Aslan’ın kolunu belime doladığı an, içim ürperdi. Yatağın içinde hâlâ sıcaktık. Sadece bedensel değil, içsel bir sıcaklık da vardı aramızda. Tenim, onun tenine değdikçe daha çok tanıyordum onu. Daha çok güveniyordum. Kollarıyla beni kendine çekti. Sessizce yüzüme baktı. Bakışları ciddiydi ama içinde yumuşak bir ton da vardı. Sesini duyduğumda kalbim biraz daha sıkıştı. “Canını yaktım mı?” O kadar içten ve bir o kadar da suçlu bir tondaydı ki… Gözlerini hiç kaçırmadan sormuştu. Sessizlik arasında yutkundum. Yalan söyleyemezdim. Onu üzmek istemezdim ama kendimi de inkâr edemezdim. “Yalan söylemeyeceğim…” dedim. Gözlerini elimden kaçırmadan devam ettim. “Biraz acıdı.” Birden doğruldu. Telaşlı bir hareketle yataktan indi. Ne olduğunu anlayamadan, dolabın önünde elinde bir bezle geri döndü

