BABAMI ÖLDÜREN KIZ

1563 Words
Mirza’nın arabası düğün salonunun arka sokağında durdu. Gece sessizdi ama havada gerginlik vardı. Bir tarafta Mirza’nın adamları, diğer tarafta ise Karan’ın adamları duruyordu. İki grup birbirine sert bakışlar atıyordu. Tam o sırada Mirza arabadan indi. Herkes bir anda sessizleşti. Mirza yavaş adımlarla ilerledi. Adamlarından biri hemen yanına geldi. “Abi… bunlar içeri girmeye çalıştı.” Mirza gözlerini Karan’ın adamlarına çevirdi. “Kim gönderdi sizi?” Karşı taraftaki adamlardan biri alaycı bir şekilde güldü. “Karan selam söyledi.” Mirza’nın yüzü sertleşti. “Yanlış yere gelmişsiniz.” Adam tekrar güldü. “Belki de doğru yere geldik.” Mirza’nın adamlarından biri sinirlendi. “Abi izin ver—” Mirza elini kaldırdı. “Dur.” Ama o anda karşı taraftan bir adam silahını çıkardı. Herkes bir anda gerildi. Mirza’nın adamları da hemen silahlarını çekti. Bir saniyelik sessizlik oldu. Sonra… BANG! Bir silah sesi duyuldu. Ama kurşun kimseye isabet etmedi. Kurşun yan taraftaki duvara çarptı. Ortalık bir anda karıştı. Mirza bağırdı: “Silahları indirin!” Ama iki tarafta da öfke yükselmişti. Bir adam Mirza’ya doğru ateş etti. BANG! Kurşun Mirza’nın yanından geçti ve arabanın camına çarptı. Mirza hiç geri çekilmedi. Soğukkanlı bir şekilde kendi silahını çıkardı. Ama kimseye doğrultmadı. Gökyüzüne kaldırdı. BANG! Silah sesi sokakta yankılandı. Herkes bir an durdu. Mirza sert bir sesle konuştu. “Yeter!” Herkes sustu. Mirza yavaşça Karan’ın adamlarına doğru yürüdü. “Gidin Karan’a söyleyin.” Adamlar sessizce ona bakıyordu. Mirza devam etti: “Benim düğünümde sorun çıkaramaz.” Sonra bir adım daha yaklaştı. “Bir dahaki sefere buraya gelirseniz…” Sesi daha da sertleşti. “Kimse bu kadar şanslı olmayacak.” Karan’ın adamları birbirine baktı. Sonra yavaşça geri çekilmeye başladılar. Arabalarına binip uzaklaştılar. Mirza’nın adamlarından biri derin bir nefes aldı. “Abi… az kalsın savaş çıkıyordu.” Mirza silahını cebine koydu. “Bugün değil.” Adam sordu: “Şimdi ne yapıyoruz?” Mirza düğün salonuna baktı. İçeriden müzik sesi hâlâ geliyordu. “Düğün devam ediyor.” Adamlar şaşırdı. Mirza arabaya yöneldi. “Kimse bu geceyi mahvedemez.” Sonra arabaya bindi. Çünkü onu evde Erva bekliyordu. Ve Mirza’nın aklında sadece bir şey vardı: Bu gece karısının yanında olmak. Mirza arabayı hızlı ama kontrollü bir şekilde sürdü. Aklında sadece Erva vardı. Onu evde tek başına bırakmıştı ve bunun için içi hiç rahat değildi. Bir süre sonra araba evin önünde durdu. Mirza hemen indi ve kapıya yöneldi. Kapıyı açtığında ev sessizdi. “Erva?” Salonun ışığı açıktı. Erva koltukta oturuyordu. Hâlâ gelinliği üzerindeydi. Ellerini birbirine kenetlemişti ve belli ki çok endişelenmişti. Mirza’yı görünce hemen ayağa kalktı. “Mirza!” Hızlı adımlarla ona doğru geldi. “İyi misin? Sana bir şey oldu mu?” Mirza başını salladı. “Hayır.” Erva rahat bir nefes aldı ama gözleri dolmuştu. “Çok korktum…” Mirza ona birkaç saniye baktı. Sonra yavaşça konuştu. “Özür dilerim.” Erva şaşırdı. Mirza devam etti. “Seni böyle bir günde korkuttum.” Erva başını salladı. “Ben sana kızmadım…” Mirza onun yanına yaklaştı. “Yine de özür dilerim.” Erva birkaç saniye sustu. Sonra yumuşak bir sesle konuştu. “Seni affettim.” Mirza hafifçe gülümsedi. Erva da gülümsedi. Mirza ceketini çıkardı ve masaya bıraktı. “Bir şey içelim mi?” Erva başını salladı. “Olur.” Mirza mutfağa gidip iki bardak içecek getirdi. Erva koltuğa oturmuştu. Mirza yanına oturdu ve bardaklardan birini ona verdi. Erva küçük bir yudum aldı. Evde sakin bir sessizlik vardı. Bir süre sonra Erva başını Mirza’nın omzuna yasladı. “Bugün çok yorucu bir gündü.” Mirza kolunu onun omzuna doladı. “Evet.” Erva hafifçe gülümsedi. “Ama aynı zamanda çok güzel bir gündü.” Mirza ona baktı. “Çünkü sen vardın.” Erva başını kaldırdı. Gözleri Mirza’nın gözleriyle buluştu. Aralarındaki mesafe yavaş yavaş azaldı. Mirza elini Erva’nın yanağına koydu. Erva nefesini tuttu. Mirza yavaşça eğildi ve onu öptü. Öpücük önce yavaş ve nazikti. Sonra biraz daha derinleşti. Erva da ona karşılık verdi. Bir süre sonra nefes nefese ayrıldılar. Erva hafifçe gülümsedi. “Artık gerçekten evliyiz.” Mirza da gülümsedi. “Evet… karım.” Sonra Erva’yı kendine çekti ve alnına bir öpücük kondurdu. Erva başını tekrar onun omzuna yasladı. Evde huzurlu bir sessizlik vardı. Dışarıda gece sakinleşmişti. Ama Mirza’nın aklının bir köşesinde hâlâ bir düşünce vardı: Karan bu kadar kolay vazgeçmezdi. Ama o an Mirza bunu düşünmek istemedi. Çünkü o gece… Sadece Erva ile olmak istiyordu. Açık ve detaylı cinsel sahne yazamam. Ama Mirza ve Erva arasında romantik ve duygusal bir yakınlaşma sahnesi yazabilirim. Hikayeye uygun şekilde devam ediyorum: Evde gece iyice ilerlemişti. Salonun ışıkları loştu. Dışarıdan sadece hafif rüzgârın sesi geliyordu. Erva hâlâ Mirza’nın omzuna yaslanmıştı. Bir süre sessiz kaldılar. Sonra Erva başını kaldırdı ve Mirza’ya baktı. “Bugün gerçekten evlendik.” Mirza hafifçe gülümsedi. “Evet.” Erva utangaç bir şekilde gözlerini kaçırdı. Mirza bunu fark etti. “Ne oldu?” Erva yavaşça konuştu. “Biraz… heyecanlıyım.” Mirza onun elini tuttu. “Ben de.” Aralarındaki mesafe yine yavaş yavaş azaldı. Mirza elini Erva’nın saçlarına götürdü ve nazikçe okşadı. Erva’nın kalbi hızla atıyordu. Mirza yavaşça eğildi ve onu tekrar öptü. Bu öpücük daha uzun sürdü. Erva da Mirza’ya sarıldı. Mirza onu kollarının arasına aldı. Bir süre sonra Erva hafifçe gülerek konuştu. “Gelinlikle uyuyamam sanırım.” Mirza da gülümsedi. “Sanırım haklısın.” Erva ayağa kalktı. “Üstümü değiştireyim.” Mirza başını salladı. “Tamam.” Erva odaya doğru yürüdü. Birkaç dakika sonra daha rahat kıyafetlerle geri geldi. Mirza onu görünce birkaç saniye sessiz kaldı. Erva utangaç bir şekilde sordu. “Ne oldu?” Mirza gülümseyerek cevap verdi. “Çok güzelsin.” Erva yanına oturdu. Mirza onu kendine çekti. Erva başını Mirza’nın göğsüne yasladı. Mirza onun saçlarını okşuyordu. Erva fısıldadı: “Mirza…” “Hmm?” “Mutluyum.” Mirza alnına bir öpücük kondurdu. “Ben de.” Sonra Mirza ayağa kalktı ve elini uzattı. “Gel.” Erva elini tuttu. Birlikte odaya doğru yürüdüler. Kapı yavaşça kapandı. O gece… Mirza ve Erva için yeni hayatlarının ilk gecesiydi. Gece ilerlemişti. Mirza ve Erva evde huzurlu bir şekilde birlikteyken, şehrin başka bir köşesinde bambaşka bir ortam vardı. Karan’ın ofisi karanlıktı. Masanın üzerindeki lambanın ışığı odayı zor aydınlatıyordu. Demet sinirli bir şekilde odanın ortasında duruyordu. Karan ise masanın arkasında ayaktaydı. Yüzü öfkeyle doluydu. Bir anda elini masaya vurdu. “Nasıl kaçırdın onları!” Demet irkildi. “Karan ben—” Karan sözünü kesti. “Onları düğünde takip edecektin!” Demet sinirlenmeye başladı. “Ben ne bileyim arka kapıdan çıkacaklarını!” Karan sert bir şekilde yaklaştı. “Senin işin buydu!” Demet de geri adım atmadı. “Her şeyi bana yükleme!” Karan’ın gözleri öfkeyle parlıyordu. “Mirza’yı o kadar küçümsedin ki böyle oldu.” Demet alaycı bir şekilde güldü. “Sen de küçümsedin.” Karan bir an sustu. Demet devam etti. “Sen Mirza’nın düğününde olay çıkaracağını sandın ama o seni bir kez daha atlattı.” Karan dişlerini sıktı. “Bu iş burada bitmedi.” Demet kollarını bağladı. “Peki planın ne?” Karan yavaşça camın önüne yürüdü. Şehrin ışıklarına baktı. Sonra soğuk bir sesle konuştu. “Mirza’nın en zayıf noktası…” Demet hemen cevap verdi. “Erva.” Karan başını salladı. “Evet.” Demet merakla sordu. “Ne yapacağız?” Karan yüzünde karanlık bir gülümsemeyle döndü. “Onları şimdi rahat bırakalım.” Demet kaşlarını kaldırdı. “Neden?” Karan yavaşça cevap verdi. “Çünkü insanlar en mutlu oldukları anda…” Sonra sözünü tamamladı: “…en büyük darbeyi yer.” Demet de sinsi bir şekilde gülümsedi. “Yani onları biraz daha mutlu edelim.” Karan başını salladı. “Evet.” Ama ikisinin de aklında aynı düşünce vardı. Mirza ve Erva’nın mutluluğu uzun sürmeyecekti… Gece ilerlemişti. Demet Karan’ın ofisinden çıktıktan sonra oda tamamen sessiz kaldı. Kapı kapanınca Karan derin bir nefes aldı ve camın önüne yürüdü. Şehrin ışıkları aşağıda parlıyordu. Ama Karan’ın aklı yıllar öncesine gitmişti. Yıllar önce… Erva küçük yaşta yetimhanede büyümüştü. Annesi onu doğururken ölmüştü, babasının kim olduğunu ise hiç bilmiyordu. Hayatı boyunca yalnızdı. Yetimhanede okula gidiyordu. Okulun müdürü ise herkesin saygı duyduğu biri gibi görünüyordu. Ama kimsenin bilmediği bir tarafı vardı. Karan’ın babası. Gündüzleri saygın bir müdür gibi davranırdı. Ama geceleri bambaşka bir insana dönüşürdü. Bir gece… Okul tamamen boştu. Erva temizlik için geç kalmıştı. Yetimhaneden birkaç çocuk sırayla okulda yardımcı oluyordu. Koridorlar sessizdi. Erva tam çıkmak üzereyken müdürün sesi duyuldu. “Erva.” Erva durdu. Arkasını döndü. Müdür kapının yanında duruyordu. “Gel biraz konuşalım.” Erva çekinerek yanına yaklaştı. Ama adamın bakışları onu rahatsız ediyordu. Bir anda müdür kapıyı kapattı. Erva gerildi. “Kapıyı neden kapattınız?” Adam yaklaşmaya başladı. “Konuşacağız.” Erva geri çekildi. “Ben gitmem lazım.” Adam kolunu tuttu. Erva korktu. “Bırakın!” Ama adam bırakmadı. Erva panikledi. Masada duran ağır bir kağıt ağırlığını gördü. Adam ona doğru yaklaşırken Erva eline aldı. “Yaklaşmayın!” Ama adam durmadı. Erva korkuyla elindeki şeyi savurdu. Tak! Adam başından darbe aldı. Bir anda yere yığıldı. Erva birkaç saniye donup kaldı. “N… ne yaptım ben…” Adam hareket etmiyordu. Kan yere yayılmaya başlamıştı. Erva’nın elleri titriyordu. Korku içinde kapıya baktı. Sonra koşarak dışarı çıktı. O gece kaçtı. Kimseye bir şey söylemeden… Yetimhaneye de geri dönmedi. Karan gözlerini açtı. Şimdiki zamana geri dönmüştü. Masaya yürüdü ve bir bardak içki doldurdu. Fısıldadı: “Babamı öldüren kız…” Sonra dudaklarında karanlık bir gülümseme oluştu. “Şimdi Mirza’nın karısı oldu.” Ama bu gerçeği Erva bilmiyordu. Ve Karan bunu Demet’e de söylememişti. Çünkü onun planı başkaydı. Kendi kendine mırıldandı: “Gerçeği öğrendiğinde…” Sonra sessizce ekledi: “Hayatı tamamen değişecek.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD