Ceylan Yavaş yavaş gün ağarmaya başlarken Tahir’in yanında uyandım. Gece, öpüşlerimiz ve paylaştığımız o büyük güvenle son bulmuştu ama şimdi gerçeklik, soğuk ve acımasız bir şekilde geri dönmüştü. Bugün, o kuyuya gidecektik. Tahir zaten uyanıktı. Sırtüstü yatıyor, gözleri tavana dikilmiş, düşünceliydi. Yanına kıvrıldım, başımı göğsüne dayadım. Bandajın sert dokusu tenime değdi. “Uyuyabildin mi?” diye sordum sesim sabahın sessizliğinde bir fısıltıydı. “Pek değil,” diye cevapladı eli saçlarıma daldı, okşadı. “Zihnim durmak bilmiyor. O kuyu... içinde ne var, Ceylan? Ali’nin hayatına mal olan şey?” “Öğreneceğiz,” diye fısıldadım ona ve kendime güven vermeye çalışarak. “Birlikte öğreneceğiz.” Yataktan kalkıp hazırlanmaya başladık. Hareketlerimiz sessiz, neredeyse bir ayin gibiydi. Rahat,

