Güneş, ikinci dersine zar zor yetişmiş, dersin gürültülü ve kalabalık ortamında kendini kaybetmeye çalışıyordu. Massimo ile yaşadığı konuşmanın ve Zafir'le aralarında geçen o gergin anların etkisi hala üzerindeydi. Sanki sınıfın içindeki tüm sesler, dışarıdaki dünyanın uğultusuyla birleşmiş, kafasının içinde dönüp duruyordu. Dersin konusu neydi, hoca ne anlatıyordu, zihninin kapılarını çalmasına izin vermiyordu. Tüm dikkatini toplamaya çalışırken, derin bir nefes aldı ve elini alnına götürdü. Tam bu sırada, çantasının içinden, masanın üzerinde duran telefonuna bir bildirim sesi düştü. Küçük, sessiz bir titreme. Güneş, istemsizce elini uzatıp telefonunu kavradı. Ekrana baktığında, mesajın Zafir'den geldiğini gördü. Kalbi bir an için hızlandı. Zafir'in o anki hali ve Massimo'nun uyarıları

