Karmaşık(4)

1313 Words
MİROĞLU KONAĞI Ax ax ben ne şansız bir kadınım birinci oğlum o soysuz kızla evlenecek zaten diğer oğlum tutmuş bir gavur onunla evlenecek kızım elden gitmiş oy oy başımı alıp nereye gideyim allahım sabır ver” dedi bir nevi haklıydı aslında bütün çocukları şanssızdı ona göre Salona geçtiğimde annem dizlerini dövüyor abim gözlerini kapatmış sabır diliyordu kendi kendine Küçük kardeşim Barzan ise annemi sakinleştirmeye çalıyordu Lorin ise koltukta oturmuş ağlıyordu teyzemler ve dayımlar ise kendi aralarında dedikodu yapıyordu Saruhan yanına oturduğumda kafasını kaldırıp bana baktı benim aksime mavi gözleri vardı babamın gözlerine çok benzerdi benim gözlerim ise anneme benziyordu “İyi misin” diye sorduğumda sırıtı “Çok iyiyim baksana abin ikinci kez evleniyor kardeşim” dedi acı çektiği belliydi Hayatında sadece kendisini istiyordu ikinci bir kişi onun hayatına giremezdi “Abi Geçmişi unut bitti gitti” dediğinde Halefin Ela gözleri kararmaya başlamıştı geçmişi kim unutabilirdi o lanet gün nasıl aklından çıksındı tam 2 yıl 2 yıl psikolojik tedavi görmüştü hatta adı deliye bile çıkmıştı o lanet günleri unutamazdı aklında bir tilki gibi dolanıp duruyor geceleri uyuyamıyor geceyi sabaha çeviriyordu “Sus Saruhan” dediğinde Saruhan başını saladı eğer abisine daha fazla o anları hatırlatırsa yine bir krize girebilirdi en iyisi susmaktı “Abi Milanlar geldiler” diyen evin şöförü Yunustu “İstemiyorum defolup gitsinler o gavurun çocukları” diye bağırdı Revşan hanım sinirle ayağa kalktı halefin başına çöktü işaret parmağını kaldırıp oğluna saladı “Bana bak Halef evlenmeyecek benim kızım ne yap ne et iptal et” dedi sinirle “Ana” dedi Saruhan uyarıcı ses tonuyla “Ne ana ne benim kızım gidiyor Saruhan ne olur oğlum bişey yap bacını kurtar” dediğinde daha Saruhan cevap vermeden Halef ayağıyla önündeki sehpaya tekme atınca Haydar ağa hemen halefin yanına yaklaşıp kolundan tutu yana çekti bu deli oğlanın işi belli olamazdı evi yıkmadan tutması lazımdı Halef kolunu çekeceği sırada dayısının uyarıcı sesini duydu “Sakin ol Halef” dediğinde sinirle kolunu çekti “Anca kızını sen düşün seninde oğlun burada Rewşan hanım oda isteyerek güle oynaya evlenmiyor” dedi yanına yaklaşıp kulağına fısıladı"Yoksa üvey annem olduğun İçin mi bu kadar beni sevmiyorsun"dediğinde rewşan hanım şoka uğramış gibi konuşmadı Oysa en sevdiği çocuğu Halefti “Oğlum” diyip yanağına elini koyacakken Halef geri çekildi Kendini toparlayıp en küçük kız kardeşi Lorin’e döndü koltukta oturmuş göz yaşlarını akıtıyordu “Lorin git ablanı aşağıya indir” dedi “Tamam Abi” diyip yukarıya doğru yürümeye başladı ne konuşacak hali nede itiraz edecek hali kalmamıştı tek isteği saatlerce uyumak bu kabustan kurtulmaktı Halef herkese döndü”Eğer biriniz daha ağzını açarsanız o ağzının mermi dolmadan kapanmaz” dedi uyarıcı ses tonuyla Ardından annesine döndü “Şmdi Rewşan hanım bir hanımağa gibi kızını yeni evine uğurla ve yeni gelinini evine al bir kaynana gibi davran” “Öyle olsun Halef ağa” diyip salondan çıkınca oda çıktı herkes birer çıkıp avluya girdi Halef yunusa işaret verince konağın büyük kapısı açılınca iki teyzesi ve o kız içeriye girmişti Üzerinde beyaz uzun bir elbise vardı ve başının üzerinde kırmızı bir duvak vardı iki teyzesinin koluna girmiş yavaş yavaş yürüyordu içinden yazık olacak diye geçiyordu ona gerçek bir koca gibi davranmayacak sevmeyecekti iki yabancı gibi davranacaktı *** Zaman elimde olsa çocukluğuma gitmek isterdim oyun oynadığım özgürce gezdiğim dolaştığım o zamanı istiyordum ama imkansız görünüyordu galiba çünkü evleniyordum şaka bir yana evleniyordum bu gerçeği sık sık kendime söylemem gerekiyordu çünkü alışmam imkansız görünüyordu ben Keje daha benim yaşımda evlenenlerle dalga gülerken benim başıma gelmişti ee büyüklerimiz boşu boşuna gülme komşuna gelir başına dememişler iç çektim zamanında büyük konuşmuştun yine ne demişler büyük lokma ye büyük konuşma dedelerimizin ne haklıydı ben hayalimdeki erkeği o adam gibi düşünmüyordum benim hayallerimde 1.80 mavi gözlü sarışın bir Adam isterken sanki Allah ona gülmüş al sana bu davarı der gibiydi çünkü Halef ağa Ela gözlü açık kahveye kaçan saçları sert yüz hatları 1.95 yakın boyu belki daha uzun bile olabilirdi sorun o değildi sorun onun kaba saba haleri yaşı daha önce evlenemediydi Allah’tan karısı rahmetli olmuştu birde onunla mı uğraşacaktı aklından kendine saydırdı bin bir şey düşünüyordu Bak kejecim öyle yada böyle evlenecektin zaten şimdilik tek hedefin o akıl hastasıyla başa çıkmak tamam mı kızım okey mi kızım En azından tipi var diye yine geçirdim içimden ya hanzo bir tipi olsaydı ay evlerden ırak Aynadan güzelliğime baktım bir kez daha Halef ağa çok şanslıydı benim gibisini haketmiyordu ama kader işte güle de konuyor neyse düzgün konuş dedim içimden üzerimde gelinlik diye bişey yoktu evet evleniyordum ama üzerimde gelinlik yoktu beyaz düz uzun bir elbise vardı kendi kendime gülümsedim ya ne olacaktı davulu zurnalı evden gelinlikle mi çıkacaktım saçlarımda yine beyaz bir şal vardı öyle üstüm körü takmıştım neymiş evlenenler başına bunu örtmek zorundalarmış hayır ben onlar gibi değildim ben güçlü bir hanımağaydım Kapı aniden açılınca oraya döndüm abimi beklerken annemin yüz ifadesiyle karşılaşınca göz devirdim Annem kendi kendine çikledi sinirlerimi bozuyordu “Vay vay Keje be sen kapına o kadar gelen zengin görücüleri reddet başına gelen olaya bak Allah’ın işi” dedi gözlerini yuvalarından döndürken Haklılığı karşısında boynu büküldü keşke amca oğlunu isteseydi fene değildi ama aması geçmişti işte “Teseli etmeye mi geldin Hevin hanım “ dedim ona dönüp mavilere boş boş bakarken “Bundan sonra teselli ne işe yarar” dedi Hevin hanım koltuğa oturup bacak bacak üstüne atarken “Haklısın” dedi ilk defa doğru bişey demişti alkış sesi gelebilir miydi *** Etrafta o kadar ses vardı ki yada benim kafamın içinde susmuyordu uğulduyor aklımı bulandırıyordu hayatım hiç bu kadar ileriye gitmemişti ben sakin biri değildim gülmezdim kahkaha atardım konuşmaz bağırdım öyle bir anormallik vardı bende ama şimdi o kadar sakindim ki beni böyle görenler şaşırmış durumdaydı ama yapacak bişeyim yoktu ben artık eski ben değildim aklım fikrim mantığım durmuş durumdaydı beyaz koltuğun üzerinde otururken kimsenin sesini duymuyordum birilerini bana sesleniyordu ama duymuyordum aklımda geleceğim vardı nasıl yaşayacaktım nasıl bir ömür o evde barınacaktım En son yanıma gelip biri beni dürtmese hep öyle kalacaktım “Kızım iyi misin” “Hı ha iyi-yim” dedim aslında hiç iyi olmama rağmen sonra etrafta bakınca bizim ev olmadığını gördüm üstelik bu kadını tanımıyordum ardından aklıma dank eden gerçekle acıyla gülümsedim ne ara buraya gelmiştim aklım o kadar bulanıktı ki fark etmemiştim bile evleniştim evet evlendiğim adam çekip gitmişti “Şey su var mı” dedim mahcup bir şekilde “Var tabi kızım hemen getirsinler Roza” diye bağırdığında yanına benim yaşlarımda güzel tatlı bir yaklaştı kız ondan su isteyince hemen getirmeye gitti “Ben Halefin küçğk teyzesi Zeliha gidende benim küçük kızım Roza”dedi Zeliha hanım güzel geline bakarken içi acıdı nede güzel biriydi “Memnun oldum bende Keje” dedi dudağına zorla kondurduğu gülümsemeyle O sırada Roza bize yaklaştı bardağı bana nazikçe gülümseyerek verdi baya güzel bir kızdı saçları tuhaf bir şekilde hoşuma gitmişti kırmızıya yakın kızıl saçları vardı ve benim gibi mavi gözleri vardı çileri falan yoktu acaba saçları boya mıydı “Teşekkürler” dedim suyu içmeden önce “Afiyet olsun canım” dediğinde bir kız ona seslenince koşar adımlara yanımızdan ayrıldı suyumdan bir iki yudumu ancak içebilmiştim bardağı yanımdaki sehpaya bıraktım “Aç mısın kızım” dedi Zeliha hanımın düşünceli sesi “Hayır değilim” dedim ona dönüp çok anlayışlı bir kadındı acaba kaynanam da böyle miydi pek tanımıyordum ama namını duymuştum sert mizaçlı otoriter bir kadın olduğu tüm Diyarbakır biliyordu oda elbet duymuştu eğer teyzesi böyleyse kaynasıda elbet iyiydi altıncı şansı iyiydi hissediyordu kaynanası iyi biriydi “Peki” dedi Kafasını eğmeden önce kapıda gördüğü kadın ile yutkundu bu kaynanasıydı galiba üstünde siyah fistanı başında aynı şekilde bir şal vardı cenaze gidiyordu sanırım çünkü bu kombini ancak o yet gösteriyordu tamam isteyerek evlenmiyorlardı ama bu fazla degil miydi kendisi bile geceleri ağlamaktan harap olurken sabahları güçlü duruyor zorda olsa gülümsüyordu ama bu kadın fazlasıyla aksi duruyordu şey galiba altıncı his falan yoktu kendisinde “Oo gelin hanımız gelmiş” dediğinde buz kesti Cehennememe hoş gelmişti ve karşısında duran ise heralde Zebaniydi
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD