Keje Milan
Siyah sürmemi gözlerime sürdüm uzun kahverengi saçlarımı arkaya doğru savurdum dün annemin saçmalıkları yüzünden ufak çaplı bir sinir krizi geçirmiştim akşam abim geldikten sonra ona sorduğumda öyle bişey olmadığını söyleyince yine bir kriz geçirmiştim deyim yerindeyse evde bulaşık kalmamıştı evden çıkmak oldukça iyi bir fikirdi atımı çok özlemiştim ona binip özgürce dolaşmak istiyordum odamdan sesizce çıktım saat 12 geliyordu hayır hayır sabahın değil gecenin 12 sinde at binecektim sabahları kimsenin gözüne girmezdim akşam kimse olmadan binmek istiyordum ağıla geldiğimde Kıraç’ın sesini duydum gülümseyerek o tarafa döndüm ve kapıyı açtım atımın yelesini okşadım
“Kıraç biraz dolaşalı mı canım çok sıkılıyor konakta hapis hayatı yaşıyorum resmen” diyip ipini çözdüm ve ağıldan olabildiğince sessizce çıkmaya çalıştım eğer abim duyarsa iyi şeyler olamazdı
“Sesiz ol yavrum şşş” dedim oda anlamış gibi beni dinledi insanlardan daha akıllıydı kesinlikle
Konağın kapısından çıkınca derin bir nefes verdim hemen Kıraç’ın üzerine bindim yelesini okşayıp ayağımla karnına hafif bir fiske atınca anlamış gibi koşmaya başladı bizim tarlaların yanına gitmiyordum o Halef ağanın tarlasının yanına gidiyordum o çok sevdiği tarlasını mahvedecektim dudaklarımda alaylı bir gülümseme geçti
“Eğer benimle evlenmek istiyorsan bana katlanacaksın” dedi Diyarbakır’ın en güzel kızını bir mal gibi almak kolay değildi onu hala tanımıyordu tanıyacağına pişman edecekti
Saçları havada raks ediyordu adeta naif bedeni sallanıyor havada bit şölen veriyordu korkusuz bir kızdı Keje kimseden korkmazdı eli silah bile tutardı her işte becerikli biriydi tek sorunu yemek yapmamasıydı onuda annesi öğretmemişti
Diyarbakır’ın dar sokaklarını geçerken kendi konaklarını çoktan geçmişti Halef ağanın en yakın tarlasına gitecekti zaten buralarda sadece bir tane büyük tarlası vardı Fakir herif diye geçirdi içinden kesin cimriydi tipsiz önceki karısı o yüzden ölmüştür fakirlikten
Sane ne Keje dedi içinden
Karanlıkta etrafı pek görmediği için Kıraç’ı durdurup atan indi gelmişlerdi ay ışığının parladığı tarlaya baktı yeni yonca ekimi yapmışlardı yazık olacak diye geçirdi Kıraç’a tekrar binip tarlayı talan edecekti abisinin yüzünü nasıl o hale getirmişlerse bu tarlayıda o hale getirecekti yevemesinin içinden benzini çıkarıp tarlanın her tarafına iyice serpti benzin kumu yakardı yani bu tarla bir daha işe yaramayacaktı ardından tarladan çıkıp sigarasını dudaklarının arasına koydu çakmakla ucunu yakıp derin bir nefes çekti içine sadece dertlendiği zaman bir tane yakardı şimdi de tam zamanıydı
İçine çeke çeke sigarayı bitirip söndürdü toprağın altına koyup iyice ezdi ağzına sakızı attıp Kıraç’a binmedi keyiflene keyiflene yürüyüp tadını çıkaracaktı tarladan çıkıp dar sokakları yürümeye başladı Kıraç’ın ayak sesleri bile tadını kaçırmazdı ara sokaktan yan tarafa döndüğünde evine daha hızlı ulaşacaktı öylede yaptı 1 saat geçmeden eve geçti Kıraç’a su ve yemini verip iyi geceler öpücüğü yollayıp hemen odasına girdi şükür birine yakalanmamıştı
Işığı Bile yakmadan direk banyoya koştu üzerindeki her şeyi soyup kirli sepetine attı Ilık suyun altına girdi bedeni şimdiden rahatlamıştı iyice temizlenip havluyla bedenimi kurutu banyodan çıkıp odasına girdiğinde bedeni soğumaya başlamıştı bile dolaptan pijama takımı çıkarıp üstüne geçirdi yorganı altına girdi havalar sıcaktı ama hala yorgan kullanıyordu
Gözlerini kapattığım anda derin bir uykuya daldı yarın olacaklardan habersiz mutlu mutlu uyurken hayat ona güzel bir ders verecekti
Ee ne demişler eden bulur
***
Alarmın sesiyle uyandığımda yüzümü buruşturdum çok kötü bir sesti baykuş değildi kuş değildi bir melodi hiç değildi tabiki annemin sesiydi kendimi hiç incitmeden gözlerimi ovup yatakta oturur pozisyona gelip başımda dikilmiş anneme baktım yine üstünde sanki düğüne gider gibi en şatafatlı fistanını giymiş babamın ona ne emeklere aldığı altınlarını takmıştı Ama dudağında bir sırıtış vardı hayırdır annem kendine bir kısmet mi bulmuştu
Ah sus keje şimdi baban mezarında ters dönmüştür
İç sesim beni onayladı anneme dönüp ne oldu dercesine kaşlarımı oynadığımda kendi etrafında bir tur dönüp parmaklarını çıtlattı göz devirdim tamam gidiyordum en kısa zamanda bu evden o yüzden oynayabilirdi daha 1 haftam vardı dolabıma yöneldim kapağını açmadan önce aynayla yüz yüze geldim çenemin altında bir sivilce oluşmuştu fazla umursandım benim güzelliğim o adama fazlaydı bile canım kendim
“Maşallah kendim doğurmuşum demiyorum ama aynı bensin” dedi Hevin hanım zamanında oda böyle güzeldi
“Şimdi sana birşey söyleyeceğim” dedi Hevin hanım elini çenesinin altına koyup Keje’nin kulağına yaklaştı Zehirli diliyle Kejeyi alt üst edecek cümleyi bir çırpıda söyleyiverdi
“Devrim dönmüş”
Devrim dönmüş
Devrim dönmüş
Kulağında bilmem kaç kez yankı yaptı Devrim çocuklu aşkı sevdiği adam eskiden aşık olduğu adam dönmüştü Mardin’den Diyarbakır’a dönmüştü haberi almış mıydı onun bir hafta sonra evleneceğini duymuş olmalıydı degil mi gerçi bütün Mardin Diyarbakır duymuştu evleneceklerini
“Ne yapıyım anne” diyip dolabının kapağını açtı içinden sanki kıyafet seçiyormuş gibi elerini üzerinde gezindirdi hayır hayır elleri titrememeliydi hem neden titresindi o şerefiz onu kaç haftadır aramıyordu hafta mı tam 6 ay onu aramıştı artık umrumda bile değildi kendi hayatına bakacaktı
“Ha ayrıldınız mı siz ben hala sizi sevgili sanıyordum her neyse ben gideyim de yeni gelinim için odasını hazırlatıyım nasıl olsa 2 gün sonra gelcecek sende kıyafetlerini toparlamaya başlasan İyi olur Halef Miroğlu haber gönderi yarın geliyor seni almaya” dedi keyiflene keyiflene
“Abim söyledi 1 hafta sonra geliyorlar” dedi inanmayarak dün aynısını yapmıştı bügün yine yapıyordu
“Tamam şimdi abini ara o sana söyler” diyip odadan çıktığında geriye kapanan kapı sesi kalmıştı
Bu sefer annesi ciddiydi yatağa çöküp elindeki mavi elbisenin kenarına tırnaklarını geçirdi bir insan nasıl bu kadar kızını sevmezdi resmen kızından nefret ediyordu göz yaşları yine ona ihanet ederken hıçkırıklara boğuldu annesinden nefret ediyordu bir kez daha bu evden kurtulmak defolup gitmek istedi bir anne neden bir anne kızından nefret ederdi ki hata düşüncesi bile saçmalık geliyordu
Çok basit degil mi kızdım bir işe yaramayan evde oturan bir kızdım
Abimi çok seviyordu annem erkek olduğu İçin mi evet erkek olduğu İçin ben küçüken bir şey istediğimde bana mahsustan hayır abime ise ne istese alıyordu bu evlat ayrımı degil miydi bende onun evladıyken bana niye ayrım yapıyordu ama az kalmıştı gidecektim her ne olursa olsun kocam olacak adama saygı duyuyacak eş vazifesi yerine getirecektim bundan sonrasını kaldırmaya gücüm yoktu en azından o adamla iyi geçinmeyi düşünüyordum daha dün ona küfürler yağdıranken bugün baş eğmem yarın her şeyi yapacağım anlamına geliyordu ama yapamazdım bir kez bir işe yaramıyorsun diyen annemi haklı çıkarmayacaktım ben Kejeydim güçlü kız çocuğu olarak dünyaya geldim şimdi ise güçlü bir kadın olarak yoluma devam edecektim
Daha dün kendine ne demiştin güçlü dur kızım kuralarımız vardı daha bunlar neydi ki
Başarabilirsin sen Keje’sin bunlar sana vız gelir tırıs gider
***