Tahir Zaimoğlu Şirketin ofisinden çıkıp konaktaki ofisime geçtiğimde saatler geç olmuştu. Kağıt yığınları, e-postalar, bitmek bilmeyen toplantılar... Kafamın içi allak bullak olmuştu. En kötüsü de tüm gün Ceylan’ı görememiştim. “Yolda ofis fantezisi yaparız” diye şaka yapmıştım ama ne yazık ki gerçek hayat buna izin vermemişti. İçimde hafif bir suçluluk ve onu özlemenin verdiği bir ağırlık vardı. Koridorda yürürken, odamızın kapısına baktım. Işığı kapalıydı muhtemelen uyuyordu. Belki de Esmer’le konuşuyordu. Esmer’in son zamanlardaki halini görünce içim cız etmişti. Bir şeyler dönüyordu ama ne olduğunu tam anlamıyla çözemiyordum. Tüm bu karmaşa içinde, en çok da Ceylan’ın yüzündeki o gergin ifadeyi silmek istiyordum. Nihayet odama vardım. Anahtarı çevirip kapıyı açtığımda, içeride birin

