Hakan’ın ağzından; Ellerim cebimdeydi ama içimdeki öfke cebime sığacak gibi değildi. Perdeleri kapattım. Dışarıdaki gün ışığına bile tahammül edemiyordum. O an tek istediğim şey, bir ses, bir nefes, bir yoldaşlıktı. Telefonu elime aldım, Hamza’nın numarasını çevirdim. Telefon daha ikinci çalmada açıldı. Karşıdan Hamza’nın sesi geldi. “Hakan, ne yapıyorsun?” Derin bir iç çektim. Pencereye yöneldim ama yine bakmadan geri döndüm. “Sinirlerim bozuk, oturuyorum.” Birkaç saniye sessizlik oldu. Ardından Hamza’nın sesi, daha dikkatli bir tonla yankılandı kulakta. “Ne oldu?” “Planınız hiçbir şekilde iyi gitmiyor,” dedim, kelimeleri zor yutarak. “Her şey elimden kayıyor gibi hissediyorum.” “Dur,” dedi Hamza, sesi bir parça gerginleşti. “Neden öyle düşünüyorsun?” Derin bir nefes aldım. Yumr

