Gözlerimi açtığımda yanımda birinin olmadığını hemen fark ettim. Aslan gitmişti… Odanın içi hâlâ karanlığa yakın, sabahın ilk saatlerine ait gri bir ışık duvarlara vuruyordu. Yorgan düzgünce katlanmış, başucundaki kül tablası temizdi. Sanki gece hiç burada kalmamış gibiydi. Bir an rüyaydı sandım. Sonra hâlâ bileğimde hissedebildiğim dokunuşu hatırladım. Gerçekti. Kapı tıklatıldı. “Zeynep kızım, müsait misin?” Feyza Hanım’ın sesi o kadar ani geldi ki üzerime geceliğimin üzerine geçirdiğim sabahlığımı çekiştirerek doğruldum. “Bir saniye,” dedim, sesi tam duyurmasam da. Kapıya yönelip açtım. Feyza Hanım dimdik duruyordu. Üzerinde sedef tonlarında uzun bir elbise, saçları özenle toplanmış. Saatin sabah yediyi bile bulmadığına yemin edebilirdim. “Hazırlan kızım,” dedi. “Seninle birlikte

