Yazar'dan
13 sene önce
"Bahtiyar bey sizi rahatsız ettim ama"
"Acil bir şey mi var Yaren?"
"Bahar adında bir kadın sizi görmek istiyor" Bahtiyar duyduğu isimle duraksadı.
"Şu an nerde?"
"Güvenlik klübesinin yanında" Bahtiyar sinirle bir soluk bırakıp
"Hemen odama getirilmesini söyle" dedi. Sinirliydi. Sadece bir isim bile onu yıkmaya yetmişti. Kalbi bir anda hızlandı. Eski günleri hatırlayınca yakasına bir pişmanlık yapıştı. Bu pişmanlık onu hiç bırakmamıştı. Dakikalar sonra sekreteri Yaren yine çaldı kapısını. Ayağa kalkıp
"İçeri yolla. Bizi yanlız bırak" dedi. Hızla üzerini düzeltti. Bahar odaya girerken onun kadar heyecanlı değil yüzünde yılların acısı vardı. Bahtiyar yüzüne pişmanlıkla baktı. Ne çok günahı vardı bu kadına karşı. Bunların bedelini nasıl ödeyecekti?
"Bahtiyar ağa" dedi kadın duygusuz bir ifadeyle.
"Seni buraya ne getirdi Bahar" adını söylerken bile ağzında hoş bir tat bırakıyordu.
"Bana yardım etmen gerek Bahtiyar."
"Kocan mı?" Bahar başını hızla aşağı yukarı salladı.
"Bana yardım et yeni hayat kurayım."
"Daha açıklayıcı ol"
"Ben boşanmak istiyorum. Bana bu kadarını sende ailen de borçlusunuz" Bahar kararlıydı. Ona acımamışlardı. Bahtiyar ile sevdalandığı zaman ayakları yere basmıyor pembe bir toz bulutunun içinde adeta uçuyordu. Bahtiyar'ın annesi ketum hanımağa Bahar'ı duyunca kesinlikle olmaz dedi. Kadının diretmesi sonucu Bahtiyar evlendi, Bahar istemediği bir adamla evlendirildi. O zamanın hanımağası, Bahar'ın babasına verdiği küçük bir servet ile Bahar'ın, baharını soldurmuştu. Bahar, Bahtiyar'ı hiç affetmedi sahip çıkmadığı için. Bugüne kadar onu gördüğü yerde yüz çevirmişti ama şimdi ona muhtaçtı. Kocası hapisteyken ondan kurtulmalıydı.
"Ne istersen yapmaya hazırım"
"Sadece boşanmak ve hayatıma devam istiyorum. Sana yada ailene her hangi bir kötülüğüm dokunmaz"
"Kendini bana anlatmana gerek yok Bahar. Ben seni iyi tanıyorum" dedi. Her sözü güvenilirdi Bahar'ın. Verdiği sözlerde dururdu. Son noktaya gelmeseydi kapısını çalmayacağını biliyordu. Ona yardım etmeyi kendine borç bildi. İlk önce anne ve kızına bir ev ayarladı güvenli düşündüğü bir köyde. Her ihtiyacını karşıladı. Bahar yapılanların hepsini kabul etti. Ona bir hayat borçluydu Bahtiyar ve ailesi. Ondan tüm güzel hayallerini, geleceğini çalmışlardı. Şimdi kızının hayatını korumak için tüm gururundan feragat edecekti. Bahtiyar ona güzel bir yaşam kurmuştu söz verdiği gibi. Boşanma davası da açılınca Bahar rahat bir nefes aldı. Kocası boşanmayı kabul etmediği için çekişmeli sürecekti dava.
***
"O kadını korumakla hata ediyorsun Bahtiyar. Başına bir iş açacak" Bahtiyar her şeyi göze almıştı artık.
"Onun hayatını mahveden kişi bendim Şiyar. Onun hayatını kurtarmak boynumun borcu"
"Kendini ve ailemizi riske atıyorsun. Kocası mafyanın adamı diyorlar. Çok tehlikeliymiş"
"Bizde koskoca aşiretiz, bizden korkar" (Ağa Şiyar, Bahtiyar değil)
"Namus davası bizi de aşar Bahtiyar. Gel etme vazgeç bu işten"
"Asla" diye kararlı bir duruş sergiledi Bahtiyar. Günahlarına bir yenisini eklemeyecekti. Bahar'ı ne pahasına olursa olsun o adamın elinden kurtaracaktı. Abisi Şiyar ne kadar uğraşsa da onu ikna edemedi. Sonunda pes eden Şiyar olmuştu.
Şimdi ki zaman
Şiyar ağa odanın içinde dolaşırken Malik'in gelmesini bekliyordu. Berrin ona Devin den bahsetmeseydi bir süre daha haberi olmayacaktı bu durumdan. Yeni bir kızın işe başladığını Malik ile zaman geçirdiğini öğrenmişti. Başta basit bir şey olduğunu düşündüğü için umursamadı. Berrin ona durumu anlatıp çözmesini istediği zaman kızın zayıf noktasını aramak için araştırma yapmaya başladı. Kezban ismiyle bir şey bulamadı. Kızı takip ettirdi ve saatler önce kim olduğunu öğrenince küplere bindi. Nüfüs cüzdanı örneğini eline vermişlerdi. (eski nüfüs cüzdanı örneği)
Öğrenir öğrenmez şehir dışında ki işini bırakıp şirkete gelmişti. Kardeşinin katilinin kızı ile bu şekilde anılması onu gerçekten öfkelendirmişti. Dünyada başka kadın mı kalmamıştı ki o katilin kızı ile takılıyordu? Malik'te babası gibi zayıftı. Bunu bugün çok daha net anlamıştı. Malik'ten umudu vardı ama hayal kırıklığına uğratmıştı onu yeğeni.
Kapı açılınca yeğeninin yüzüne bakmadı. Malik odaya girdi.
"Bunu ölmüş babana nasıl yaparsın Malik? Her şeyi geçtim felçli annenin yüzüne nasıl bakıyorsun?"
"Benim içinde kolay değil amca. O kızın kaderini ben yöneteceğim" Şiyar ağa sinirle yeğenine döndü.
"Yatarak mı?" arada ki mahrem çizgi çoktan aşılmıştı. Malik'in, kıza nikah kıydığı öğrenilince yer yerinden oynayacaktı.
"Babasını zaten öldürttün amca. Bence kızı öldürmeye gerek yok"
"O kız fırsatını bulduğu zaman ne yapacak sanıyorsun? Ben söyleyeyim, ailesinin intikamını almak isteyecek"
"Bunu yapamaz. Kaderi benim elimde"
"Yanılıyorsun Malik, o kız tehlikeli ve ölmesi gerek. Sadece o kaldı, onu da ortadan kaldırmak gerek"
"Ölüm kolay bir ceza olur. Ölmesini istemiyorum"
"Onu bana ver sen yapamıyorsan"
"Beni duydun amca, bu benim intikamım"
"Başına bela olacak o kız"
"Hiç bir şey yapamaz"
"Nasıl bu kadar eminsin?"
"Ağır antidepresan ilaçlar kullanıyor. Hayatı tamamen benim ellerimde" Malik geri adım atmıyordu. Amcası istese de istemese de ikna olmak zorundaydı.
"Gittiğin yol, yol değil Malik"
"Bu intikam meselesini bana bırak amca. Bu konuyu şimdilik anneme açma"
"Bu aşiret nesiller boyu bizim yönetimimiz altında Malik. Sakın ola adımıza leke sürecek bir hata yapma" Şiyar ağa yeğenine göz dağı veriyordu. Malik onun eteklerinde henüz çok toy bir ağaydı. Şiyar ağanın erkek çocuğu olmadığı için Malik'i eğitmişti. Baba yadigarı yeğenine o babalık yapmıştı. Ağalığı tam olarak ona bırakmamış hala aşiretin öncüsü olarak taktir görüyordu. Malik aşiret arasında sevilen bir adamdı ama henüz tam olarak başa geçmesi için erkendi.
Malik imayı anladı. Bozulsa da üstelemedi. Şu an ağalığa uygun tek aday oydu. Amcası kızdığı için böyle davranıyordu. Amcası biraz sakinleşmiş gibi görünse de Devin için hala bir tehditti. Devin ile bir geleceği yoktu ama kendine hakim olamayıp o gece onunla seviştiği için bir bedel ödemek zorundaydı. Bu bedeli onu himayesine alarak ödeyecekti. Eğer o gece bekaretini almamış olsaydı amcasının ne yapacağını umursamazdı ama o kızın masumiyetini kendisi almıştı. Malik borçlu olmayı sevmezdi. Her borcun karşılığı ödenmek zorundaydı.
***
Devin düşüncelere dalmış gitmişti. Saatlerdir odada yanlız başına bir bilinmezliğin tam ortasındaydı. Öyle bir noktaya gelmişti ki artık ne olacaksa olsun kafasındaydı. Hayatı giderek daha karmaşık bir hal alıyordu. Saatlerce odanın içinde gezdi durdu. Oda büyük olduğu için alan genişti.
Şiyar ağa denen adamı görünce geçmişin tüm anıları gözünde canlandı. Hamile bir kadına kıyıp vurmuş yere düşürmüştü. O günü hiç unutamamıştı. Şimdi düşündüğü zaman o adamın ne kadar ileriye gidebileceğini öngörüyordu. Başına daha büyük şeylerin gelebileceği, hatta sonunda ölüm olabileceğini bile anlamıştı. Onların acıması yoktu. Yatağın kenarına oturup başını ellerinin arasına aldı. Fırsat bulmuşken o yaşlı adamı gebertmeliydi ama eli ayağına dolaşmıştı o an. Şimdi kendine kızıyordu. Sonra düşüncelerine kızdı. O bir insanın canını alabilecek biri değildi. Onlar gibi değildi.
Kapı açılınca hızla ayağa kalktı. Seyfi olsaydı mutlaka kapıyı çalardı, kapı direkt açıldığı için kır saçlının geldiğini anlamıştı. Malik ile göz göze geldi. Malik'in yüzünde ilk defa farklı duygular görüyordu. Kararsızlık, arada kalma ve biraz endişe.
"Bana itaat edeceğini söylemiştin" derken Malik sinirle dişlerini sıktı.
"Ne cüretle amcama karşı gelirsin?" Devin duyduklarını telaffuz etmekte zorlandı.
"Bu hikayede suçsuz olanlar bedel ödedi. O adam benim hamile anneme tokat attı. Onu gebertece...." Devin sözünü tamamlamadan Malik üzerine yürüdü. Gözlerinde ki tehdit Devin'i korkutmalıydı ama Devin de en az onun kadar sinirli hissediyordu.
"Sakın tek kelime daha etme" Gözleriyle öfke kusuyordu ikisi de. Devin altta kalmadı bu sefer. Ölümden öte ne olabilirdi? Korku gösterdikçe üzerine geleceklerdi.
"Bundan sonra ben nereye gidersem orada olacaksın. Kardeşinin ve kendi hayatının güvenliği için bana boyun eğeceksin." kısa bir an sessizlik oluştu.
"Beni ailenle kalmaya mı zorlayacaksın?" Malik arkasını dönüp banyoya ilerledi. Devin'in nabzı düzensizleşti. Onunla ve ailesi ile bir arada yaşamak ölümden beter olurdu.
"Ne anladıysan o." Malik kapının önünde durdu.
"Başımı yere eğdirecek en ufak bir hata istemiyorum. Aileme saygı duyacaksın, onlar ne isterse onu yapacaksın. Seni son kez uyarıyorum bu konuda, bana tam itaat gösterecek ne dersem onu yapacaksın. Yoksa bedeli ağır olur." Malik banyoya girince Devin'in dizleri onu daha fazla taşıyamadı ve yere diz çöktü. Onlar yüzünden çektikleri geldi aklına. Başlangıç mıydı yaşadıkları? Ömür boyu o ailenin işkencelerine katlanmak zorunda mı kalacaktı? Buna daha ne kadar daha katlanmak zorundaydı?