Göz kapaklarımı açmak öyle zordu ki kirpiklerim titreşse de bir türlü açmayı başaramıyordum. Ölü gibi uyumak tabiri bu muydu? Her yerim ağrı içindeymiş gibi… Nefeslerim yavaş ve ağır. Gözlerimi açabildiğimde beyaz ışık gözlerimi yaktı. Sesler duydum ama ses anlamsız geliyordu. Duyduğum cümle Türkçe değildi. Hangi dili konuşuyorlardı? Beynim o kadar çok uyuşuk hissediyordu ki iyi bildiğim bir dili çevirmekte ve algılamakta yetersizdim. Beyin fonksiyonlarım işlevini yapmayı unutmuş gibiydi. Konuşamıyordum, işittiklerimi de anlayamıyordum… Bir süre sonra beyaz önlüklü bir kadın geldi. “Name Eliza, how are you?” diye sordu. Tamam adı Eliza’ymış, nasıl olduğumu soruyor dedim kendime. “Nerdeyim?” diye sorsam da buna anlamsız bakarak tepki verdi. Tabii ya ingilizce sormalıyım. Aklımın bulanık

