Ceylan Bugün biraz gergindim çünkü daha dün gergin anlar yaşamıştık. Fakat herkes sanki dün ki şeyler yaşanmamış gibi davranıyordu. Hava ise ne çok sıcaktı ne de soğuk tam insanın içini uyuşturan cinstendi. Büyük sininin etrafında diz çöküp mumbar dolması hazırlamaya başlamıştık. Herkesin elinde bir şey, dilinde de laf bitmiyordu. Ezma Hanım baş köşede kalın sesiyle kimin dolmayı iyi sardığını, kimin iç harcını bozduğunu söylüyordu. Onun yanında hizmetliler, diğer yanda da her zamanki gibi gülücükler saçan ama gözleri sinsice parlayan Sezen oturuyordu. Ben sessizce çalışıyordum. Zeytinyağının kokusu, baharatın keskinliği, elimdeki bağırsağın kayganlığı... her şey o kadar sıradandı ki. Ama içim durgundu. Tahir sabah erkenden işe gitmişti, giderken yüzüme bakıp “akşam erken dönerim” demi

