Bölüm 18

649 Words
“Arsu Aydın. Annen Necla Yıldız. Babanı tanımıyorsun aslında tanıdığın fakat baba olarak bilmeden tanıdığın bir adam. Faruk Ünlü” Faruk amca… Çocukluk anılarım beynime doluşuyor. Çocukluğumda bizi sık sık ziyaret eden bir amca vardı. Benim gibi kızıldı saçları ama benim göz rengim yeşilse onun maviydi. Annemden almışım gözlerimin rengini. Annem sadece kumraldı ama çehre olarak yüzüm onunkine çok benzerdi. Ben düşüncelere dalmışken Tarık devam etmeden önce “İyi misin?” diye sordu şefkatle. İyim demek ister gibi başımı hafif salladım. Anlatmaya tekrar başladı. “Faruk Ünlü’nün resmiyette bir karısı ve kızı hiç olmadı. Baban sizi korumak için sana bile kızı olduğunu hiç söylemedi. Annende öyle.” “Ama neden?” diye sormadan duramadım. “NedenI açık sizi korumak için. Baban bir dehaydı. İnsanlara özelliklede kimi kimsesi olmayan insanlara yasal olmayan deneyler yapan bir kliniğin başındaydı. Annenle de bu şekilde tanıştı. Aşık olunca deneylerde onu kullanmadan klinikte anneni kimse görmeden çıkarmayı başardı.” Gerçekten de bizim hiç akrabamız yoktu. Bir tek babam olduğunu bilmediğim Faruk amca bize gelirdi. Oyuncaklar alır, benimle oynar, severdi sadece o kadar. Yemeklere nadir kalırdı. Çoğu zaman gelmediği olurdu. Demek tüm bunlar belkide bu yüzdendi. “Peki sonra?” “Sonra deneyler insanlara zarar verdiği anlaşıldı hatta baban bu işi bırakmayı istedi. Fakat diğer dehalar hırslı ve paragözdü. Babanın yapabileceği birşey yoktu. Yinede bunu durdurmaya çalıştı. Fakat bu canına mal oldu. Deneyler yapılmasa da babanın ölümü kamuoyunda göze batmıştı. Oldukça feci bir trafik kazasında ölmüştü. Suikast olduğundan şüphelenilse de kliniğin yasal sahipleri bunu örtbas etmiş olmalı. En azından benim şüphem bu yönde. Bu olaydan sonra klinik kapatıldı.” “Klinik nasıl deneyler yapıyordu mesela?” diye sordum. “Özel aşılar, kimyasal ve kozmetik alanında dahası ilaçlar.” diye yanıt verdi Tarık. Söze devam etti. “Annen çaresiz kalmıştı. Yüksel babanı tanıyan annenden ve senden haberdar olan tek insandı o zamanlar. Bu şekilde annenin hayatına girdi, annen güzel bir kadındı. Annenden etkilenince evlenmek istedi. Annenin tek şartı seni nüfusuna almasıydı. Resmiyette kayda geçip Yüksel’in yasal mirasçılarından biri oldun. Tabii Engin onun öz oğlu. Fakat gayrımeşru olduğu için ilk karısından bunu saklamak için öz oğlunu evlatlık gösterdi. Karısı ölünce siyasette konumu sarsılmasın diye bu sanıyı devam ettirdi.” “Tüm bunlar biraz fazla..” diyince sustu. Gözlerimin içine baktı. “Annenin ölümününde suikast olduğunu düşünüyorum. Seni yanında tutuyor çünkü evlatlık olarak yanında olman onun avantajına. Arsu gel benimle evlen. Onlardan intikamımızı alalım.” “İyi de bu saçmalık?! Neden intikam almak isteyeyim ki?! Yüksel..” demiştim ki lafımı kesti. “Tüm bu şüpheli ölümlerin arkasında onun da parmağı var. Anneni elde etmek için çok uğraşsa da annen ona olan gardını indirmedi ve babanı sevmekten vazgeçmedi. Çok fazla kanıt koyabilirim önüne.” “Koymana gerek yok sanırım sana inanıyorum bir şekilde. Çünkü annem ruh gibiydi Yüksel’le mutlu olmadığını düşünmüştüm ama çocuktum bişey soramazdım. Annem sadece beni mutlu görmek isterdi. Yinede kaza olarak ölüm çok fazla değil mi?” “Yüksel doyumsuz bir adamdı. Annenden alamadığı ne varsa başka kadınlardan alıyordu ama yinede yetmiyor olmalı ki annenden sonra yattığı kim varsa bıraktı. Biri çok takıntılı çıktı ve Yüksel’i elde etmek için anneni öldürmeye kalktı. Yüksel bunun öylesine bişey sandı kadınla konuşunca bunun ortadan kalktığını düşündü fakat öyle olmadı. Kadın bu sefer bir araba tamircisiyle anlaşıp annenin kullandığı arabanın frenlerini kesti. Annen malesef intihar etmiş gösterildi arabası uçurumdan uçtuğu için.” “Ama bu nasıl olur? Bana trafik kazası demişlerdi.” Ellerimi yüzüme götürerek ağlamaya başlamıştım. Annemi çok özlüyordum, o benim bu hayatta herşeyimdi. Ama çok çabuk koparmışlar beni ondan, onu da benden. Belki haksızlık belki başka bir duygu. İlk defa kaderime ağladım. Sarsılarak ağlarken Tarık yatıştırıcı bir şekilde beni teselli etti. Sırtımı sıvazlayarak güzel şeyler fısıldadı. Sonra ne oldu bana bilmiyorum. Hala öğrenmem gereken şeyler olduğunu hissetsemde daha. fazla birşey duymak istemiyordum. Tarık’ın tesellisi göz kapaklarımı çok ağırlaştırdı. “Uyumak istiyorum.” diye mırıldandım Tarık duymuş olmalı ki “Uyu ben burdayım.” Kollarında kendimi uykuya bıraktım. Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD