Hakan’ın yüzü yere değdiğinde, herkes dondu. Soluklar tutuldu. Aslan bir adım bile atmadı. Gözlerini kaldırıp yüzüne bakan ilk kişi Erdal Ağa oldu. Yüz ifadesi değişti. Bir adım öne attı. Dudaklarından güçlükle çıkan bir kelime duyuldu: “Oğlum…” Sanki geçmiş, bugüne karıştı. Havada yankılandı sesi. Sessizlik o an paramparça oldu. Hakan kıpırdanmaya çalıştı. Göz kapakları aralandı. Dudakları hafifçe kımıldadı. “Baba.” dedi çatallı, zor çıkan bir sesle. ‘’Hakan…sen nasıl olur…’’ Erdal ağanın sesi oldukça kısık çıkmıştı. Aslan hâlâ hareket etmedi. Olduğu yerde dikildi. Gözleri Hakan’ın üstündeydi ama bakışında ne tanıma ne de inanç vardı. İçinde bir fırtına koptuğunu hissedebiliyordum. Ben bile nefes almaya korkuyordum. Elimi karnıma bastırdım, kalbim orada atıyor gibiydi. “Aslan…” dedi

