas; "Gökçe'nin ailesi orada... Kırmızı bölgede..." "Anladım" dedi Arin sonra terasa çıktı ve koltuklardan büyük olana oturup karşısındaki manzarayı izlemeye başladı. Saatler geçti. Herkes kendi odasına çekilmişti. Bir tek Arin’in bu evde bir yeri yoktu. Hava serinlemişti. Evin modeli Varion'un evine benziyordu. Çok az teknolojikti. Fazlasıyla eski usul dekore edilmişti. Nostaljik görüntü insana huzur veriyordu. Arin gökyüzüne baktı. Güçlü olana... Erişilmeze... Varion'u özlediğini fark etti. Ne ara olmuştu bilmiyordu ama onsuz yapamama gibi hastalıklı bir alışkanlık edinmişti. Onun şimdi burada yanında olmasını istiyordu. Hem de çok... Bu isteğini gökyüzüne doğru fısıldadı. Yanağında hissettiği sıcaklık ve ıslaklık giderek daha da artıyordu. Aniden üzerine örtülen bir şey hissetti. İrkildi. Arkasını döndüğünde Atlas'ı gördü. Sırtına bir battaniye koyuyordu. "Ağlıyor musun sen?" "Hayır!" derken burnunu çekmişti. "Peki" diye güldü Atlas ve hemen yanına kıvrıldı. Battaniyenin bir kısmıyla omuzlarını örttü. İkisi aynı battaniyenin içinde yan yana oturmuşlardı. "Varion'u çok mu seviyorsun?" diye sordu Atlas. Cevap vermedi Arin. Sustular bir süre daha. Battaniye sadece sırtlarını örtüyordu. Isınamamıştı Arin. Aklına bir şey geldi, uygulamak için kafasını çevirip Atlas'a baktı. Aralarındaki mesafe azdı. Nefesi nefesine değiyordu. Yutkundu Atlas. Arin ona doğru yanaştı. Biraz daha ve biraz daha... Atlas kolları kucağına oturmuş kadına doladı. Battaniye de doladı. Arin, onun kucağında yüzü onun yüzüne dönük oturuyordu. Elini onun yanağına götürdü ve yanağını okşadı. Siyah göz bebekleri ona doğru şefkatle bakıyordu. Sanki karşısında Varion vardı. "Niye öptün beni?" diye sordu Arin. "Çok güzeldin!" diye cevap verdi Atlas sonra ekledi. "Özür dilerim, o olmadığımı bilseydin öpmezdin beni! Özür dilerim!" "Şimdi de o olsan, Olmaz mı?" diye kulağına fısıldadı Arin. Sonra kulağından dudaklarına doğru hareket edip dudaklarına yapıştı. Öpmeye başladı onu. Atlas onu kendine doğru çekip öpmeye devam etti. Elini kalçasına götürüp avuçlamaya başladı. Şimdi Arin’in dudaklarını emiyordu. Kalçalarından birini sıkıp bıraktı. Dudaklarını bırakıp boynuna indi ve öpmeye başladı. Arin ellerini onun saçlarında gezindiriyordu. Gözlerini kapatıp dokunuşların tadını çıkarıyordu. Boynunda gezinen dudakların hazıyla kıvrılıyor, avuçlanan kalçasını bir öne bir arkaya hareket ettiriyordu. Durdu Atlas. Nefes nefeseydi. "Devam et!" diye fısıldadı Arin. "Ne yapıyoruz biz?" diye sordu Atlas ve sonra devam etti konuşmaya. "Ben o değilim Arin! Keşke önce biz tanışsaydık. Bu şekilde kendimi kullanılmış hissediyorum. Birlikte olacaksak olalım aklında o olmadan beni severek... Beni sevemez misin Arin?" Arin elini onun yanağına koydu tekrar. "Onu sevmek istemiyorum!" diyerek kalkmak için hamle yaptı ama Atlas onu bırakmayıp kendini doğru çekti. "Seni nasıl bırakacağım! Olmuyor... Devam etmek istiyorum ama pişman olacaksın Arin." Arin sırıttı. Aklına Varion'la Vera’yı salonda çıplak gördüğü gün geldi. Şimdi de birlikte olmalılar... Neden bekleyen o olmalıydı ki! Tekrar dudaklarına yapıştı Atlas'ın kısa bir öpücükten sonra kafasını kaldırdı Arin. "Bu son şansın... Devam et... Seninle onu ayırt edebiliyorum... Şu an seninle birlikte olmak istiyorum Atlas!" Atlas bu lafların üzerine kahkaha attı. Keyfi yerine gelmişti. Sımsıkı sarıldı ona ve ellerini onun vücudunda gezindirmeye başladı. Tişörtünü yukarı kaldırıp ellerini içinde gezindirdi. Sonra elini onun bacak arasına koydu. Arin’in fermuarını açıp elini içine koydu. "Ah!" diye inledi Arin. Tekrar dudakları birbirini buldu. Atlas onun teniyle sarhoş oluyordu. Eli her onun tenine değdiğinde ürperiyordu. Hazzı doruklara ulaşmıştı. Dudakları hala onun dudaklarını emiyordu. Nefes nefeseydi. Her cesur hareket hazzı bir öncekinden daha fazla yaşatıyor, her yükselişte hissedilen hazla birlikte yenisine ulaşma hırsı doğuyordu. İkisi de en tepeye ulaşana kadar daha da iştahla birbirlerine dokunuyorlardı. Bir türlü ulaşamadıkları doyum hissine ulaşmak için deliriyorlardı. Odalardan birinin kapısı açılıp kapandı sonra bir ayak sesi... İkisi de durdu hemen. Arin, onun kucağından inip fermuarını çekti ve tişörtünü aşağı indirdi. Ellerini saçlarının üzerinde dolandırıp kabaran yerleri düzeltti. Akay, ayırdığı bacaklarını birleştirip battaniyeyle ön tarafını kapattı. Yaklaşan ayak sesi ikisini de utandırıyordu. Gelen her kimse dönüp bakma cesaretini ikisi de göstermiyordu. Ve biri arkalarına gelip durdu. İkisinin de kalpleri ağızlarında atıyordu. "Uyumadınız mı siz?" diye soran Gökçe'nin çatallaşmış sesi duyuldu. Öne doğru gelip koltuklardan birine kendini bıraktı. Gözleri mahmurdu. "Atlas, uyuyamıyorum. Birlikte mi uyusak yine?" Arin bunu duyar duymaz öfkeli gözlerini Atlas'a çevirdi. "Siz birlikte mi uyuyorsunuz?" diye sordu. Gözleri alev almış, yüzü kızarmıştı. Dudaklarının kenarlarında kızarıklıksa az önceki öpüşmeden kalmıştı. Atlas, kıskanılmanın verdiği hoşnutlukla yanlış anlamanın verdiği huzursuzluk arasında gidip geliyordu. Dudağının bir kenarı yukarı kalkmış tuhaf bir keyif hali içerisinde konuşmaya çalışmıştı. "Kız kardeşim gibi Gökçe. Bazen korkar uyuyana kadar başucunda otururum. Yanlış anlama." Gökçe göz kapaklarını açıp kapattı. "Of! Hadi." diyerek elini uzattı Atlas'a. Arin eli tutup kaldırdı Gökçe'yi. "Ben seninle uyurum Gökçe!" dedi. Atlas gülmeye başladı. Utanmıştı... Aynı zamanda bu kadını tekrar kollarına almak için sabırsızlanıyordu. O an bu hareketle kesinleşmişti bu kadın ve o birbirlerinin olmuşlardı. Dokunuşları birer söz olmuştu. Varion'u hiç sevmemiş olmalı, diye düşündü Atlas. ... Sabah mutfaktan gelen seslerle uyanıverdi Arin. Koltukta uyuduğundan sırtı ağrıyordu. Yavaşça doğruldu. Ani bir harekette sızlıyordu sırtı. Yatakta yüzüstü uzanmış Gökçe'ye baktı. Derin bir uykudaydı. Sırtına elini atıp ayağa kalktı Arin. Odanın kapısını açtığında burnuna nefis kokular doluşmuştu. Odanın kapısını kapattı, Atlas'ın odasının kapısını tıkladı. Kısa bekleyişten sonra kapı açılıverdi. Atlas yüzünde kocaman gülümsemeyle ona bakıyordu. Sarıldı sıkıca ve yanağına öpücük kondurdu. "Günaydın!" Arin gülümseyerek; "Günaydın" diye karşılık verdi. "Kahvaltı hazırlanıyor, acıkmışsındır!" dedi Atlas. Kafasını salladı Arin. Mutfağa doğru yürümeye başladı. Atlas da arkasından geliyordu. Mutfak kapısına varmadan Atlas onu omuzlarından tutup duvara yasladı. Dudaklarına yapıştı. Uzun uzun öptü. Kendini geri çektiğinde Arin’in kızarmış yanaklarıyla karşılaştı. "Sensiz yapamıyorum Arin, ne yaptın bana böyle?" diyerek tekrar öptü dudaklarından. Kendini geri çekip ellerinden birini tutup mutfağa yürümeye başladı. Arin dünden bu yana sırıttığından çenesinin yorulduğunu fark etti. Atlas'ın elinin sıcaklığı hoşuna gitmişti. Mutfağa girdiklerinde Varion'un arkası dönük Akay'a bir şeyler anlatırken görmüşlerdi. Akay onları fark edince gülümsedi. "Günaydın!" diye bağırınca Varion onlara doğru döndü. Arin elini hemen çekip kurtardı. Kalbi ağzında atıyordu. Varion'un dünkü küskünlüğünden eser yoktu. Onları görünce gülerek selam verdi. Arin’e doğru yürürken; "Gel bakalım hanımefendi konuşalım seninle!" dedi. Arin, Atlas'a bakamıyordu... Baksaydı yüzündeki hayal kırıklığını görebilirdi... Hele ki Varion ona elini uzattığında bekletmeden tuttuğundaki suratını görse ömür boyu unutamazdı. Arin az önce Atlas'ın elini tutarak yürüdüğü yolu şimdi Varion'un elini tutarak yürüyordu. Terasa götürdü onu Varion. Oturdular karşılıklı. "Onu ben zannettiğin için öptün farkındayım. Her şeyi yoluna koyacağım Arin. Sana her şeyi anlattacağım. Akay'la konuştum. Seninle ben evleneceğim!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD