CEYLAN Villanın geniş camlarından sızan ilk şafak ışıklarıyla uyandım. Yatağın diğer tarafı boştu ama sıcaktı. Tahir erken kalkmış olmalıydı. Derin bir nefes aldım. Havada tuz, iyot ve temiz çarşafların kokusu vardı. Gece boyu, Tahir’in düzenli nefes alışını dinleyerek, kendimi güvende hissetmiştim. Ama uyanır uyanmaz, gözümün önüne gelen tek şey o korkunç gerçekti. Çocuğum olmayacak... Bu düşünce midemi burktu. Ama hemen ardından, içimde bir öfke kabardı. Sadece kaderime değil, Tahir’e karşı. Bu gerçeği benden saklamıştı. Benim yerime karar vermişti. Bu ihanetti. Kalktım, üzerime ince bir sabahlık geçirdim. Mutfağa indim. Tam da tahmin ettiğim gibi, buzdolabı tıka basa doluydu. Devranın işiydi. Taze yumurtalar, peynirler, zeytinler, reçeller... Kendimi işe verdim. Domatesleri ince inc

