Eylül’den Sabah gözlerimi açtığımda huzur kaplamıştı bedenimi. Hem geçmişi bir çırpıda anlattım, kurtulmuştum hem de Alaz’ın o sıcak tenine sarılıp uyumuştum. Çok rahattım. Yataktan kalkarken, belimden tuttuğu gibi geri yatırdı; kendimi altında buldum. “Kaçmak yok güzelim, nereye haber vermeden?” hem söylüyor hem öpüyordu. “Alaz, banyoya girmem gerekiyor. Bir yere gittiğim yok, ben senden gidemem ki.” deyip sarıldım. Öpücükleri derinleşirken, elleri bedenimde dolaşıyordu. Kalkmam gerektiği için serbest bıraktı. Banyoya gittiğimde aynada kendime baktım. Çok çirkindim; bütün gece ağlamıştım ve gözlerim, suratım şiş, göz altlarım morarmıştı. Defalarca yüzüme soğuk su çarptım. Fazla vakit geçirmiş olmalıyım ki Alaz girdi içeriye; üstünde sadece baksırı vardı. İlerledi, küvete su doldurmaya

