Bölüm 27

1218 Words
Tarık gerçekten de sözünü yerine getirmiş bütün gece seks yapmıştık. Kah acımasızca içime girmişti kah yavaş ama gece boyunca sevişmiştik. “Seni çok yorduğumu biliyorum. Ama rahminden tohumlarımın akmasını görmek beni tekrar tekrar sertleştiriyor.” diyerek bir kez daha sikmişti ve nihayet bırakmıştı beni. Yatak ıslak geliyordu ama kalkıp temizleyecek, temizlenecek gücüm yoktu. Tarık bundan etkilenmişe benzemiyordu. Duş sesi duyduğumda uykuya çoktan teslim olmuştum. Çıplak omzuma bir öpücük konduruldu ve tok baştan çıkarıcı bir sesin beni uyandırmaya çalışmasını duyar gibi oldum. Neredeyim diyerek gözlerimi açmaya çalışıyordum ki, Tarık giyinmiş bana gülümseyerek bakıyordu. “Günaydın” diyerek dudaklarıma ufak bir öpücük kondurdu. “Sabahları başka bir güzelsin.” diye iltifatta bulunarak tekrar omzumu öptü. “Hadi uykucu hazırlanman gerek. Kalk senin için kahve ve tost hazırlıyorum.” dedi. “Gerçekten mi?” diye şaşırarak sordum. “Gerçekten.” diyerek neşeyle yanıt verdi. “Saat kaç?” diye sordum. “9’u 10 geçiyor. 10 dakikadır seni uyandırmaya çalışıyorum.” dedi Tarık olumsuzca başını sallayarak. “Hadi duş al giyin gel!” diyerek odadan çıktı. Yerde gelişi güzel saçılmış kıyafetlere baktım. “İyi de ben ne giyeceğim?” derken koltuğun üzerindeki kıyafetleri gördüm. Benim için hazırlanmışlardı. Tarık neyse ki herşeyi düşünüyordu. Buna minnettardım. Çünkü bu konularda yeterince tembeldim ve birinin benim adıma düşünüp yerine getiriyor olması oldukça iyi hissettiriyordu beni. Mutlulukla el çırptım ve kalktım. Yürümek için bir adım atmıştım ki dün gece buhranlı seksimizin neye mal olduğunun baya iyi farkına vardım. “Kahretsin.. Bugün nasıl yürüyeceksin acaba?” diye düşündüm. Sızı çok fenaydı. Tarık’a içimden küfrettim çok doyumsuz bir adamdı. Tüm gayretimle banyoya ulaştım ve kendime aynadan baktım. Aman allahım ne olmuş bana böyle? Göğüslerim morluk ve ısırık izleriyle dolu, saçım başım dağınık, göz makyajım akmış suratımı çok kötü gösteriyordu. Tarık az önce bu mahvolmuş halimi mi güzel bulmuştu yani. İnanamıyordum buna. Şaka gibi benimle dalga geçiyor olmalı. Hızlıca duş aldım. Çıktım ve giyindim. Bugün allahtan dar paça siyah bir pantolon önü küpür detaylı beyaz bir gömlek vardı. Buna sevinmiştim doğrusu. Hafif nötr tonlarda makyaj yapıp Tarık’ı bulmak için odadan çıktım. Gerçekten mis gibi bir kahve kokusuna doğru yöneldim. Kahvenin aroması o kadar güzel geliyordu ki Tarık’ın gerçekten tek başarılı olduğu mesleği, yöneticiliği değilmiş. Seksi de unutmamak gerek. Ondan da çok başarılı. Şimdiye dek neden bir kadınla olmadı merak ediyordum. Belki de sormalıydım. Tarık yaklaştığımı görünce bana doğru döndü. “Buse ofis kıyafetleri diyince bunları getirmiş. Yakışmış canım her halinle güzelsin.” diyerek yanağımdan öptü. Öpücüğü ıslak ve sıcaktı dahası samimiydi. “Hadi otur” dedi Amerikan mutfağındaki bar taburelerini göstererek. Oturdum ve tostumu hemen önüme koydu. Lezzetli görünüyordu. “Sadece seks konusunda iyi değilsin sanırım…” diyorum gülümseyerek. “Sadece seks konusunda mı iyi olduğumu düşünüyordun yani?” diye kaş çatarak söylüyor. “Bana sadece o maharetini gösterdin.” diyorum. “Arsu daha gösterecek ve görecek çok şeyin var öyleyse…” diyor ve yememi işaret ediyor. Kahvemi de önüme koyuyor. “Teşekkür ederim.” diyerek mırıldanıyorum. “Afiyet olsun.” diyor ve kendi kahvesini alıp bir diğer bar taburesine çıkıyor. Beni izliyor ve kahvesini içiyor. Bir süre sonra “Seni annemle tanıştırmak istiyorum. Bir haftaya da karım olmanı istiyorum.” demesiyle içtiğim kahveyi püskürtmem bir oluyor. Allahtan üstüm batmasa da baya tezgahı batırmıştım. Boğuluyor olmam da çabası. “Tarık sen ciddisin?!” “Elbette. Hemen evlenmeliyiz.” Hala öksürürken konuşmakta zorlansam da “Bir haftada düğün yapılması imkansız.” diye söylemeye çalışıyorum. “Güzelim sen tamam dedikten sonra imkansız diye bişey olamaz, olmaz. Bugün annemle tanışacaksın. Gelinlik için yarın butik kapattım. Oraya gideceğiz birlikte. Organizasyon şirketi şirkette bizimle görüşecek bugün. Ha bir de Hülya’yla Engin’de bugün annemin yanında olacaklar.” Dinledikten sonra ne diyeceğimi bir türlü bilemedim. Sus olmuştum gerçekten konuşamıyordum. Daha konuşulacak o kadar çok şey vardı ki hep ötelemiştim. Şimdi de niçin neden evlenmem gerektiğini öğrenemeden öylece evlenecek miydim? “Tarık bu konuda biraz daha zaman vermeni istiyorum bana.” diyebildim. “Pekala bir ay olsun bu süre. Ama tüm hazırlıklar başlayacak. Lütfen Arsu uzatmak istemiyorum. Bir an önce evlenelim.” diyor elimi tutup öperek. “Tamam” diyorum şimdilik. “Engin ve Yüksel konusunda ne yapmayı düşünüyorsun?” diye aklımdaki en önemli soruyu soruyorum. “Göreceksin. Hadi tostunu yemeyeceksen çıkalım. Bugün önemli toplantılarım var. Bir tanesi düğün organizasyonu için zaten onu birlikte hallederiz. Annemle görüşmek için ise erken çıkacağız şirketten.” “Peki.” diyerek kalkıyoruz. Şöförü kapıyı açtı ve arabaya yerleştik. Şirkete doğru yola çıktık. Saat 10 olmuştu. Tunç’tan günaydın mesajı aldım yoldayken nasıl olduğumu merak ettiğini yazmıştı. Tarık’ın ilgisinin telefonumda olmaması ona artı puan eklememi sağladı. Bunu yerinde buldum öyle olmalıydı. Tunç’a iyi olduğumu belirten bir mesaj gönderdim. Şirkete yolculuk kısa sürdü. Tarık herkes tarafından selamlanarak karşılandığı için benim onun yanında olmam herkes için kafa karıştırıcı göründü ve hemen fısıltılar duyuluyordu arkamızdan. Bunlara takılabilecek biri değildim. Patronuyla yatan bir sürtük bile deseler ki zaten öyleydim. Seksi sevmek ve seks yapmak istemek neden bizim toplumumuzda bir kadını adileştiriyordu bir türlü anlamıyordum. Her kadın gibi erkeğinde sürtüğü vardı bence. Seks kölesiydim sürtük değil ama bu ince ayrıntıyı kimsenin dikkat etmeyeceğini çoktan öğrenmiştim. Karşılıklı zevki doruk noktasına ulaştırmak için fanteziler ve kışkırtıcı olmanın albenisi yanlış değildi benim fikrimce. Neyse kata geldiğimizde Mine ayağa kalktı ve bizi selamladı. Tabi ki ayağa kalkmasının sebebi muhtemelen Tarık’tı. Tarık yoğun olacağını söyledi. Ayarlamaları birlikte yapmamızı belirtti Mine’ye. Ayreten mahkemede bir dava göreceğini söyleyerek odasına geçti. Gerçekten benimle bu kadar yoğun birliktelik yaşarken tüm bunlara ne zaman yetişiyor diye düşünmeden edemedim. Gerçi çok kısa bir süredir benimleydi. Mine tableti alıp Tarık beyin programını okuma işlemini bana bıraktı. Bugün kahvesini ben hazırladım elbette Mine’nin katkısıyla. Mine biraz iyimser ve sabırlı biri olmalı bana karşı oldukça toleranslı. Ya da ben ilk defa çalıştığım için neyin veya kimin nasıl olması gerektiğini gerçekten de bilmiyorum. Kahvesini teslim edip programını bildirdikten sonra Tarık çıkabileceğim dışında herhangi bir talimat vermedi. Üstüne üstlük yine soğuk bir adama dönüştü ve hiç bana doğrudan bakmadı. Sadece “Kahve biraz iyi, tam olması gerektiği gibi değil. Bir dahakine böyle olmasın Arsu hanım.” diyerek kekelememe sebep oldu. “Pe.. ki… Tarık bey..” Gün çabuk öğlen oldu. Tarık adliyeye gidip geldi. Akşama doğru düğün organizatörleri geldi. Açıkça güzel bir kadın geldi bir erkekle birlikte. Kadın beni övünce memnun oldum. Tarzımı öğrenmek ve nasıl bişeyler istediğim konusunda bana sorular yöneltti. Hızlıca yanıtladım zaten pek bilgim de yoktu. O yüzden bana mail yoluyla bazı taslaklar göndereceğini hatta fotoğraflar ileteceğini söyleyince memnun oldum. Tarık zaten işiyle çok meşguldü bense oldukça boştaydım burada inceleyebilirim diye düşündüm. Onları uğurladıktan sonra Tarık aceleyle belime kolunu doladı ve beni kendine çekti. Yeşil gözlerimin içine derinlemesine bakarken titredim. “Güzel gelinim neyi nasıl isterse öyle olacak!” dedi çoşkuyla. Çoşkusu ses tonundan anlaşılıyordu. Gülümsedim ama bişey demedim. Ciddi ciddi evleniyor olma fikrine hazır değildim. Gerçekten de evlenecek miydik? Tarık “Müstakbel kayınvalidenle tanışmaya gidelim?” Ne dersin gibi cümleyi soru cümlesi olarak kullanması aslında soruyor olmaması… Hazır mıydım bilmiyordum. Ne olacak göreceğiz diyerek gülümsedim. Birlikte ofisten ayrıldık. Tarık elimi tutarak beni ilerletince doğal olarak Mine manalı bir bakış attı. Sanırım patronuyla çıktığımı bilmiyordu. Bir dakika ne dedim ben? Çıkıyor muyum? Adamla bir çok seks yaptıktan sonra bunu kanıksamama ne demeli? Bir an durup Tarık’ a baktım. Hâlâ asansördeydik. Tarık bakışlarını bana çevirince gülümsedi dudaklarıma kısa olmayan bir öpücük verdi. Talepkar ve açlıkla değil yavaş yavaş emerek öptü ve bıraktı. Çok yakışıklı ve etkileyici bir adamdı. Sanırım ona kapılıyordum. Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD