SEDEF’ TEN… Gün geceye, gece yeniden güne döndü. Saatlerce çalıştık ama dronelarla üzerimize yaydıkları yeni virüse bir türlü çözüm bulamadık. Yanaklarımdan süzülen gözyaşlarına engel olamıyorum. Ben de Begüm’ le aynı fikirdeydim çünkü bu virüse çare bulmak için acele etmemiz gerekiyordu. Eğer bunu başaramazsak milyonlarca insan hayatını kaybedecek. Kaleden aldığım sayısız örneği test ediyordum ama hiç birine aklımı veremiyordum. Hala gözlerim gibi içim de ağlıyordu. Bütün bu hengâme arasında ise tek tesellimiz Ömür ve bebeğin sağ salim kurtarılması oldu. Şah Sultan ve Harun Silahtar’ın Hatay’a gittiklerini öğrendiğimde Begüm’ün gözlerinin içine baktım. “Şu an besi yerine ektiğimiz örneklerin her birinin en az 12 saati var. Hadi onlarla sen de git” deyince umutlandım ama sonra benim de

