İBO’DAN… “Gelme güzelim ben zaten geleceğim yanına” dedim. Telefonda yanıma gelmek için ısrar eden karıma. “Sen yanımda olmayınca eksik hissediyorum ben” dedi. Muhtemelen dudaklarını büzmüştü. Silahtar yapısında haberleşme sağlaması için bırakmıştı Süreyya Anne. Ben istemiştim çünkü. Hassas yapısı ile orada hastalığı gördükçe insanların derdi ile dertlenecekti. “Az kaldı canözüm. Zaten Ömür’de Silahtar komutanım da Ankara’ya sevk edilecek. Hem cenazemiz var. Şehidimiz yola çıktı” dedim. “Sen nasılsın?” diye sordu. Birbirini bu kadar iyi tanımak çok garip bir hismiş. Ben onun sesinin tınısından anlıyordum acısını hüznünü ya da neşesini. Fakat benim sesimden de anlaşılmayı daha önce bilmediğim için ne zaman böyle dese şaşırıyordum. “Üzgün” dedim. Morgdaydım. Ülker’in başında. Sadece be

