Salondaki gerginlikten sonra Mirza derin bir nefes aldı ve babasına döndü.
“Baba, biz artık müsaade isteyelim.”
Mirza’nın babası şaşırdı.
“Bu kadar erken mi?”
Mirza kısa bir gülümsemeyle başını salladı.
“Yarın konuşuruz.”
Erva ise neredeyse hiç konuşmuyordu. Sessizce başını eğmişti.
Mirza’nın babası Erva’ya döndü.
“Kızım, yine gel. Bu ev artık senin de evin.”
Erva zorla gülümsedi.
“Teşekkür ederim.”
Mirza’nın annesi ise sadece başını salladı.
Demet ise sessizce onları izliyordu.
Mirza ve Erva kapıdan çıkıp arabaya bindiler.
Yol boyunca tek bir kelime bile konuşulmadı.
Arabanın içindeki sessizlik ağırdı.
Mirza ara sıra Erva’ya bakıyordu ama Erva camdan dışarı bakıyordu.
Sonunda Mirza’nın evine geldiler.
Erva arabadan hızlıca indi ve eve doğru yürüdü.
Mirza arkasından geldi.
Eve girdiklerinde Erva çantasını koltuğun üzerine bıraktı.
Mirza kapıyı kapattı.
“Erva…”
Erva hemen döndü.
Ama sesi sertti.
“Bir şey söylemene gerek yok.”
Mirza kaşlarını çattı.
“Ne demek gerek yok?”
Erva sinirle konuştu.
“Her şeyi gördüm.”
Mirza bir an durdu.
“Ne gördün?”
Erva’nın gözleri dolmuştu.
“Demet’i.”
Mirza derin bir nefes aldı.
“Erva, o senin düşündüğün gibi değil.”
Erva hemen cevap verdi.
“Gerçekten mi?”
Sonra acıyla güldü.
“Lavaboda sarılmalar… öpmeye çalışmalar… bunlar benim hayalimdi herhalde.”
Mirza bir adım yaklaştı.
“Erva, o beni öpmeye çalıştı.”
Erva başını salladı.
“Fark etmez.”
Mirza şaşırdı.
“Ne demek fark etmez?”
Erva gözlerini kaçırdı.
“Bu evlilik zaten gerçek değil.”
Bu söz Mirza’yı durdurdu.
Erva devam etti.
“Zaten anlaşmalı bir evlilik. Neden açıklama yapıyorsun ki?”
Mirza’nın yüzü ciddileşti.
“Çünkü önemli.”
Erva çantasını aldı.
“Ben gidiyorum.”
Mirza hemen sordu.
“Nereye?”
“Bir süre yalnız kalmam lazım.”
Erva kapıya doğru yürümeye başladı.
Ama tam kapıya ulaşacakken…
Bir el bileğini tuttu.
Mirza.
Erva döndü.
“Bırak beni Mirza.”
Ama Mirza bırakmadı.
Bir anda onu kendine doğru çekti.
Erva şaşırdı.
“Mirza ne yapıyorsun—”
Cümlesini bitiremeden…
Mirza onu öptü.
Erva donup kaldı.
Kalbi deli gibi atıyordu.
Birkaç saniye sonra Mirza geri çekildi ama hâlâ çok yakındaydı.
Gözlerinin içine bakıyordu.
Sesinde bastırdığı duygular vardı.
“Artık susacağım sanıyorsan yanılıyorsun.”
Erva nefes nefese kaldı.
“Mirza…”
Mirza devam etti.
“Evet başta bu evlilik bir anlaşmaydı.”
Sonra sesi yükseldi.
“Ama artık değil!”
Erva şaşkınlıkla ona baktı.
Mirza ilk defa duygularını saklamadan konuşuyordu.
“Demet’i sevmiyorum.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Onu çoktan unuttum.”
Sonra kalbini gösterdi.
“Ben…”
Bir an durdu.
Sonra bütün duygusuyla söyledi:
“Ben sana âşık oldum Erva!”
Erva’nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
Mirza devam etti.
“Senin başına bir şey gelsin diye korkuyorum.”
“Sen üzülünce içim parçalanıyor.”
“Ve sen şimdi bu kapıdan çıkıp gidersen…”
Sesi kırıldı.
“…ben gerçekten kaybederim.”
Ev tamamen sessizdi.
Erva nefesini tutmuş ona bakıyordu.
Mirza son kez söyledi:
“Gitmek istiyorsan git.”
Bir saniye durdu.
“Ama şunu bil…”
Gözlerinin içine baktı.
“Ben seni seviyorum.”
O an…
Erva’nın kalbi tamamen değişti.
Ama bilmedikleri bir şey vardı…
O sırada Karan onları izliyordu.
Ve Mirza ile Erva’nın aşkı çok büyük bir tehlikenin içine girmek üzereydi. Erva’nın gözlerinden akan yaşlar hâlâ durmamıştı. Mirza’nın söyledikleri kalbinin derinlerine dokunmuştu. Bir süre birbirlerine sadece baktılar.
Ev sessizdi. Sanki zaman durmuş gibiydi.
Mirza yavaşça Erva’ya doğru bir adım daha attı.
“Bir şey söylemeyecek misin?” diye sordu.
Erva dudaklarını araladı ama kelimeler çıkmadı. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki konuşmakta zorlanıyordu.
Sonunda sessizce fısıldadı:
“Mirza…”
Mirza hemen cevap verdi.
“Evet?”
Erva gözlerini kaçırmadan söyledi:
“Ben de…”
Bir an durdu.
“…senden gitmek istemiyorum.”
Mirza’nın gözleri yumuşadı.
Erva devam etti:
“Az önce kapıdan çıkmak istedim çünkü… seni kaybetmekten korktum.”
Mirza bir an dondu.
“Beni kaybetmekten mi?”
Erva başını salladı.
Mirza artık daha fazla dayanamadı. Yavaşça elini Erva’nın yüzüne götürdü ve yanağını okşadı.
“Beni kaybetmeyeceksin.”
Sonra fısıldadı:
“Çünkü seni bırakmam.”
Erva’nın kalbi bir kez daha hızlandı.
Mirza bir an durdu… sonra tekrar eğildi.
Bu sefer Erva geri çekilmedi.
Mirza onu tekrar öptü.
Ama bu sefer farklıydı.
Erva da ona karşılık verdi.
Mirza’nın gömleğini hafifçe tuttu. İkisi de duygularını artık saklamıyordu.
Öpüşmeleri yavaş başladı ama sonra daha derinleşti.
İkisi de birbirlerine daha sıkı sarıldılar.
Sanki o an dünyada sadece ikisi varmış gibiydi.
Bir süre sonra ikisi de nefes almakta zorlanınca yavaşça ayrıldılar.
Alınları birbirine değiyordu.
Erva’nın yüzünde büyük bir gülümseme vardı.
Uzun zamandır ilk defa bu kadar mutlu hissediyordu.
Mirza onun yüzüne bakarak hafifçe güldü.
“Bu kadar mutlu olacağını düşünmemiştim.”
Erva utangaç bir şekilde gülümsedi.
“Ben de.”
Mirza elini saçlarına götürdü ve nazikçe düzeltti.
Sonra gözlerinin içine bakarak yavaşça söyledi:
“Ben seni seviyorum…”
Bir an durdu.
Sonra daha sıcak bir sesle ekledi:
“Sevgilim.”
Erva bu kelimeyi duyunca kalbi yeniden hızlandı.
“Sevgilim…”
Mirza’nın dudaklarından çıkan bu kelime onu inanılmaz mutlu etmişti.
Erva Mirza’ya sarıldı.
“Ben de seni seviyorum Mirza.”
Mirza onu kollarının arasına aldı.
Artık bu evlilik sadece bir anlaşma değildi.
Gerçek bir aşka dönüşmüştü.Sabah güneşi pencereden içeri girerken Mirza hazırlanıyordu. Erva mutfakta kahve hazırlamıştı. İkisi kısa ama güzel bir kahvaltı yaptılar.
Mirza ceketini giydi.
“Ben şirkete gidiyorum.”
Erva gülümsedi.
“Tamam.”
Mirza kapıya doğru yürüdü ama sonra geri dönüp Erva’ya yaklaştı. Onu kısa bir süre izledi.
“Kapıyı tanımadığın kimseye açma.”
Erva başını salladı.
“Merak etme.”
Mirza eğilip onu öptü.
“Akşam erken gelirim.”
Sonra evden çıktı.
—
Bir süre sonra ev sessizdi. Erva salonda oturuyordu.
Tam o sırada kapı zili çaldı.
Erva kapıya yaklaştı.
“Kim o?”
Cevap gelmedi.
Kapıyı biraz açtığı anda kapı sertçe itildi.
İçeri iki adam girdi.
Erva korkuyla geri çekildi.
“Siz kimsiniz?!”
Adamlar onu tuttu.
Erva çırpındı.
“Bırakın beni!”
Ama adamlar onu zorla dışarı götürdü ve arabaya bindirdi.
—
Saatler sonra Mirza şirketteyken telefonu çaldı.
Bilinmeyen bir numara.
Mirza telefonu açtı.
“Alo.”
Telefondan soğuk bir ses geldi.
“Köroğlu…”
Mirza’nın yüzü bir anda sertleşti.
“Karan…”
Karan hafifçe güldü.
“Demek sesimi hemen tanıdın.”
Mirza dişlerini sıktı.
“Ne istiyorsun?”
Karan birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça söyledi:
“Nişanlın elimde.”
Mirza’nın kalbi sıkıştı.
“Erva’ya dokunursan seni öldürürüm.”
Karan güldü.
“Bu kadar öfkelenme.”
Sonra ekledi:
“Eğer kızını tekrar görmek istiyorsan sana gönderdiğim adrese gel.”
Mirza sert bir sesle konuştu.
“Eğer ona zarar verirsen—”
Karan sözünü kesti.
“Çabuk gel Mirza.”
Telefon kapandı.
Mirza hemen arabasına bindi ve gaza bastı.
—
Eski bir depoda…
Erva’nın elleri bağlıydı.
Karan onun karşısında duruyordu.
“Mirza seni gerçekten çok seviyor.”
Erva korkuyla ama kararlı bir şekilde konuştu.
“Mirza seni durduracak.”
Tam o sırada dışarıdan bir araba sesi geldi.
Karan pencereye yürüdü.
Mirza’nın arabası hızla depoya yaklaşıyordu.
Karan sinsi bir şekilde gülümsedi.
“Demek geldin.”
Sonra adamlarına döndü.
“Kızı alın. Hemen çıkıyoruz.”
Adamlar Erva’yı kaldırdı.
Erva bağırdı.
“Bırakın beni!”
Karan arabaya binerken gülümsedi.
“Mirza’ya küçük bir sürpriz bırakalım.”
Arabalar hızla depodan uzaklaştı.
—
Tam o anda Mirza depoya girdi.
Kapıyı sertçe açtı.
“ERVA!”
Ama içeride kimse yoktu.
Mirza etrafa baktı.
Yerde bir sandalye devrilmişti.
Bir köşede Erva’nın bağlandığı ip duruyordu.
Mirza’nın nefesi ağırlaştı.
Yerde küçük bir şey gördü.
Erva’nın kolyesi.
Mirza kolyeyi aldı.
Gözleri öfkeyle doldu.
“Karann…”
Depo tamamen boştu.
Ve Mirza artık biliyordu…
Karan Erva’yı alıp gitmişti.
Mirza depoda bulduğu kolyeyi avucunun içinde sıktı. Öfke ve korku iç içe geçmişti. Erva’nın başına bir şey gelme ihtimali bile onu delirtmeye yetiyordu.
Hemen telefonunu çıkardı.
Aradığı kişi babasıydı.
Telefon açıldı.
“Oğlum?”
Mirza’nın sesi gergindi.
“Baba… Erva’yı kaçırdılar.”
Birkaç saniye sessizlik oldu.
“Kim?”
Mirza dişlerini sıktı.
“Karan.”
Babası hemen ciddileşti.
“Neredesin sen?”
Mirza kısa bir nefes aldı.
“Eski depodayım ama buradan gitmişler.”
Babası kararlı bir sesle konuştu.
“Sakin ol oğlum. Adamlarıma haber veriyorum. Karan’ın saklandığı birkaç yer var. Onları kontrol edeceğiz.”
Mirza’nın gözleri sertleşti.
“Erva’yı bulacağım.”
Babası cevap verdi.
“Birlikte bulacağız.”
—
Yaklaşık bir saat sonra Mirza’nın telefonu tekrar çaldı.
Babası arıyordu.
“Oğlum.”
“Evet baba?”
“Karan’ın adamlarından birini bulduk. Konuşturduk.”
Mirza’nın kalbi hızlandı.
“Nerede?”
Babası adresi söyledi.
“Eski bir çiftlik evi.”
Mirza hiç vakit kaybetmeden arabasına atladı.
—
O sırada…
Eski, karanlık bir çiftlik evinde…
Erva bir sandalyeye bağlıydı.
Gözleri korkuyla doluydu.
Karan yavaşça ona doğru yürüyordu.
“Mirza seni kurtarmaya gelecek mi dersin?”
Erva titreyen bir sesle konuştu.
“Gelir…”
Karan güldü.
“Belki.”
Sonra Erva’ya daha da yaklaştı.
Erva korkuyla geri çekilmeye çalıştı ama bağlıydı.
“Karan… yapma…”
Karan elini Erva’nın yüzüne doğru uzattı.
“Mirza seni çok seviyor.”
Erva’nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Lütfen… bana dokunma…”
Karan sinsi bir şekilde gülümsedi.
“Artık seni kim kurtaracak?”
Tam o anda…
DIŞARIDAN BİR SİLAH SESİ GELDİ.
BANG!
Karan bir anda durdu.
Dışarıdan bağrışmalar geliyordu.
Karan pencereye koştu.
“Lanet olsun…”
Mirza ve adamları eve doğru geliyordu.
Karan sinirle dişlerini sıktı.
“Bu iş burada bitmedi.”
Hızla kapıya yöneldi.
Erva korkuyla bağırdı.
“Mirza!”
Karan kaçtı.
—
Birkaç saniye sonra kapı sertçe açıldı.
Mirza içeri girdi.
“ERVA!”
Erva ağlayarak ona baktı.
“Mirza…”
Mirza hemen yanına koştu.
Ellerindeki bağları çözdü.
Erva titreyerek ona sarıldı.
“Çok korktum…”
Mirza onu sıkıca kollarına aldı.
“Artık güvendesin.”
Erva hâlâ ağlıyordu.
Mirza saçlarını okşadı.
“Ben buradayım.”
Ama Mirza’nın gözlerinde öfke vardı.
Çünkü Karan yine kaçmıştı.
Ve bu savaş henüz bitmemişti.