“Merhaba,” dedi Evin. Gözlerinin içi gülüyordu. “Hoş geldin, Evin,” dedim. Sesim sakin çıktı. Aramızda yıllar vardı, uzaklık vardı ama hâlâ bir tanışıklık, bir bağ vardı. Sonuçta benim kuzenimdi. “Merhaba, Aslan abi,” dedi. O eski alışkanlıkla “abi” ekledi ama içinde bir hafiflik vardı. Sonra kafasını çevirip Tufan’a baktı. “Tufan, bir hoş geldin demeyecek misin?” Tufan başını ona çevirip kısa bir bakış attı. “Hoş geldin, Evin,” dedi. Ses tonu mesafeliydi, gereğinden fazla soğuktu. Ama Evin buna alışıktı. Yüzünü buruşturdu, dudaklarını büzdü. Arkamızdan babamın sesi geldi. “Hoş geldin, kızım. Nerelerdeydin bu zamana kadar?” Evin birden yumuşadı. Gözleri babamın gözlerine kenetlendi. “Özledim sizi. Siz beni özlediniz mi?” diye sordu. Gözleri dolacak gibi oldu ama hemen toparladı. ‘’Uz

