4.Bölüm : Hayatlar
Evet bu bölümde diğer bölümde dediğim gibi gerçek hayatta olanları yazıcam başlıyoruz :
1 yıldır hamile kalmaya çabalıyordum .
Eşim de istiyordu ama benim kadar takmıyordu .
Olur elbet modundaydı ve
sigortamız yoktu , eşim işsizdi.
Bu yüzden doktorada gidemiyordum.
Anne ve babamda yoktu benim ama
eşimin ailesiylede ,
birlikte yaşadığımız halde,
hiç şu kızı doktora gönderelim diyen yoktu.
Sahip çıkmıyorlardı bize ,
destek yoktu hiç bir şekilde ve
tam tersi bizden destek bekliyorlardı.
Resmen evlerinde evlat değilde sığıntıydık.
sonra bir gün yine adetim gecikti ama dedim , gene strestendir .
Gene de dayanamayıp test yaptım.
Ve POZİTİF çıktı .
Sevinçten ne yapacağımı şaşırdım.
Hemen eşime gösterdim testi
ve oda çok sevindi ,
tabii kaynanamgil bu sevincimize abartı dedi ,,,,
ama vaktinde görümcem ikinci hamileliğini söylediğinde,, üstelik ilk çocuğu daha
küçüktü.
Ona nasıl sevinmişlerdi.
Resmen evlat ayırıyorlardı ama takmadım .
Bugün benim en mutlu günümdü.
Anne olucaktım .
Kendi annesizliğimi yansıtmıcaktım ona ,
ya da kaynanam gibi bir anne olmucaktım .
Bu düşüncelerle günler ayları kovaladı.
Hamileliğim zaten sıkıntılıydı ve buda yetmezmiş gibi, ne eşim, ne de yanımda, sözde büyük olan kaynanam destek olmadılar aksine köstek oldular.
Kramplar bir yandan ,bulantılar bir yandan, sürekli uyku hali bir yandan ............
Eşim, annesinden etkilendiği için , onlar benim , bunu şımarıklık olarak yaptığımı sanıyordu.
Görmeyenin çocuğu olmuş ..... felan filan düşüncesindeydiler .
Gıya naz yapıyormuşmuşum...
AMA kendi kızı gelip bulaşıkları elde yıkayıp üşüdüyse ,,,,
"ay kızım ellerin kızarmış soğuktan" derdi .
Ya ben koca karnımla yere sofra kurup kaldırıyorum, tek başıma ,kimse yardım etmiyor ve
bulaşıkları , bu halimle her gün yıkıyordum .
Ellerimi bırak karnım, belim kopuyordu ,
9 aylık hamileydim ve
her işi ben yapıyordum .
Kaynanamda bir yemek yaparsa sadece onu yapıyordu ve
bu halimle işlerimi beğenmiyordu.
Hiç " bu kadarı yapıyosun bu da yeter kızım bu halinle çok bile" demiyordu.
Zorlu bir süreçle hamilelik serüvenim bitti .
Sevindim çünkü hem bebeğimi kucağıma alacaktım sağsalim inşallah , hemde işlerimi en azından, muhtaç olsamda , kendi başıma yapmaya çabaladığım işlerimi, daha rahat yapıcaktım.
Doğumdan önce görümcem gelip, idareten odamın camını silmişti.
Gerisinide ben halletmiştim ama eve gidince yatağımı hazırlamam gerekiyordu.
Her doğum farklı başlar.
Benim 40 haftalık hamileliğim suyumun gelmesiyle sonlandı .
Hastaneye yetiştirdi eşim , hemen beni ama sancım ve açılmam yoktu .
Suni sancı verdiler . Sancı gelmeye başladı offf ama ne sancı .......
Duramıyorum , ne yatabiliyorum, ne ayakta durabiliyorum .
Hemşireler gelip gidip yat diyorlar ama çok fena
ama şükür 4 saat sonunda bu sancı daha fena bir hale gelse de ;
Kasıklarıma binen ağırlıkla , dedim geliyor .
EBE hemen beni çatala yönlendirdi .
Başıma toplandılar," ıkın "dediler ,ama yapamıyorum .
Sonra bağırmaya başlayınca ıkınmada kendiliğinden oldu ,
kesi attılar,
oğlumun sesini duydum,
ama bir terslik var,
kafam kalkmıyor .
Bebeğimi gösterdiler ama yüzünü tam seçemedim.
Sonra bebeğimi giydirmeye götürdüler ve ben çatalda temizlenilmeyi ve dikiş atılmayı bekledim .
Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama doktor dikerken alt tarafımı , geldiğini
anladım ve işini yaparken neden kanıyor dediğini hayal meyal hatırlıyorum;
Sonra yardımcı kadın gelip temizledi beni ve ayağa kaldırdı , ama ben ayağa kalktığım gibi,
kulaklarım uğuldamaya , gözlerim puslanmaya başladı ,,,
ve bana bişiler oluyor demeye kalmadan bayılmışım.
Kendime geldiğimde bir kolumda kan, bir kolumda serum takılıydı
ve hala doğumhanede , hala çataldaydım .
Ne oldu bana diye düşünürken ,, doktor kontrole geldi ve "tamam kanama durmuş hastada ayılmış normal servise çıkarın " dedi.
Bu sefer bayılmadan ayağa kalkabildim ve yardımcı kadın "karşıya bak yine bayılma" dedi .
Ben cevap veremedim ,ne denir bilemedim .
Doğumhaneden çıkarken gece ki hemşireler de yanımdan geçiyordu ve beni görünce
" AAaaa bizim hasta dirilmiş"
dediler .
Ben durumumun ciddiyetini o zaman anladım.
Meğer doğumda kan kaybetmişim nerdeyse ölüyormuşum.
Tabii son aylarda kan hapını bırakmıştım, çok kaşıntı ve yanma yapıyor diye
ve
bunun da etkisi olmuş .....
Ben kesi yaptıklarında , derinde kesilmenin etkisiyle ,
zaten düşük olan kanım daha fazla düşmüş .
Ömrümde bitmemiş işte .
Neyse odaya geldim ,içeri eşim girdi.
Yüzü solgundu ve direk bana ne dese beğenirsiniz "neden ilaçlarını içmedin !" .YA önce "iyi misin hayatım, ağrın sızın varmı " dersin.
Hem hamilelik boyunca ne içiyosun, durumun nasıl ? , dedin mi ki ?
şimdi hesap soruyosun !!!!.....
Odunun teki ........
Neyseki bebeğim iyiydi ve ben zorlu hamilelik,
zorlu doğum,
özellikle desteksiz olarak ,
gene iyi ayakta kalmıştım.
ALLAH yardım etmişti ,
yoksa kuluna kalsa işim yaştı.
Eve geldik.
Ertesi gün çıkışımız olmuştu ve ben evimi özlemiştim herşeye rağmen....
Eve girdiğimde en azından görümcem yatağımı sermişti ve çorba yapmıştı.
Kaynanamda bebeğimi yıkadı ve ben o halimle , hemen makineye çamaşır atıp, banyoya girip, banyo yaptım .Sonrada banyoyu yıkadım.
Çünkü gelen giden olurdu ve evde olmadığımız sürede, kaynatam batırmıştı, tras oluyorum diye.....
Sütüm gelsin diye, malum hastanedeki gece ;
Oğlum ,süt gelmediği için sürekli
ağladı ve sürekli beşiğinden almakta zorlandığımdan ,
kaynanamıda sürekli uyandıramadığımdan,,,
sağolsun sanki, tatile gelmiş gibi fosur fosur uyuduğundan ,
oğlum
hep göğsümdeydi ve
hassaslaşmıştı iyice uçları, sanırım yara olucaktı.
Banyodan çıktım, odama girip giyindim .
Oğlum uyurken çorbamı yiyip, mutfağı toparladım, makineden çıkan çamaşırları asıp, yenisini koyup çalıştırdım.
Sanki uykusuz kalan onlarmış gibi eşim bir yanda, kaynanam bir yanda uyuyorlardı.
Ben bunları yaparken .
Çok isterdim benimde ailem olsun ,
bende naz yapabiliyim,
ama hayat yoldaşım dediğim adam,
1gece uykusuz kaldı,
diye.....
Oda yani benim gibi ne sancı çekti,
ne kesildi,
ne kan kaybetti .
Ama o uyuyordu ve
ben dikişli halimle ev işi yapıyordum.
Neden çünkü canımın kıymetini bilmediğm gibi ,
değer verenimde yoktu .
Ve üstelik ertesi gün Ramazan Bayramıydı
ve tahmin edin ne oldu .
Gelen misafirlere bu halimle kaynanam sofra kurmamı istedi.
Hemde içerde bekar , benden büyük kızı misafirin çocuğuyla oyun oynarken .....
Dedim "anne kızın içerde oyun oynuyor, ben yeni doğum yaptım ya hani "
deyince,
kalkıp kendi hazırladı, kardeşi ve karısına sofrayı , ama onlarla biraz oturunca, " yabancı değilsiniz " deyip komşuya bayramlaşmaya çıktı.
Ardından dayıgilde , bekar görümcemi de alıp bayramlaşmaya gittiler.
Tabii sofra ortada, mutfak dağanık ve ben ağlayarak bebeğimle orayı topladım.
Dura kalka , arada emzirme molası felan filan , ama ağlayarak .
O gün birkez daha, kan bağı değil can bağı önemli olduğunu anladım .Bide sonra gelince ne dese ,, "Ben yapardim sen niye yaptin "
Yapmasam , yapmadı derler.
Bununla bittimi tabiki hayır ......
Ertesi gün bebeğimi emziriyorum çay suyu koyamadım ,
kahvaltıyı hazırlayamadım diye,, kaynatamın azarını işittim ,,gene ağladım .
Karısı yani kaynanam söylenerek koydu çay suyunu ,,
Sanki ben bilerek yapıyordum,
ya daha kaç gün oldu doğum yapalı ??!!!
be insafsızlar .... Eşim de bir köşede, bostan korkuluğu gibi duruyordu, sadece...
Ah neyse buna benzer bir çok şey yasiyarak oğlumun büyüttüm.
Her nekadar çok güzel anlar olmasa da onun bir gülüşü bana yetiyordu .
Güç veriyordu bana , o küçücük haliyle,, varlığı destekti bana....
Halbu ki destek olması gereken , en başta eşim olmalıydı .
Şu sözü çok beğenmiştim,
duyduğum da .....
Kendinize eş seçmeyin....
Çocuğunuza baba olacak adam gibi adam seçin ......
Ne kadar doğru değil mi ?
Sizi üzdüysem, affola ama bunlar hayatın gerçekleri ....
Bir dahaki bölümde yeniden hayal dünyasına girmeye varmısınız ?!....