Bölüm 37

1090 Words
Kahvaltı edip şirkete geçtik bugün ki toplantılara benim de katılacağımı ve notlar alacağımı öğrenince oldukça sevinmiştim. Çünkü şirkette bir şey yapmadığımı oldukça düşünmeye başlamıştım. İşe yarar olmak istiyordum. Bu yüzden Tarık’ın bu isteği beni memnun etti. Bacaklarıma dokunup “Sence bugün fazla seksi gözükmüyor musun?… Yanlış bir zaman mı seni toplantılarıma katılmanı teşvik etmek için?” diye sordu Tarık. Ben sadece dokunuşuyla etkilendiğim adamın gözlerinin içine bakarak “Bence değil işe yarar olmak istiyorum.” diyerek yanıt verdim. “Seksiliğime gelince bence ben hep öyleyim.” dedim. Sadece dokunuşunu biraz sertleştirip elini geri çekti. “Evet bu konuda sanırım haklısın sen hep seksisin.” diyerek göz kırptı ve gülümsedi. İçim titredi allahtan şirkete gelmiştik, neyse ki. Seksi seven seks kölesiydim ve seksiliğimle ilgili sözler duymak seks yapma arzumu tetikliyordu. Mine’ye “Günaydın” diyerek selam verdik. Dün akşam için bizi tebrik eden Mine’den ayrılıp odalarımıza geçtik. Tarık’ın kahvesini her zamanki gibi hazırlayıp günlük programını ona aktardım. Saat üçte birde beşte olmak üzere iki toplantısı vardı. Odasından çıkarken “Bu akşam annem yemeğe bekliyor seni, gidelim?” diye bildirdi. “Gidelim mi? Demek istiyorsun sanırım.” diyiverdim. “Evet elbette öyle demek istedim.” dedi. “Pekala, evime hiç gidemeyeceğim anlaşılan…” diyip odadan çıktım. Gerçekten de bu adamla tanıştığımdan beri sürekli onunla birlikteydim. Hiçbir şey düşünüp sorgulamak istemesem de duymak istediklerimden hala emin olamıyordum. Engin’e endişelendiğimden değil ama şimdi Hülya hamileyken ne olacaktı. Tarık niye onlardan intikam almak istiyordu. Yüksel bey ne yapmıştı? Bir sürü soru vardı kafamda ama cevapları öğrenmek istediğimden emin değildim. Hiçbir zaman da olamayacaktım sanırım. Kahvaltıdan geç geldiğimiz için öğlen erken olmuştu. Yemek yemeye gitmedim. Sanırım hala toktum. Mine yemeğe davet etse de ona katılamayacağımı söyledim. O gittikten sonra Tarık dahili hattan arayarak bir kahve daha istedi hatta kendine eşlik etmem için kendime yapmamı da söyledi. Sanırım kahve bana da iyi gelecekti. Masadan kalktım eteğim çok yukarı çıkmıştı oturduğum için onu düzeltirken karşımda gördüğüm kişiyle mini bir şok yaşadım. Engin! Yine ne işi var bunun burda. “Merhaba Arsu, harika görünüyorsun!” “Ne işin var burda?” diye azarladım. “Patronun asistanı olarak gelen misafirlere böyle mi davranıyorsun? Finans departmanında işe başladım. Bugün ilk günüm ama sanırım geç kaldım. Malum anlarsın ya sabah seksi…Hülya’nın koynundan çıkmak epey zor.” diye konuşmayı hala devam ettirecekken “Eh kes be! Seni mi dinleyeceğim.” diye patladım. “Niye canın çeker diye mi korkuyorsun? Nede olsa ilk erkeğin benim!” diyerek üzerime gelmeye başlamıştı ki Tarık’ın odasının kapısı açıldı. Bizi gören Tarık şaşırmıştı. Engin’e hitap ederek “Ne işin var burada?” diye sordu. Engin sırıtarak “Hiç sadece Arsu’ya burada çalıştığımı bildirmek ve merhaba demek için geldim.” diye konuştu. Tarık bana dönerek “Kahveyi bekliyorum.” diyip odasına geri döndü. “Peki” desem de duyup duymadığını anlayamamıştım. Engin tekrar önüme dikildi. Geçmeye çalıştıkça karşıma çıktı. “Bir çekilsen artık!” diye kızgınlıkla söyledim. “Çekilirim ama bir şartla!” dedi. “Ne şartı be! Çekil!” diyerek zayıf olduğumdan kenardan sıvışmayı başardım. Bir daha da arkama bakmadan koşar adım kahve yapmaya mutfak bölümüne geldim. Ama yine de peşimden gelen Engin beni rahat bırakmadı. “Bir kere adamakıllı konuşalım lütfen.” dedi mavi gözlerini gözlerimin içine dikerek. Neden kabul ettiğimi bilmiyordum ama “Peki” diyivermiştim. Sanırım ondan bir an önce kurtulmak için anlık çıkmıştı öyle ağzımdan. Engin sevinçli bir şekilde gülerek “Görüşürüz.” diyerek sonunda beni yalnız bıraktı. Hemen kahveleri alıp Tarık’ın odasına doğru ilerledim. Kapıyı çaldım. Tok sesi “Gel” diyince içeri girdim. Masasına kahveyi bırakıp karşısındaki sehpaya kendi kahvemi koydum. Kahvemi içemeden siyah delici bakışlarla karşılaştım ve yutkundum. Sanırım onu bekletmiştim ve sinirlenmişti. “Buraya gel Arsu!” diyerek beni kendine çağırdı. Masasına kalçamı dayayarak kendi döner koltuğuyla beni masayla kendi arasında sıkıştırdı. “Tarık!” diye seslendim. O hiçbir şey olmuyormuş gibi kahvesini içmeye başladı. Bitirdiğinde “Önceliğin benim! Bir daha böyle bir şey yaşanırsa cezalandırılırsın Arsu!” dedi. Ben bana dokunup bir şeyler yapmasını beklerken o döner koltuğu geri çekti ve bedenini benim bedenimden ayırdı. Sıcaklığından uzaklaşan bedenim hayal kırıklığına uğradı. “Şimdilik ufak bir ceza alacaksın elbette.” diye gülerek belirtti. Bu gülüş açıkça şeytani olmasa da pis bir gülüştü. “Arkanı dön ve masama eğil! Bacaklarını aç!” diye buyurdu. Bu benim için ceza değil ödül diye düşünürken biraz sonra yanılacağımı henüz bilmiyordum. “Kıçını daha fazla eğ!” Biraz eliyle yönlendirdi ve istediği gibi durduğumu düşünmüş olmalı ki elini çekti. Dokunuşlarının devamını bekleyen ben için bu çok kötü hissettirmişti. Ona yeterince çıplak ten gösterdiğime emindim. Amımın kabardığını da eminim görüyordu. Ama tüm bunlara rağmen bana dokunmuyordu. “Ah Arsu, sulanmaya başladın… Siyah tangandan parlayan am sularını şu an görebiliyorum.” diye söyledi. Arkama baktığımda Tarık’ın koltuğunda eğilip amıma dahası kıçıma baktığını gördüm. “Ahh Tarık!” diye inledim. Bu görüntü beni çok azdırmıştı. Tarık azmıyor muydu yani öpüşümle canlandırdığım siki canlanmıyor muydu? “Önüne dön Arsu, iyi bir kız olup cezanı çekeceksin!” diye buyurdu Tarık. Onu tahrik edebilmek için kalçalarımı oynattım ve biraz daha eğdim, böylelikle daha fazla sulanan amcığımı görebilirdi. “Oh…” diye inledi ama yinede bişey yapmadı. Sadece “Sikik bir tahrik!” diyerek karşılık verdi yaptığıma. Bu adam! Gerçekten öylece bakacak ve bir şey yapmayacak mı? Sinirlenmiştim. “Tarık!” diyerek uyardım. “Daha fazla tahrik etmelisin belki de canım!” diye benimle eğlenmeye başlamıştı beyefendi. “Tarık beni sinirlendirme!” diye patladım. Tarık yerinden hışımla kalktı ve tam arkama yapıştı. Erekte olmuş s****i kıç deliğime konumlandırdı. “Sinirlenirsen ne olur?” diyerek üzerime eğildi. Büyük eli başımı tutuyor hafif saçımı çekerek kulağıma ağzını getirerek fısıltıyla “Ne yaparsın bebeğim?” diyerek kulak mememi yaladı. “Ohhh…ımm” diye daha çok inledim. Bedeni bedenimin üstünde, memelerim masanına yapışmış, kalkık devasa üyesi arkamı delecekmiş gibi dururken fısıltılı sesi aklımı kaçırtacaktı bana. Sik diye yalvarmamı mı bekliyor? Bedenini bedenimin üstünden çekti. “Kalkabilirsin.” diyerek yerine tekrar oturdu. Ona doğru döndüm. Birbirimize bakarken gözlerimiz de kıvılcım, bedenlerimiz de ateş vardı. Bunun intikamını çok kötü alacaktım. Ama şimdi zonklayan ağrıyı yatıştırmam gerekiyordu. Bacaklarımı birbirine bastırdım. Ona şeytani bir gülümsemeyle baktım. Hala pantolonun önündeki çıkıntıyı görebiliyordum. Demek o da benim gibiydi. Bunu bilmek beni eğlendirdi. Bukleli kızıl saçlarımı savurdum kahve fincanlarını alıp odasından çıktım. Kendi kahve fincanımı alırken ona doğru eğilip arkadan tekrar frikik verdim bilerek oyalandım. Bir hırlama sesi geldi. Tarık’a dönüp baktığımda tekrar masasına yaklaşmış evraklara bakıyor gibi duruyordu. Gülümsedim ve yanından ayrıldım. “Siz göreceksiniz Tarık bey? Arsu kim? Seks kölesi veya efendisi nasıl olur göreceksiniz!” diyerek içimden geçirdim. “Bu da benim kendime sözüm olsun.” diyip güldüm. Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD