Zeynep’in ağzından; Aslan arabayı sürüyordu. Gözleri yola sabitlenmişti ama zihni çoktan başka bir yere gitmiş gibiydi. Elmacık kemiklerinin gölgesine düşen gerginlik bile suskunluğunu ele veriyordu. Elimi kucağımda kenetledim. Rüzgar camın dışında keskin esiyordu. Aslan’ın gözleri donuktu. Direksiyona tuttuğu ellerinde sertlik vardı. “Nereye gidiyoruz?” diye sordum. Sesim fısıltı gibi çıktı. Bana dönmeden konuştu. Gözlerini yoldan ayırmadı. “Ben seni konağa bırakacağım.” Gözlerimi kısarak yüzüne baktım. Bir an bile tereddüt etmeden konuşmuştu. Ama sesinin altında gizli bir ton vardı. Kalbim sıkıştı. İçime bir huzursuzluk çöreklendi. “Bir şey mi oldu?” dedim. Nefesim daraldı. Aslan’ın çenesi kasıldı. Gözleri hâlâ yoldaydı ama bir an dudakları titredi. “Oldu mu bilmiyorum ama öğrene

