Tahir Zaimoğlu O an her şey birbirine karıştı. Ceylan’ın yüzündeki ifade, gözlerindeki kırgınlık, çantasını yere düşürüp bir kelime bile etmeden kaçışı… sanki zaman durmuştu. Sadece rüzgârın uğultusu ve Asude’nin soluğu kaldı geriye. Birkaç saniye, belki bir ömür gibi geçti. Gözlerim Ceylan’ın arkasından giderken, içimde “Dur, öyle değil!” diye bağıran bir ses vardı ama dudaklarımdan tek kelime çıkmadı. Ne söylesem, o an o görüntüyü silemezdim zaten. Asude yanımda kaldı yüzü solmuş, gözleri dolmuştu. Elleriyle kollarını sardı kendine, sesi titriyordu. “O… senin yeni eşin değil mi?” dedi yavaşça. “Ben… çok özür dilerim Tahir. Onun burada olduğunu bilsem asla bu kadar dikkatsiz davranmazdım.” Bir elimi enseme attım, parmaklarımı sinirle saç diplerime bastırdım. Başımın içinde uğuldayan bi

