Aracın kapısını açtığımda karşılaştığım hava ilk defa bu denli hoşuma gitti. Sıcaklığın içinde hafif baharat kokuları karışıyordu. Taş kaldırımların arasında bir yıldızların alçaldığı hava vardı. Aslan bavulumu aldı, elini cebine attı, anahtarı çıkardı ve beraber ilerledik. Otel girişinin önü alacalı ışıklarla bezeliydi. El ilanlarının yerini alan geleneksel ama şık taş süslemeler dikkat çekiyordu. Kapıdan girer girmez bizi iki görevli karşıladı. İsminin merakını bastıramadım ama biri yüzünde ciddi bir şefkatle konuştu: “Hoş geldiniz Aslan ağam,” dedi saygıyla. “Rezervasyonunuzu bekliyorduk. Çift kişilik bir oda istiyor musunuz?” Aslan gözlerini oradaki görevliye dikti. “Evet,” dedi. “Çift kişilik olsun. Biraz büyük olsun diye söyledim.” Görevlinin yüzü aydınlandı. Başını eğdi, “Elbett

